10 Ekim 2010 Pazar

k11

ARIYORUM:
Plakaya özel park yerine doğru araba park etmişmiş mi diye kontrol etmeyen insan evladı arıyorum.  Bulunca ne yapacağıma  düşünmedim henüz ama arıyorum. Biz diğer sıradan insanlar plakayla arabayı uyuşturuyoruz, arabanın değerine göre park yeri ayarlamaya değmiş mi değmemiş mi diye konuşuyoruz aramızda. Plaka ile araba uymamışsa ‘Peh’ diyebiliyoruz gereksizce. Ama O, tam bir yaşayacak adam edalarında. Bakmıyor ne plakaya ne arabaya.




KENDİNE ÇOK GÜVENME SÜPER ADAM:
‘Bir gün benden şikayet ettiğin ne varsa özleyeceksin / Unuttuğun yalanlara benzemeyecek hep yanında götüreceksin’. Sanırsın dünyaları vermiş sevgilisine. Kendine bu kadar güvenen, tartışmalarım bile özlenir mantığındaki bir adam ne verir ki karşısına?. Dert, maraz, eziyet. Telefon çaldırır kapar böylesi. SMS atar ve saniyeleri saymaya başlar ; karşıdan cevap gecikirse ayrı bir tartışma konusu olur. 5 dakikaya kadar tatlı hüzün, 5-10 dakika arası sadece ‘Nerdesin?’ veya sadece ‘?’. 10-15 dakika arası haif şüphelenme içeren mesajlar. 15 dakikayı aşmışsa kesinlikle sevgili aldatıyordur. Bu adamlar da böyle; ayrılıkları ayrı dert, sevdaları ayrı dert. Uzak tutunuz.




ARABA VE İÇKİ:
Araba vardır oturup seninle bira içesi vardır. İçer yani. Hatta o bile davet eder seni içmeye. Evine gelir, sen onun evine gidersin. Bira içersiniz, rakı içersiniz. En özel sırlarını paylaşır senle, sarılıp ağlarsınız. Derdini de bilir, neşeni de.  Araba vardır bildiğin ot. Hiçbir şekilde kural dışına çıkmaz. İçmeyi sevmez, gezmeyi sevmez, eve gelip iki çift laf etmez. O araba ister ki işten eve evden işe gitsin. Düz araba. Ama öyle de bir araba vardır ki, tüm modelleri göz alıcı. Çalıştığı işyerinde gözler hep o arabanın üzerinde, içelim dersin randevu verir. Belki onu satın alabilirsin ama evinde içki içiremezsin. O hep dereboyunu ister. Hep yola yakın masaları ister. Bira sevmez, rakı sevmez. Ya yüksek kalite viski açarsın ya da hiç içemezsiniz. Evine de davet etmez seni. Elini omuzuna koymayı denesen ters ters bakar sana. Yoldan geçene hava bassın ancak bilir. Tatiliydi, cilt bakımıydı, kuaförüydü derken cebinde para kalmaz.




İLK MUTSUZLUK:
Erol Evgin’in ‘Cuma gün ödevini yapan çocuk saçı’ nın gerçek olmadığını öğrendiğin an, işte ilk mutsuzluk. Kim derdi ki çocukluğunun bu düzgün şarkıcısının yıllar sonra Murat Evgin isminde egosal sorunları olan bir oğlu olacak ve kendi isminin yazılı olduğu tshirtle klipler çekecek. Hatta internet sitesinde ‘1996-1999 arasında “Beni Ellere Verdin” albümündeki şarkılarını dünyanın her yanından insanlara çaldı, aldığı değişik fikirler ve eleştirilerin ışığında şarkılarına yeni biçimler kazandırdı.’ gibi akıllara zarar bir cümlesi de var. Dünyanın her yanına yayılan mutsuzluk.



YAZIK BANA:
Kalbi tertemiz dostum var . O ki karıncaya incitmez, o ki sevgiye inanır. Dünya iyisi bir insan, e o zaman neden yazık bana. Diziler başlıyor, o da arada dizi karakteri sesiyle konuşmaya başlıyor. Sanırım öyle bir özelliği var, Eylül ortalarına doğru o özelliği ON konumuna getiriyor.   



YAZIK BİZE:
Küçük kız çocuğu takliti yapan kızdan bıkmadınız mı ey halkım?. Bizlere yazık değil mi?. Diğerleri olarak toplanıp bir şeyler yapma zamanı. Hele o sesini incelte incelte konuşması yok mu, işte o an saldırıya geçelim.



HAFTANIN EN DUYULASI CÜMLESİ:
‘If you want, senda gelebilinn!.’ Genç bir kızımız tarafından telefonda söylenen cümle. Sanırım karşı tarafa kur yapıyordu. Ya da ben kaşlarından öyle anladım. Böylesi cezbedici bir teklifi reddedecek adam bulmak zor sanırım. Uzata uzata, gevrek gevrek. Kolay gelsin.




HAFTANIN TATİLE ÇIKMASI GEREKEN SANATÇISI:
Normal bir insan evladı olarak ıkına sıkıla şarkı söyleyen ‘bağzı oklavı’ olmuş bir adamı izlemekten haz almıyorum. Ha belki, bir rock konseri olur, belki metal konseri olur o ayrı. Ama pop daha naif, daha sakin bir müzik olmalı. En hareketli anında bile bir dingillik vardır şarkılarda. Fakat öyle biri var ki, sesiyle ve boğazıyla bizi ezmek istiyor. İşte bu operadan bize hediye olarak gönderilen adam yapıyor bunu. 4 albümdür ayni formulü kullanarak aşkla dövmek istiyor. Gerçi son atışı pek isabetli değil ama olsun. Aşk rahatsızı insanlar yaratarak parasına para katan sevgili Ferhat Göçer. Lütfen tatile çıkınız. Issız ve sessiz kalınız bir müddet.





Halil İbrahim AĞA
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder