4 Ağustos 2010 Çarşamba

temmuz 2010

TUTKULU TURBO




-Yanında bir sürü şey yazan arabalar görüyorum sıkça. İngilizce terimler, çılgın logolar. Anladığım kadarıyla bunların bir çoğu arabanın daha gümbürtülü bir sesle gitmesini sağlıyor . Yani, arabanın sesini artırarak diğer insanların sövmelerini artıyor ve böylece araba üzerinde bir karma oluşuyor. Vasat malzemeye sahip hızlı ve bol yazılı araba da oluşan kötü karmanın etkisinin tersine çevrilmesiyle daha uzun süre hayatta kalıyor. Teorim bu. Sıcaklarla alakalı farklılıklar olabilir fakat genel görüşüm bu. Ters dönüşümlü, teneke karması.




-Turbo iyiydi. Net ve temizdi. Turbo yani. Kime ‘Turbo’ desen hız ile alakalı olduğunu anlar. Turbo gerçekten iyiydi. Gerisi çok akıl karıştırıcı. Üstelik bu TURBO arabayla sınırlı kalmadı. Plaj terliği, tükenmez kalem, tshirt ve hatta güneş gözlüğü kenarında bile yer aldı.



-’Gözlüğün ne marka?’
‘Turbo!’
‘Hmm. Turbo ha. O zaman iyiymiş.’






-Tipeks sanki hep lisede kalmış gibi geliyor bana. Belki o yıllar altın dönemini yaşadığından , belki de oyalanacak çok şey bulamadığımızdan gözümüzde büyütmüştük tipeksi. Kalem , silgi ,kalemtraş istenirdi arkadaştan da tipeks istenmezdi pek. Çünkü, tipeks ailenin avrupa görmüş bireyi gibi birşeydi. Arada ingilizceye dili kaçan modellerden. Eyy tipeks sana değer vermiyoruz artık, kurtulduk senden. Zaten sıraya adımızı yazmaya yarardın en çok, artisliğe hiç gerek yok.





-Kalem tipeksi de unutmadım. Uyduruk, pahalı, işe yaramaz şey. Ne adını yazabilirsin masaya, ne de sağlam birşey silebilirsin defterden.




-Arada özlü söz çıkarasım gelir ya yine çıkardım. Fakat bu sıcaklarda sizleri daha da bunaltmak amacıyla özlü sözün, özlü bir de açıklamasını yapmak istiyorum izninizle. Özlü sözüm;
‘Olucuysa sağlam temeller, olucu değilse kaliteli ürünler’. Burada anlatılmak istenen olası bir ilişkinin başlangıç periyotunda (2-5 ay) veya gelişme döneminde (6-8 ay) aktif hale getirilmesi gereken bir düşünce biçimidir. 2 ay öncesinde uygulandığında kişiyi fazladan basit gösterebileceğinden kaçınılması gerekmektedir. 8 ay sonrası için ise, alan almış satan satmış durumu geçerli olduğundan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanma ihtimali yüksektir. Eğer ilişkinin ilerisi için umudu varsa adım adım ilerlemeli ve sevgili Ayşen Gruda’nın da dediği gibi ‘göster ama elletme’ tekniği uygulanmalıdır. Ha, baktın bu ilişkinin geleceği yok o zaman karşı tarafı bir oyuna getirip lüks bir elbise, bir cep telefonu veya benzeri bir şey aldırma eğilimine gidilmelidir. Böylece benim vaktim boşa gittiydi, aman efendim ona çok değer verdiydim demek yerine yepyeni iphone’unuzda şarkı, türkü dinleyebilirsiniz. Tercih sizin.




-Tarkan’ın bir albümü de ertelenmesin sayın ilgili. Heyecanlanıyoruz, hooppp Temmuz içinde ama günü belli değil diyorsunuz. Sabır.




-Kendisine aşırı hayranlığım olduğundan konuya taraflı bakacağımı düşündüğümden yaklaşık 1 ay kadar yazmadım. Ama, tarafsız olarak da baktığımda durum ayni; Google yeryüzündeki en insancıl şirket. Halkçı denebilir, çalışan dostu denebilir, ileriye gidilip sosyalist denebilir ne denirse densin. Bugüne kadar çalışanlarına bedava gıda yardımı, çamaşır yıkama servisi, 5 ay ücretli doğum izni gibi güzellikleri olan Google’un son olayı ise bambaşka. Amerika kanunlarına göre, özel sağlık sigortası yapılan bir çalışan evli ise, eşide bu imkandan faydalanabiliyor ve vergi indirim hakkından faydalanabiliyor. Ortalama 700 kişi olan eşcinsel çalışanının mağdur olmaması amacıyla Google tüm eşcinsel çalışanlarına her yıl 1000 dolar ekstradan maaş ödeyecek. Eşitlik böyle birşey olsa gerek.





-Ayna’nın gözlüklüsü Cemil ile ‘Cilveloy’ şarkısıyla ün yapmış Destan grubu bir aralar birleşmişlerdi. Olay açıklamar, yer yerinden oynayacak falan gibi klişelerle reklamı yapılan albümleri kötünün ötesindeydi. İşte ben o kötü albümü ve şarkıları arıyorum ama bulamıyorum. Koca Google bile bulamıyor. Duyan, gören haber versin. Tarkan’ın albümü çıkana kadar kötü müzik dinleyesim var.




-Google ile alakalı ‘Levent Kırca mod’u da açalım da tam olsun. ‘Google a bak, bir de bize bak. Dünya nerelere gidiyor. Kafaları değişmek lazım’. Sevgiler Kırca, sevgiler zihinlerimizi yok eden düzlük.



-Çok güzel insanların rol aldığı dizileri izleyen, çirkin insanlar olma yolunda ilerleyen kalabalık bir potansiyel var. 1 tane tamam, 2 tane tamam ama yığınlarca güzel insanı geceler boyunca görmek ciddi psikolojik sorunlar yaratıyor. Kendini güzel zannetme, zengin hayatına özenme ve en kötüsü de dizideki insanların yaşayabileceği bir aşk hayal etme. He, canım oldu. İşe gidecen, işten gelecen, yemek yedikten sonra koltuğa yığılacan yani en sonunda. Yok öyle sana tutkulu aşk falan.



-Tutkulu aşk de ne ayıp geldi şimdi kulağa. Resmen ayıplık.



halil AĞA
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder