4 Ağustos 2010 Çarşamba

mayıs 2010



             

         İZMİRİLLO İLE GELEN ÖZGÜRLÜK



-Eurovisionda bir sürü Celine Dion toplanmış gibi
bir durum söz konusu. Şu an yarı final şeysini
dinliyorum televizyonda, hepsi konuşur gibi bir
şeyler mırıldanıyor. Hem sıkıcı, hem de düzgün.
Meşhur ingiliz markası gibi. Gittik gördük o meşhur
sonu 'sıpensırrr' diye uzatılan markayı da. Tezgahtar
arkamda gezip gezip birşey alamayackmıymışım diye
sordu da mesleki hayatının zorlu anlarını yaşadı.
'Burda herşey o kadar düzgün ki, enerjimi düşürdüler.
Cuma gününden ödevini yapmış öğrenci gibi tüm ürünler'.
Söylemesem içimde kalırdı.





-Az önce 'Brezilya dizilerinin sonunda hızlıca akan -aha
da bu diziyi bunlar yaptı- içerikli yazıların arkasında
çalan fon müziği gibi bir şarkı çıktı!. Güzel şey bu erevizyon.
Yepyeni tanımlamalar yaratıyor bünyede.




-İlerki yıllarda kendimden ve hayatımdan tiksinirsem
'Erovizyon değil, erezyon....' konu başlıklı mega negatif
bir yazı yazacağıma söz veriyorum.





-Her sene erovizyonun arkasındaki türkçe dış ses sanırım
ayni kişi. Ama bu sene versiyon yenilemiş. Ermenistan'ın
vatanına ağıt içerikli şarkısına, Hangi vatansa? gibisinden
alaylı bir şey söyledi. Demek ki herkesler upgrade olabiliyor,
fakat nasıl oluyor orası muammaymış.





-Siz hiç kendinizi bir hayvan gibi hissettiniz mi?. Pelteleşmiş
ruhunuzla kelebek yada özgürlük simgesi kuş falan değil. Tabiri
caizse daha lisanssız  daha olmayacak bir hayvan. Kedi, köpek
de olmaz. İnsan evladı olarak kedi yada köpek olacak kadar
temiz bir içimiz yok üzgünüm. Belki aşırı çikolotadan sonra
kendinizi boğa gibi hissedebilirsini(İlerde dayı falan olursam
bu boğa esprisini kullanmayı düşünüyorum. Dayılara yakışan
bir espri). Biz bugün sinek olduk. Evet hepimiz. Ben, köpeğim,
mahalledeki 1 bebek, 4 cocuk, 2 ergen . Rütin, havaya top
atıp peşinde koşma sporumuzu yapıyorken. Ara sokaktan
büyük bir gümbürtüyle sinek ilacı sıkan belediye arabası geldi.
Oldukça hızlı üzerimize geldi, hepimiz bir taraflara saklanmaya
çalıştık. O kadar hızlıydı ki, bacakları ufak olanlar yani
çocuklar çok hızlı koşamadılar. Biçimsiz araba ve içindeki
hızlı şöfor bizi ilaçlaya ilaçlaya bir güzel dağıtıp mutlu olmuştu.
Bir kaç kez sineklerin üzerine üzerine sinek ilacı sıkmışlığım
olmuştur. Hepsinden teker teker özür diliyorum. Bir kere de
dedimin koyunlarına elimin tersiyle 'bürşşşşşşş' demişliğim
var onlardan da teker teker özür diliyorum.




-Dış ses şimdi de Yunanistan'ın Kıbrıs'a her yıl 12 puan
vermesini eleştirdi. Her yıl belirli aralıklarla niye ben bu lafa
maruz kalıyorum diye kendimi sorgulamaya başladım.
Hüzünbaz ruhum depreşirse ilerde 'Dünyayı terk ediyorum..
merhaba uzay....' konu başlıklı bir yazı yazacağımı da buradan
sizlere müjdeliyorum . Her satırda mutlaka olacak kelimeler;
Aşk, hüzün, sevda, ayrılık, terketti.. Hepsinden olacak söz.
Yazımı bitirmiş olsam şu an kafayı vurup yatabilirdim.
O derece.



-Durup duruken aklıma neden Zeynep'in kot şortuyla
araba , uçak v.s sürdüğü 'Kork Benden' şarkısı gelir ki.
Üstelik Zeynep işkenceye başlamadan, kameraya bakıp
'Hazır mısınız?' diye soruyor. Ve bu klibin tanıtıldığı
şaşalı basın toplantısı. Televole dönemi tabi o dönemler.
Pop'u değiştirecek falan denmişti. Off, istiyorum ki
bunlar sadece benim aklıma gelmesin. Arada başka insanların
da gelsin. Gelen varsa, bana da söylesin. Kendimi yalnız hissetmeyeyim
yeter.




-Manga'nın performansında robot kılığındakı kız izmirillo
ile demirlerden kurtulup manga'nın solistinin yanına
geldi. Yanlış anlamadıysam robotlaşmış insan zincirlerini
kırıp gerçek aşkı buldular şeysi yaptılar.





-Nenemin bahçesi çok dağınıktı. Özellikle yaz ayları
okul çıkışı neneme giderdik. Bahçeye bayılırdım. Dağınıklik
bir çocuk için bulunmaz hediye. En çok limon ağacını severdim ama
hem bakımsız hem eski, hem de bana siyah beyaz dönemleri
hatırlatan bir ağaçtı o. İnsanların çok yakın olduğu, yağmur
yağsa ayni evde toplandıkları bir hayat. Ve çokca siyah beyaz
Türk filmleri. Dağınık, samimi, kendi halinde...Yıllar geçti
ağacı tekrar görme cesaretim yok. Ne de olsa her eskiye dönüş,
biraz anı; bolca acı.




Halil AĞA
cypaibo@gmail.com





















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder