10 Ekim 2010 Pazar

k14

DOĞA'DAN MEDET UMAN KADIN:
'Düşen Sarı Yapraklara / Yağan Deli Yağmurlara / Hırçın Deli Rüzgarlara / Seni Sordum Yok Dediler / Rıhtımdaki Sandallara / Körfezdeki Dalgalara / Gökyüzündeki Yıldızlara / Seni Sordum Yok Dediler'. Sen adama kendini öv dur internette. Hem gezerim, hem severim, hem hamaratım izlenimi yarat. Hepsi bir arada, adeta 'ALL-IN 1' kıvamında takıl. Sonra adamın önüne bir tabak sıcak yemek koyma, evi çekip çevirme, pasaklı pasaklı ortalıklarda gezin. Üstüne üstlük hergün yeğenlerinin fotoğraflarını çekip zorla adama izlettir 'kuzişlerime baakkk' diyerekten. Bu durumda ne olur?. Bi tabii adam kendini ormana, dağa , taşa verir. Bunaldı adam. Şimdi ara dur ormanlarda.




ÇEVRENE DİKKAT ET:
'Unuttu dediler / Hiç sevmedi dediler / Gücendim yar / Yalanmış dediler / Bir anlıkmış dediler / Kırıldım yar / Aldatıyor dediler / Aldırmıyor dediler / Yıkıldım yar'. Maaşallah çevrenin güzelliğine bak. Paso dedikodu, sırf fitne-fesat. İnsanın böyle çevresi olsun asla hayır etmez. Unuttu dedi, yalan dedi anladım ama aldatmış!. İşte bu olmadı. İnsanın ters anına gelir, gider karşı tarafı ezer eler bu durumda. Belki kalbi rahatsızdır. Çok fena çok. Bunlardan uzak.




ARIYORUM:
3 Ay boyunca herhangi biriyle Kıbrıs sorununu konuşmayan, Kıbrıs sorununa ve ülkenin tüm problemlerine çözüm bulmayan insan evladı arıyorum. Aranan kişinin prezentable, kendine güvenen, müşteri odaklı, sabahtan akşama mesai yapma heveslisi olması değil sadece buralarda yaşaması gerekmektedir. Yarışmamız yılbaşına kadar geçerlidir. 31 Aralık gecesi 'Peee dünya nasıl kutlar yılbaşını, biz da burda sürünürük' veya benzeri cümle kuranlar diskalifiye edilecektir. İyi olan kazansın!.




RAHATLA-NEFES AL:
Özletmek aşırı olmadıkça gereklidir. Hele hayranlık duyacağın kadar beğendiğin biri ise biraz özlemek iyidir. Sesi, tonlaması, oyunculuğu ile takdir edilen bir şahıs Haluk bilginer. Fakat hem reklamlarda, hem dizilerde, hem heryerde ayni şekilde yer alması bıktırmaya başladı. Aslında bıkanlar kadar, 'büyük sanatçı' korkusundan kendisine bile itiraf edemeyenimiz çok. Tonlama içinde kalıyoruz sabah-akşam. Kendisini her gördüğümde 'Kaççç sesini belirterek tonlayacak şimdiii' diyesim var kendi kendime.




HAYKIRIYORUM:
Beyaz T-shirtler neden illa pembeleşmek isterler ki. O kadar dikkatli ayırıyorum nerden buluyorsa buluyor o pembeyi. Buradan çamaşır deterjanı ve bilimum sarfiyatını üretenlere de seslenmek istiyorum. Boş bir vaktimde saydım: ortalama 15-20 farklı ürün var çamaşır temizlemek için. Deterjan, yumuşatıcı, kireç çözücü, renk ayrıcı, yağ çıkarıcı, renkliler için leke çıkarıcı, hassas kumaşlar için deterjan, bebeklere özel deterjan, ütüyü kolaylaştıran ürünler...Hoop kardeşim şikayetim var, bu gidişe bir dur demek istiyorum dünya insanları adına. Biz sadece yıkanmış temiz çamaşırlar istiyoruz. Hem aklımızı karıştırıyorsunuz, hem ekstaradan para veriyoruz bir de pembeleşiyor. Ayıptır. Tek bir ürün istiyorum, başlayın çalışmaya!.




UTANÇ VERİCİ ANILARI:
Bu hafta benim değil, tanımadığım bir insan evladının ilerde utanacağı anısını yazıyorum. 15 yaşında selimiye meydanında ailesiyle birlikte doğumgününü kutlayan ergen. Bu ne acıdır yarabbi. Yaşıtların orda burda fink atsın, dereboylarında ultra kalabalığın içinde doğum günü kutlasın; ya sen?. İyi aile çocuğu damgasını yedin bir kere. Adını bilmediğin üflemeli aleti çalan adam bile alkışlıyor seni pasta kesilirken. Pasta gelirken 'hepi böfteyyyy' diyerekten alkış tutan restaurant çalışanlarının dramını düşün bir de. Aile büyüklerinin amcaların sana yaptığı esprileri duymadım iyi ki. Sana çok üzüldüm sevgili kardeşim. Yırtmaya bak, gidişat kötü!.





TEKNO DRAMA:(YAZIKLAR OLSUN içerir)
Hayatın boyunca sana yapılamayan sürprizi, twitter'den Apple'ın CEO'su Steve Jobs 'Şu an elimde tuttuğum ürün dünyayı değiştirecek. Bekleyin' cümlesi ile yapıyorsa tekno-drama'na hoşgeldin. Bir de düşün bu sürpriz Türkçe bile değil. Yazık sana, yazık bana, yazık bize!



Halil İbrahim AĞA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder