11 Ekim 2010 Pazartesi

eylül 2010

İNGİLİZLERİ KORUMA DERNEĞİ



-Ruhumun derinliklerinde bir adet Doğan SLX var. Hem de modifiyeli. Hava biraz soğumaya görsün hemen kendini çalıştırmaya başlıyor. Oto teyp' den yükselen ‘Canısı’ melodileri eşliğinde ilerliyoruz kendisiyle birlikte. Üstelik bu bir iç yolculuk. Bir çözümseme, bir varoluş. ‘Ya benimsin, ya toprağım yazısına sahip arka cam kesinlikle kararlı. Sevmeye, almaya, sahip olmaya. Allah Korusun yazısı da plakanın üzerinde güvenliğimizi sağlıyor. Bilinmeze yolculuğumuz başlıyor böylece..





-Doğu-Batı sentezi müzikte olur da yazıda neden olmasın dedim, ortaya bu çıktı. Doğan slx ile doğulunun aşkını, içsel yolculukla batılının iç sıkıntısını harmanlamaya çalıştım. Şimdi de sırada TRT kafası; ‘Dilimiz  sürtçüyse affola, esen kalın.’. Doğu-batı şeysi şimdilik bir fikir, geliştirelim, tiksindirelim. Mersi.





-Bundan sonra sıradan beddualara son. Bela vermek, ceza dilemek, kahr etmek artık demode!. ‘Kıvanç Tatlıtuğ, İstinye Park’ta kız kardeşi Melisa’yla yüksek sesle tartıştı’ haberine internette yorum yazacak kıvama düşersin inşallahh!. Bundan daha büyük beddua bulmak zor. O kıvam acayip bir kıvam.





-Arabalarını her zaman sıkıcı ve güvensiz  bulduğum bir araba markasının güvenlik sorunları sebebiyle 1.13 milyon aracı geri çağıracağı haberini okuyorum. Lise yıllarımıza geri dönelim ve bu markaya X diyelim. X daha önceki yıllarda da  birçok kez arabalarını geri çağırmıştı. Ölümcül kazalar da meydana gelmişti bu hatalardan. 1.13 milyon arabayı çağırma haberini okuduktan sonra yine X’in  T.V reklamını görüyorum. Benim babam çok yakışıklı diyor çocuğun biri. Diğerleri durur mu?, ‘Benim babam çok güçlü’, ‘Benim babam çok eğlenceli’ .Ve hepsi birden haykırıyor ‘Benim babam X gibi adam.’. Ne babalar varmış be. Hem sıkıcı, hem güvenliği zayıf hem de nereye çağrırsan oraya gider. Diyelim ki; babanızla denize gidiyorsunuz, keyifler yerinde, bir telefon. Hooop baba japonyaya. Afferim mobil babaya. Nereye çağrırsan oraya geliyor. Her eve lazım. Çek götür.






-Yoğun olarak Girne bölgesine konumlanmış ingilizlerin ortak özellikleri var. Bir kere hepsi elinde plaket tutup fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Aşırı beyaz tenleri var o ayrı. Pazarlık yapmalarına da alışıyoruz. Fakat, bu ödül mödül durumları ne ona çok aklım kesmedi. Gerçi geçen yaz özel bir televizyon kanalının yılın emlak ödülleri adı altında her ingilize ödül verdiği birşey de görmüşlüğüm var. Değişik ve rahatsız edici bir ödül töreniydi. En iyi arsa, en iyi ev. Sırıtan bir sürü ingiliz. Kardeşim, ne işiniz var buralarda diyesim var ama birileri çoktan ödülleri dağıtmış. Neyse ödül töreni ayrı bir konu. Sanırım bu arkadaşlar golf, tenis ve süslü tenis topuyla oynanan oyundan oynuyorlar ve birbirine plaket verip fotoğraf çektiriyorlar. Bu haber ve fotoğraflar yüksek trajlı yerel gazetelerimize arada bir çıksa da genellikle tamamı ingilizce olan gazetlerde yer alıyor. Süslü topla oynanan oyunun adını bilmediğimden dolayı özür diler, istesem Google'dan bulabileceğimi fakat ödül töreninde sinirlendiğimden vazgeçtiğimi belirtmek isterim sayın halkım. Halkım ne yapıyor bunlar?. 'İngilizleri Koruma Derneği' mi kurdular da benim mi haberim yok. O kadar ödülü evde koyacak yer bulamaz insan.






-Sabah duyduğum ilk şarkının 'İbibikler öter ötmez ordayım' olması da ayrı bir neşe kaynağı. Sandım ki traktorün arkasındaki arabacıkta pikniğe gidiyoruz ma aile. Piknik öncesi zeytin toplanacak falan. Toprağın kokusu, traktorun dumanı, ben seni sevdim, ey naz-ı diyarım(doğu-batı senteze).





-Tanrım kocaman bir yaz geçti ve bu yaz henüz 'Bol gömlek altına don giymiş kadın'lı klip çekilmedi. Tanrım dünyanın yörüngesi bile değişebilir. Yaz bitmeden yapınız. Sibel Can mı olur, Demet Akalın mı yoksa Petek Dinçöz mü bilemem. Biriniz yapın artık. Söz konusu tüm insanlık.





-Bir zamanların popstarları, yıldızları acaba şimdi ne yapıyor diye merak etmeyen insandan biraz çekinirim.




-Konu ne olursa olsun iki tarafın tartışmasının sonucunda hemfikir olunduğunu hiç görmedim. Konu futbol olsun, araba olsun, müzik olsun ne olursa olsun herhangi bir tarafın karşının fikirlerini kabul ettiğini ben hiç görmedim. Gel benimle X arabasını konuş. İstediğin kadar öv, kesinlikle kabul ettiremezsin. E, 'o zaman neden tartışıyoruz?'. Cevaplardan cevap beğen; 'insan olduğumuz için', 'tartışarak kendimizi geliştirdiğimiz için'. Yalan söylemeyin bre, başımıza bela almak için tartışıyoruz. Sinirlenenim ki tansiyonumuz fırlasın, ya da sinirletelim ki karşı tarafın sinirden kırmızı olan kulaklarını inceleyelim.




-Alternatif bir beddua daha; 'İnşallah Facebook'ta az samimi olduğun lise arkadaşınla aynı anda online olursun da, selam-nasılsın-nasıl gidiyor çerçevesinde sıkışıp kalırsın'.



-Hey sen, kıbrıs konusunu tartışalım mı adamım?


cypaibo@gmail.com
Halil AĞA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder