KAYBOLMAYAN OTOBÜS
-Her sabah karşılaştığım acayip bir manzara var.
Hayır. Yollardaki çukurlardan, altyapı sorunlarından
bahsetmeyeceğim. Veya her sabah kocaman
açtığı ağzıyla yüzüme baka baka esneyen teyzemsi
kadını da anlatmayacağım. Bu bambaşka bir
şey. Özel okul otobüsü!. Hayalet olmakla şehrin sahibi
olmak arasında gidip gelen bir ruh hali var. Aniden durup,
aniden hareket etme özellikleri var ve sinyal kullanmamak
gibi özel bir prensipleri var. Özel okul
otobüsü olduğundan ve buraya çocuklarını yollayan
veliler yığınla para verdiklerinden olsa gerek sanırım bu
şöfor arkadaşlar özel bir eğitimden geçiyorlar. Tahmini
eğitim diyaloğu şöyle olabilir;
'Diyelim ki yolda 3 arabanın geçeceği yer var. Senin de
öğrenci alman lazım ne yaparsın?'
'Evin kenarına park eder. Çocuğu beklerim. Diğer arabalarda
yolun diğer kısmından geçer.'
'Evladım sen salak mısın?. Bu adamlar okula her dönem
binlerce dolar veriyor. Bunu herkesler bilmeli. Böyle bir
durumda yolun ortasını kapsayacak şekilde hafif eğrimboz
duracaksın ki, arkada bekleyenler çocuğun özel okula gittiğini
anlasın. Anladın mı?.'
'Evet Efendim!'
-Ve Özel okul otobüsüne hakkı veren bir anne türünü
inceliyorum uzun süredir. Olay şöyle gerçekleşiyor. Eve
ekmek getirmek adına kahvaltımı ediyor, giyiniyor ve
arabama biniyorum. Bugün de yaşıyorum diyerekten şükür
ettikten sonra ruhun anlam ve önemini yansıtan müziğimi
de seçtikten sonra yola koyuluyorum. Ana caddeye çıkmadan
önümde duran bir özel okul otobüsü. Biraz kenara çekse
geçerim ama çekemez (bkz. 1.paragraf). Efendim, otobüs
boru çalıyor, sonra gene çalıyor. Zeki Müren şarkısını
bitirmiş sırayı Samime Sanay'a bırakıyor; çocuk yok. Bir
kaç borunun ardından çocuğu ve onu koruyup kollayan
ev hanımını görüyorum. Otobüsün önüne kadar geliyorlar
ve otobüsün önünden geçip kapıya ilerlemek için şöförden
izin istiyorlar. Trafiği olmayan bir sokakta, yaklaşık 1 dakika
46 saniyedir durmakta olan bir otobüsün şöförüne parmağıyla
geçebilirmiyiz işareti yapıyor veli. Şöför onay verince büyük bir neşeyle
kapıya geliyorlar. Şöför kapıyı açınca çocuğu bir ahtopot
gibi saran Anne otobüse salıveriyor. Salıveriyor evet. Böyle
bir sarılmanın ardı salıverilme ile tanımlanabilir. Ve kadın; çocuk otobüse
binene kadar şöföre ve diğer çocuklara gülümsüyor, el sallıyor.
Ve Otobüs uzaklaşınca yüzü ani bir değişimle sempatiklikten
gudumsuzluğua ordan da meymenetsizliğe uzanıyor. Dünyanın,
tüm zenginliklerini getirsen yüzüne vuracakmış gibi bakıyor.
Arkada bekleyen zavallı bana bakıyor. Öyle bir bakış
atıyor ki hem korkuyor hem de kendimi sebepsiz bir suçluluğun
tam ortasında buluyorum. Depresyon hırkasını sallaya sallaya
eve giriyor. Büyük kabus, kaçılmaz işkence. Biri beni kurtarsın!.
-Yola koyulmak dedim. Kendimi kahverengi süveter gimiş
gibi hissettim birden. Bol kılçıllı.
-Korna nerde boru nerde. Boru çalmayı asla terk etmem.
Korna'ya karşı nötrüm ama boru çalmak çok yakınımda.
Gel bana gave ısmarla desem ısmarlaycak gibi. Ben gave içmem
o ayrı.
-Yağmur yağdığında hepimiz eve koşa koşa gitmeye çalışırdık
ilkokuldayken. Sadece bir öğrencinin annesi araba sürmeyi bildiğinden
bir tek o gelirdi okula arabayla. Arabadaki diğer koltuklara binmek
için kadına şirin gözükme savaşı verirdik resmen. O sarı Ford,
gözümüzde şimdinin sarı Lamborghinisinden bile daha değerli.
Adeta bir peri. Bir kahraman.
-Yerel kanalların magazini yeterince orjinalken bir de yılbaşı
özel programına özel konuk oldum. Konsept şöyle, popüler bir
diskoya gitmişler kamerayla herkesi çekmeye başlamışlar.
Kimler öpüşüp oynaşıyorsa orda duruyorlar. Resmen softcore
porn on prime time!. Karşı değiliz elbette, iki kız birbiriyle
öpüşürken dillerine kırmızı nokta koymak ne akla hizmet
onu anlamadım. Başkalarının özgürlüğü, senin özgürlüğündür
diye bir laf vardır. Ya da yoktur şimdi uydurmuş olabilirim. Ama
katılıyorum. Rahatlayın, gevşeyin.
-Translate programlarıyla aramdaki özel bağ git gide artıyor.
Kendime hakim olamıyorum. Eko dostun avatarında yer alan bir
ingilizce söz öbeğini translate yardımıyla türkçeye çevirdim yine;
'Korku karanlık tarafa yoludur. Korku öfke neden olur. Anger leads
to hate. Nefret acı yol açar'. Nefret acı yol açar gibi bir ilaç
prospektüsü modundaki sözlere ek olarak çevirmediği cümleyi
olduğu gibi bırakan bir samimiyet. Bence bizim arkadaşlığımız
oldukça güçlü bağlarla ilerleyecek.
-Yazılımlarla arkadaşlık kuracak ayara gelmişsem acilen birşeyler
yapmanın vakti geldi. Evet. Söze odaklanayım. Neymiş,
Korku karanlığa yöneltirmiş. Düşünüyorum. Vallahi de doğru,
billahi de doğru. Peki sayın kendim o zaman ergenliğinden
başlayarak tüm hayatında bir search yapmaya ve bu tanımlamayla
yaptığın tüm hataları bulmaya ne dersin?. Hadi bakalım, kolay
gelsin. Loading.
-Parfüm reklamlarındaki çırılçıplak bir halde çay içip kesik atan
adamların hayatını hiç düşündün mü?. Bence boş bir vaktinde
düşün.
halil AĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder