4 Ağustos 2010 Çarşamba

haziran 2010

 

 


                            AMA!




-Bazı tartışmaların sonu yoktur. Zaten tartışma dediğinin, sonu yoktur.
Ya benim çok kolpa bir çevrem var, ya da herhangi bir tartışmada 
kabullenen ve fikir değiştiren taraf yoktur. Bol 'Ama' vardır. Bu 'Ama'
da  az sinsi değil ha. Sessizce araya yerleşir, ' Seni anlıyorum fakat
ben haklıyım. haberin olsun' der gizlice. İlgilenmediğim bir tartışmaya
dahil edildiğimde ben genelde daha ilk dakikalardan yenilmiş gibi yapıp
karşı tarafın fikrini kabul ediyorum. Karşı taraf ne kadar erken mutlu olursa
o kadar az kafam şişecek çünkü. Okulda dayağı hararetli bir şekilde 
savunan bir adamDA zaten bazı devreler yanmış bir de niye ben algılarıyla 
oynayayım. Ha, kardeşim evet sen haklısın. Üstelik 'Ama' sız haklısın.
Hatta, bizim ilkokulumuzda 6 yıl boyunca ben tuvaletlerde bir tek
müfettiş geleceği günler tuvalet kağıdı gördüm. Ya yeğenim. Kıçını silecek
iyisinden kötüsünden tuvalet kağıdı bulamayan ve bulamayacak olan
çocuğu bir de dövelim olur mu?. Psikoloji zaten oluşmadan dağılmış.
Bu sebepten kimseyi sevmeyen insanlardan oluştuk ey halkım.





-Ne anlatacaktım, nereye geldim. İnan olsun yola sosyolojik
saptama ile biten cümle amacıyla çıkmamıştım sayın halkım. Ama.
İş dönüşü 40 dereceye yakın bir sıcağın altında kendimi hararetle
tartışırken buldum. Bir taraf BMW diyor, diğeri Mercedes. Yoldan
ben geçerken Mercedes'ci benden destek istiyor. BMW'ci 2'ye karşı 1
kalıyor ama yılmıyor. Muhtemelen ömrümüzün sonuna kadar tanışmayacağımız
sarışın ve disiplinli adamların sahip olduğu şirketlere övgüler yağdırıyoruz.
Hava sıcaklığı artıyor, BMW'nin daha artist daha havalı olduğunu  
söylüyorum. BMW'ci oyunuma geliyor. Evet der demez başlıyorum.
'Ama' lara. 'Ama devri yüksek , erken dağılıyor. Hani 30 senelik BMW ler nerede?'
diyerek son ve en büyük kozumu kullanıyorum. Buna bile itiraz  ediyor.
Hava çok sıcak ve bu konuda asla yenilgiyi kabul edemem.
Beyin haşlaması olmamak adına acil bir işim çıktı. BMW'ci arkadaşı atmosferi sağlam
bir platformda yakalamak ümidimi henüz kaybetmedim.





-'Mutlu olmak benim de hakkım' Direc-t.




-'Mutlu olmak istiyorum. Tanrım ben insan değil miyim?' Mirkelam.



-'Mutluluğun formülü çok açık. Bir sen, bir ben, bir de bebek' İzel



-Eğer bilgisayarınızın çalışması için harcadığınız zaman, bilgisayarınızda
 dilediğinizi yaptığınız zamanı aşmaya başlamışsa, bir Mac almanın 
 zamanı gelmiş demektir. Apple resmi tr sitesi.



-4 adet mutluluk cümlesi okudunuz. Benim şu anki mutluluk formülüm
Apple versiyonu. Kahretsin Microsoft. Bilgisayarımın çalışması için harcadığım 
zamanla bir üniversite daha bitirirdim. Senden kurtulur kurtulmaz da
Direc-t ile Mirkelam formülüne kayacağım. Hele bir aydınlığı görelim.





-Sanal korku nedir?. 2.el eşya satışı yapan bir internet sitesinde siteye
komisyon ödememek için ürün ile ilgilenenlere cep telefonunu verdikten sonra
siteden 'Akıllı ol!' ana fikirli mail almaktır Sanal korku.





-TV ile derdim hiç bitmiyor. Oturan bir insan modeli olmadığımdan pek
izlemiyorum. Sadece görmeye değecek kadar saçma bir şey olması lazım.
Onu da ya yemek yerken ya da iş yaparken izleyebiliyorum. Bence 'Evlilik
Oyunu' 2 saat masturbasyon yapıp boşalmamak gibi bir şey. Ne bir kavga,
ne bir absürdlük. Tamamen zaman kaybı. Fakat yeni bir program başlayacakmış
saolsun dostum uyardı. Konu başlıklarından biri; 'Uzaylılar Türkçe mi konuşuyor?'
İşte bunu oturarak izleyebilirim, umarım hayal ettiğim saçmalıkta çıkar.





-Uzaylıyı keşfettik. Bulduk. İletişim haline geçtik. Taşlamadık. Korkutmadık.
Türkçe bile öğrettik. Dünya Türk Olsun ekolunun geleceğe uyarlanmış bir
temennisi gibi birşey.




-'Gölge etme başka ihsan istemem' diyen diyojen'den özür diliyorum. Bugüne 
kadar en favori sözüm buydu ama geçici bir süreliğine maalesef bir değişiklik
sözkonusu. 'Cihazları konfigüre etmeniz için saatlerinizi gereksinen diğer bilgisayarların 
aksine, Mac'e dijital bir fotoğraf makinesi, kablosuz aygıt ya da harici bir sabit disk 
bağladığınızda, çalışmaları için hiçbir ayar yapmanız gerekmez. Gerçekten.'




-Tanrım, dünyamı MAC görüyorum. Hele cümlenin ardından 'Gerçekten' demiyor
mu.. Biri bana hediye edermiş!.





-Çocukken Tanrı'nın sadece yabancılara ait olduğunu düşünürdüm.
Neneme bakıyrdum 'Allah' diyor, televizyondaki Dorothy Teyze 'Oh, tanrım!'.
Çocukluk işte.





-Nadide Sultan hem şaşırtıcı , hem de tatlı bir Sezen Aksu şarkısıyla
geri döndü. 'Olmadı Gitti'. Ozan Doğulu ve Sıla düeti 'Alain Delon' da
eğlenceli bir yaz şarkısı. Serdar Ortaç olmasın da  ne olursa olur.





-Tarkan'ın yeni albümünü heyecanla beklemek için bile güne umutla başlanır.
7 Sezen Aksu Şarkısı ve 'Sevdanın Son Vuruşu' gibi bir hitin bile albümün
çıkış parçası olmadığı açıklanırsa elbet heyecan duyulmalıdır sevgili müzikseverler.





-Ampülün nasıl çalıştığına bile akıl sır erdirememiş bir canlı olarak,
teknolojiye nasıl bu kadar şaşırıyorum ben de bunu anlamıyorum. 
Elektriği çözsem belki bu kadar şaşırmam ama. 




-Sende haklısın. AMA!.




halil ağa
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder