4 Ağustos 2010 Çarşamba

mart2010





                     KÖPEK


-Benden başka birilerinde olmasını istediğim bazı takıntılarım
var. Yeryüzünde yalnız olmak istemediğim cinslikler bunlar.
Ütüyü açık unuttum mu?, kapı açık kaldı mı? gibi klasik takıntılara
ek olarak varlığını sürdürüyorlar. Mesala piyango biletimin sonuçlarını
yanlış mı gördüm acaba?.  Belkide verileri internete giren adam
yanlışlıkla bir sayıyı yanlış yazdı? Ve ben büyük ödül sahibi olarak
biletimi kazanmadım diyerekten yırtıp attım!. Daha büyük
sorun olur mu rabbim?. Belki kazanmışımdır da haberim yoktur
diyerekten yırtmadığım piyango biletleriyle dolu çekmecelerim.
Onlar bana bakıyor ben onlara, hipnoz olup kendimden geçiyorum
bazen....Yolda yürüyormuşum. Aniden önüme bir kağıt parçası
uçuşuyor. Bakıyorum milli piyango çekiliş sonuçları..Eve geliyorum
o tarihteki biletimi arayıp buluyorum. Meğer büyük ikramiyeyi ben
kazanmışım. Dairelere koşuyorum, paramı verin diyorum. Malesef
diyen ifadesiz suratlar..7 ay geçmiş çekilişin üstünden. Böğürüyorum,
ama ben bunu kontrol etmiştim.. Eve kapanıyorum, yanımda bir tek
annem. Alnıma ıslak çapıt koymuş, diğer taraftan ekşili şehirge
çorbası yapıyor bana. Resmen lohusa gibi yatıyorum üzüntüden.
Eş, dost geliyor 'Para önemli değil, sağlık önemli' konu
başlıklı vaazlarda bulunuyorlar. Hak verir gibi oluyorum bir süre.
Onlar kaçınca biraz uykuya dalıyorum. Çok geçmeden bir motor
homurtusuyla uyanıyorum. Babam diskavri çenil'da program adı
'harika mühendislik' gibi birşey olması gereken bir yapım izliyor.
Civciv sarısı Lamborghini resmen asfaltı kazıyor, camdan atlayasım
geliyor.





-Az önce  okuduklarınız kurgudan öte birşeydir. Her bilet
aldığında benzeri halüsinasyonlar gören bir Koç burcu insanıdır.
Halüsinasyonlarımız zaman zaman farklılıklar göstermektedir.
Lamborghini olmaz, Mercedes F800 olur. Belki Dubai'de bir
ev, belki 1960lardan kalma hiç kullanılmamış orjinal MINI.
Kahramanlar farklı, kurban aynı.





-Kendimi de Kurban olarak adlandırdıktan sonra gerekli acındırma
unsurlarını tamamlayarak yepyeni konulara geçebilirim.





-Lefkoşa Surlariçi bölgesinde resmen işçi-memur-halk 3 lüsü
belediyeye karşı. Tam bir threesome savaşı yani. Çalışan kesimin
arabalarını park ettiği alanları önce paralı otopark yaptılar. 3'lü
buralara park etmeyince, her tarafı sarı çizgi doldurdular. Ardından
zabıtalar devreye girip sağlam cezalar yazmaya başladı. 3'lü
yine paralı otopark'a park etmedi. Şimdi yeni teknik arabaların
park edebileceği özgür alanlara gelişi güzel zincir çekmek.
Sevgili Sony, üzgünüm. 1080p çözünürlüklü, cell işlemcili ,
blu ray oyunlarının hakkını yememek lazım  ama bu daha heyacanlı.
3'lü kaçıyor, belediye kovalıyor. Kim kazanacak?
Coming sooooon!.






-Evin birinde yangın çıkıyor. İtfaiye olaya müdahele ediyor.
Evin hamile köpeğini de kurtarıyorlar. İtfaiye memuru yorgun bir biçimde
iki büklüm! nefes alırken köpek gelip burnunu yalıyor. Ve bu kare forward mail
camiasında yüzlerce kişiye gönderiliyor. Sokakta köpek görse tiksinecek
kitle işte hayvanların sevimliliği falan ahkam kesiyor. Mailin gittiği
herkese aynı anda ;'madem bu kadar seviyoruz yemek artıklarını
toplayıp her hafta barınağa gidip, mahallemize su içecekleri
kaplar da hazırlıyoruz' dedim. Kimseden çıt çıkmadı.
Suya sabuna dokunmadan pembe dünya olur mu ey halkım.






-Birşey sevgisini uzun uzadıya anlatmayı sevmiyorum. Karşı taraf
sıkılır, kendi içinde birşeyler azalabilir. Fakat, 3-4 tane köpekle
biraz oynadıktan sonra kendi kendime kızıyorum. 'Yahu bunları
bırakıp niye insanlarla muhatap olmaya gidiyorum yine!'.





-Pamela'nın 4.albümü 'Stil Zengini' bu hafta piyasaya çıktı.
Koşarak aldım, şaşırdım. Albümün soundu algılayamayacağım
kadar modern sanırım. Deniyorum, oluyor gibi geliyor. Ya çok
zirveye çıkıyorum ya da zemine iniyorum. Ya çok seveceğim,
ya da hiç. Gerçi çıkış şarkısı 'Say What You Want' tek başına
bir albüm edecek kadar muhteşem ama bakalım.





-Hepiniz şimdiden hazır olun Serdar Ortaç Mayıs'ta albüm
çıkarıyor. Cümleten geçmiş olsun.






-Dedikodu yapacak birini mi bulamadın? Kanın mı kaynıyor?.
Alakalı , alakasız dedikodu mu yapmak istiyorsun?. Dedikodu
anlık değildir , 7/24 yaşanmalıdır mı diyorsun?. O zaman
sen de www.twitter.com'a üye ol.  Herşeyi çekiştir!.





-Sıkıntıdan durup durup 'Yağdır Mevlam Su'yu söyleyesim var.
Söyleyesim var ama ayni anda ağlayasım da var. Hem
söyleyip, hem ağlamayı düşünüyorum ulu orta. Tüm bunları
yaparken de gökyüzüne manasızca bakınıp duracağım.
Birden hertarafı Emel Sayın'lar saracak. Onlarca,
yüzlerce Emel Sayın, hep birlikte ağlayıp ağlayıp
Yağdır Mevlam Su 'yu söyleyeceğiz. Emel Sayın kibar,
titrek, ürkek bir o kadar da girne kumarhaneleri mudavimi
tavırlarında. Ben bizzat bunu yaparım, sadece ayni anda
100'den fazla Emel Sayın kopyalayacak teknolojiyi bekliyorum.




-Bu tarz planlarım var, genel izleyici kitlesini standby'dan
kaldırmak amaçlı. Hem fantastik, hem de fütürustik bir
kafa yapmışız bu hafta. Kusurumuz olduysa affola benim
güzide dinleyicilerim. Saolun , varolun. Size de teşekkürler
Emel hanım. Saolun, Saygılar bizden. Saolun efendim.
O sizin kendi güzelliğiniz. Saolun...



Halil AĞA
cypaibo@gmail.com















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder