Bir ERGEN’in Yapılacaklar Listesi:
Pazartesi:
İnternet hayatında daha kalıcı bir etki bırakmak amacıyla ön çalışma yapılacak. Bundan sonra Facebook sayfasında komik video yayınlanmayacak. Böylece cool bir imaj çizilecek. Genele değil, özele çalışılacak.
Salı:
Bugüne kadar internetteki ilişkisini normal hayata aktarabilen tanıdıkların listesi çıkarılacak.
Seviyeli ve seviyesiz ilişki yaşayanlar diye ikiye ayrılacak.
Çarşamba:
Seviyeli ilişki yaşayanların seviyesi ‘Elele pastanede oturan sevgili’ modeli olduğundan bu yol pek tercih edilmeyecek. Seviyeli ilişki içeriğinde yer alan, ‘Tanıştığımız günün haftası, ayı, 3 aylığı’ gibi periyotlarda maddi olarak epey zarar edilebileceği göz önünde bulundurulacak. Bunun bayramı, seyranı, doğumgünü, yeni yılı var.
Perşembe:
Seviyesiz ilişki yaşayan arkadaşlarla buluşup kaldırımda muhabbet edilecek. Arkadaş çapkınlığıyla övülecek ve kendini ‘Alem Hovardası’ hissetmesi sağlanacak. Kıvama gelen arkadaştan işe yarar tiyo almak için uygun vakit kollanacak.
Cuma:
Eski sevgililerin ilişki statüsü kolaçan edilecek. Müsait bulunan varsa gece dışarı çıkmaya davet edilecek. Twilight bol bol övülecek. Vampirler, ölümsüzlükler ve aşk konusunda hep aşk seçilip kızların gönlünde + puan kazanılmaya çalışılacak.
Cumartesi:
Eğer birlikte çıkabilecek bir dişiyi kandırabilindiyse, sinemaya gidilecek. Çok korkunç bir film seçilecek. Korktukça kahkaha atıp, güçlü erkek imajı çizilip karizma güçlendirilecek. İsteyen rahatsız olsun, hedef büyük!. Biri bulunamadıysa, ne olursa olsun birşeyler yapılacak. Ama asla ebeveynlerden birinin getirdiği kaseden çatal batırılmış karpuz yenmeyecek. Hayat, çatala batırılmış karpuz kesiğinden öte olmalı. Bu bir ara düşünülecek.
Pazar:
‘Hem karşı cinsle bir münasebet olmadıysa, hem de motorum yoksa yaşamak neye yarar?’ ana fikirli mızmızlanmalarla annenin kalbine girilecek. Herhangi bir araç sahibi olmadığından dolayı kız arkadaş edinmenin imkansız olduğu, devrin artık değiştiği fikri anneye hazmettirilecek. Böylece tek yaşam gayesi çocuk doğurup, onların da çocuklar doğurarak bir döngü oluşturması olan Anne ele geçirilecek.
HAFTANIN TATİLE ÇIKMASI GEREKEN SANATÇISI:
Genellikle şivesi farklı olan sanatçılar piyasada çok tutunamazlar. İlk çıkışları büyük bir gürültüyle olur o kadar. Örneğin, Ciguli. Ne çok sevmiştik top yekün, adam şimdi Pasaport sorunundan ülkeye giremiyor. Rafet El Roman. Bozuk Türkçesiyle epey bir zaman hayatımızda yer işgal etti. Birbirinin neredeyse aynısı ağlak şarkıların yanı sıra imajı da hep ayni kaldı. Serdar Ortaç kadar rahatsızlık vermese de, son yaptığı hadise onu tatile yollama hissimi artırıyor. Rafet El roman resmen kendini kopyalamış sadece tek bir farkla kopyasının kafası kendi kafasından biraz daha büyük. Kafası bana yakın veya benden hafif bile büyük olsa o insana anında sempati beslemeye başlarım ama Yusuf’a öyle olmadı. Zira, o 15 sene önceki Rafet El Roman. Şarkı sözlerini yazan da Rafet, kliplerinde oynayan da, müzik direktörü de. Ses tonu, şarkı söyleme teknikleri?. Teknik mi dedim?. Sevgili Rafet, Manken karınla kavgalarına tahammül ettik, saçlarını küt kesmene de. Ama bu kadarı da fazla. Yani, ‘Ben emekli olursam devamı var’ mı demek istiyorsun?. Açıkla, planın nedir?. Daha kaç nesil bu böyle sürecek?. Susma rafet, cevap ver. Cevap ver ve uzun bir tatile çık. Macera Dolu Amerika olabilir mesela.
YURDUM ÖZEL::
Kalabalık var diye bir bar’a gidebilirsin. Amacın bellidir. Ne kadar kalabalık olursa, o kadar kesişme şansın artar. Bunu anlayabilirim. Yeni bir mekan açılır, tüm kalabalık orada. Adada yaşıyoruz, kalabalık diye belirli plajlara gidiliyor. Ayni şekilde restaurantlar da tercihe edilebiliyor.
Ağız şapırtısına meraklı değilsen, neden bir sürü insanın olduğu restaurantı tercih edesin o ayrı.
Hepsinden ilginci, millet gidiyor diye hiç de zevk almadığı bir konsere gitmek. İlgisi alakası yok, sırf millet orda diye diskolara doluşmak. Hayır, eğlensen dert değil. Dümdüz duruyor. Eğlenemediği için kasılıyor ve potansiyel ‘konser kavgası’ çıkarabilitesi var. Bir de bunun beleş konsere damlayanları var onlar daha da acayip. Şarkılara eşlik edene garip garip bakanlarına bile rastladım.
HAYKIRIYORUM:
Dinlemediği, okumadığı, izlemediği herhangi bir esere kafadan dalmak. Lütfen bitsin. Bu tarz sevmiyorum diyebilirsin, ama daha albüm kapağından ne çirkin müzik deme. Tarz sevmemek ayrı, okumuşta beğenmemiş gibi yapmak ayrı. Gerçi alemde yükselen trend, ona buna laf atmak.
Tarkan’ın albümünün 6 dakikalık demosunu dinleyip yerden yere vuranlar lafım size; bu albüm size sağlam bir ders olacak.
TİNYÖZ:
Nakiti olduğu halde 2-3 TL için kredi kartını uzatır. Dolayısıyla parayı kim öder?. Tabii ki yanında bozukluğu olan arkadaş. Tinyöz kısa günün faydasını sağlamıştır bile. Ah tinyözüm ah.
En sinir bozucu şöför tipi hangisidir?
a)Yol vermeyen şöför.
b)Yola sigara izmariti atan şöför.
c)Dünyadan bir haber 10 km/h ile şehir içinde süzülen şöför
d)Hem yol vermeyen, hem de cep telefonuyla konuşan şöför.
e)Yan koltuğa yaslanacakmış gibi duran, yüksek bass sistemine sahip bir oto teyp’i olan şöför.
Özellikle Başkent Lefkoşa’da sayıları çoğalan yol vermeyen şöförler yıllardır varlıklarını sürdürmektedirler. Bir kısmı dünyasının farkında olmadığı için yol vermezken, diğerleri de sırf gıcıklığına yol vermez. Üstüne çıkacak olun yine vermez. Böylesi bir durumda eğer yola çıkmaya çalışırsanız gülün ki mutluluğunuzdan maraz etsin. Eğer arkasında takılı kaldıysanız ya borç-harç hesaplayın ya da hayat muhasebesi yapın. Bu açıdan Yol vermeyen şöför’e bir derece katlanılabilir. Yola çöp atanlar ise, yüksek miktarda yangın tehlikesi taşırlar. Sigara izmaritini hiç çekinmeden yola atar. Arabanın aksi bir yerine gelse patlama ihtimali bile var. Bu satırları okuyabildiğinize göre maaşallah sağlamsıınız, halimize şükredelim. İşte 10 km/h yıldızları. Hemde yolun ortasından gidiyor. Endişe etmeyin, korna çalın kenara çekilir usulca. İşte 90’lı yılların yıldızları ‘omuz şöför’ler. Yan koltuğa yaslanır, gümbür gümbür bir müzik ve dikiz aynasında asılı CD. 90‘ların saf ve temiz yanını hatırlatsa da bu tarz arkadaşların burun karıştırma huyunun da epeyce aktif olduğunu hatırlatmakta fayda var. Ve işte gelmiş geçmiş en cins şöför modeli. Hem yol vermez hem telefonda konuşur. Sevgilisine durum statüsü belirtenler yüzünden trafik epey sorunlu bir hale gelir. Korna çalsan duymaz, el kol sallasan fark etmez. En kötüsü, en dayanılmazı sensin sayın ‘Telefonu kulağına yapışık şöför’. Kendine değer vermezsen, bize acı. Doğru cevap D.
ÖV ÖV BİTMEZ: TARKAN. Kim ne derse desin, Türk POP müziğinde onun gibisi yok. Metamorfoz bozgununa sevinenler için kötü haber. Bu yıl da bol bol Tarkan övülecek. Tıpkı daha önce olduğu gibi. ‘Adımı Kalbine Yaz’’ öyle böyle değil.
halil ibrahim ağa
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder