4 Ağustos 2010 Çarşamba

aralık 2009

                        SIYRINCAK
-Yepyeni bir anne spesifikasyonu keşfettim. Özellik diyecektim, 
spesifikasyon'a özendim affedin. Bazı kumaş türlerini sadece
anneler biliyor!. Evet, bu özellik sadece anneye mahsus. Polyester'i
lycrayı, pamukluyu herkes bilebilir. Peki ya modacılar?. Gucci olsun,
Hugo Boss olsun, Cavalli olsun..Hangisi olursa olsun. Hiçbiri 
'Sıyrıncak' adlı kumaş türünü bilemez. İnanmayan mail atabilir.
Apışıp kalacaklarından eminim. Zira bir anne kumaşa baktığında bunun
sıyrıncak olduğunu anlar ve akibetinde tasvip etmez. Zaten
anne anladığı şeyi tasvip etmez, anlamadığını onaylar.
İşte onlar da böyle bir canlı türü. İyi ki varlar ve bizi sıyrıncaklara
karşı koruyorlar.
-Gucci'ye mal atarmışsınız, o da size cevap verirmiş.
-Sıyrıncak kumaşın altın yıllarını, 1996-1999 yıllarında yandan çıtçıtlı
3 çizgi eşofman altlarıyla yaşamış olup cümleten geçmiş olsundur.
-Bilgisayar virüsünün bedenimize bulaşabileceğinden şüphelenen
anne güzel, bilgisayarın net görüntüsü karşısında anten sorgulaması
yapan anne daha da güzelmiş.
-Psikopat yerel haber videosu. Konu köyler 7,5 saat elektriksiz.
Haberin videosu, prize basan bir parmak ve açılıp kapanan 2 adet 
floresan lamba. Priz, lamba, elektrik geliyor, gidiyor. Dakikalarca. 
Parmak basıyor, olanlar oluyor. Modern sanat mı desem, minimalist
bir yaklaşım mı desem bilemedim. Sağlam sinir bozukluğu.
-Yeşim Salkım'ın Serdar Ortaç yalakalığından sonra kendine bak
bakalım kaç tane Yeşim Salkımcık var çevrende. En aza indir 
rahatla, tamamen bitir cennet senindir!.
-Annelik müessesine fazla yüklenesim var. Sevgimizden tabi.
Bu spesifikasyonumuz da ilaç endüstrisinden. Annelerin bildiği
ilaç; Baş hapı. Baş ağrısını dindirir, gazan gibi olmuş başı
normal formlara getirir. Paracetomol içerebilir, Naproksen Sodyum
içerebilir farketmez. Onların hepsi de baş hapı!
-Hurriyet.com.tr haberlerini yorumlayan o güzel insanlarla pikniğe
gitmek istiyorum. Evet, yalan değil bunu kalben istiorum. Onlarla
memleket meseleleri, şimdi gençlik  konu başlıklı sıkıcı konuları
konuşmak ve renkli yorumlarla renklenmek istiyorum. Dünyanın leş
medya patronlarından Robert MURDOCH takmış kafasına bedava haber mi olur diye.
Uğraşmış Google'la , Google da napsın o zaman haberleri paralı yapayım
size para dağıtırım demiş. Ve burada bambaşka bir enerji kütlesi 
hurriyet.com.tr yorumcuları devreye giriyor. Noktasına virgülüne
dokunmadan ikinci seçtiğim arkadaşın yorumu;
'Ne paracı adammışsın be robert murdoch kardeş ne oldu şimdi çok mutlu
 oldun mu paran yetmiyor galiba medya patronusun bide' Ve işte
şimdi gönüllerin birincisi ;'Robert MURDOCH... Senin gözünü toprak doyursun..'
.Bu da benden; 'Gözünü toprak doyurmazsa boynun devrilsin MURDOCH'
-Gerçek kült bir bayram emaili aldım bu sene . Power point sunumunda etrafı
yıldızlarla dolu, içinde el sıkışan 'gat gravat' adamlara ait  ellerinin olduğu bir şey.
Üstelik maile ataçlanmış bir şekilde. Ne hissettiğimi yazmaya çalışsam da 
olmayacak. Bambaşka bir his. Deneyeyim. Hani, pencere reklamlarındaki
önü tamamen denize bakan bir evim varmış, Her taraf camekan, her bir
taraftan rüzgar gülleri sallanıyor. O kadar param varmış ki uzaya çıkmayı
kafaya takmışım ama maalesef vize sorunundan beni uzay oteline kabul
etmiyorlarmış. Mecburi bir mahkumiyetim varmış. İşte böyle birşey.
-İş yerinin yakınlarında koskocaman bir kamyon arkası gibi bir çöp merkezi var.
Yani o bir zamanlar başka bişeyken şimdi sarıya boyanmış bir çöp merkezi. 
Gelen atıyor çöpü, giden atıyıor. Çöp doluyor, sonra onu belediye alıyor mu?.
Tabii ki hayır. Biraz daha çöp atılıyor, taşıyor, kokuyor. Bir zamanlar farklı
bir hayatı varken şimdi  herkes ana-avrat sövüyor. Yine çok yoğun bir gününde
kokuya aldırmayarak bu sefer yakınından geçtim. Yırtılmış bir sayfa ve el yazısıyla
yazan bir yazı fark ettim. 'Seni ne zaman unutacağımı sorma, çünkü ne zaman
öleceğimi bilmiyorum'. İşte hayat bu yüzden çok güzel. 
halil AĞA
cypaibo@gmail.com
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder