4 Ağustos 2010 Çarşamba
temmuz2010
KATRAN
-Kahretsin dostum bu lanet koku da ne?.
-Asfalt dostum. Pazar'a hazırlık!.
-Katran kokusundan kafa türkçe dublaj amerikan filmi
moduna girdi efendim. Nereye gitsem karşımda sarı sarı
şeritler. '-Burda asfalt işi var abimm.unutma ha!.' diyor bana
sarı şerit. Sonra göz kırpıyor 'sen anladın onu' manasında.
Geri dönüyorum diğer yolda da sarı şerit var, diğerinde de..
Hepsinde. Kesif bir koku var havada. Hayatım Playstation
oyunu olsa; şimdiye çoktan EXIT yapmıştım.
-Sanatçıları toplayıp yemek vermiş başka bir aday, ben
sanatçıyı severim, sanatla dolu bir başkanlığım olur bana
oy verin diyor. Oh vallahi. Proje falan sunan yok. Paso
pozitif enerji. Ver enerjiyi, belki biri yer. Shuffle mode on!
-O değil de, evinde 30-40 adet kişisel gelişim kitabı olan bir
tanıdık vardı. Her bir kitap kafam kadar. Ve bilen bilir kafam
standart ötesi büyüktür(çapı 59,5 cm). Neyse o kadar kitap var evinde.
Üstelik hepsinide okudu.. Hiçbirşey olmadı. Ne kişiseli gelişti, ne başka birşeyi.
Ben olsam bütün yayınevlerine dava açardım.
-'Paramı verin kardeşim. Huzursuzluktan mutlu oluyorum hala.
Yere batsın pozitifin de , enerjin de..'
-Oysa ben dedim kişisel gelişim istiyorsan aç 'Hayat Sevince Güzel'i..
Her kelimesini dikkatle dinle. Anlamadın, geri sar, öne çek. Tren sesiyle
başlasın gelişimin, tren sesiyle bitsin. Gör bak Ayşecik'ten iyi
öğretmen yok.
-BBG Tarık'ın BBG evindeki lakabının 'bay gitar' olduğunu söyle yakınlarına.
Yaşam enerjisi düşmeyen varsa, o normal değildir. Onda bir sorun var.
O biraz az şaşıran, çok yorgun biri.
-Ne kadar şanslıyım ki Aşkı-Memnu'nun finalinde hava soğuk. Yoksa
televizyonunu kapısının önüne çıkaran verecek sesi, verecek bağrış çağrış
isim çağırmalı diziyi. Bu modayı da yıllar önce küçük İBO dizisi başlatmıştı.
Paso ordan ora koşturan hırkalı kadınlar, delikanlı adamlar ve '-İBOOOOO'
hönkürüşleri. Heee, İBO.
-Katran bana gerçekten iyi gelmedi. 'Sev seni seveni.İlk harflere baksana'
tekerlemesi çıkmıyor aklımdan. Bir yandan tekerlemenin de ortasını unutmuş
beyin. Google'a da bakmıyor. Çünkü, sonuç belli. İlk harflerden SENİ çıkacak.
Keşke birileri SENİ bu denli sıkıştırılmış yoğunlukta sevmese ey halkım.
4 yılda 1, 1 hafta seviniz. Beklenmeyen bir etki görüldüğünde istediğinize
başvurunuz, ne de olsa birşey olmayacak.
-'Bilim insanları atomun içinde olduğuna inanılan ve maddenin özünü oluşturan
bu parçacığı keşfetmek amacıyla 27 kilometrelik tünelde protonları çarpıştırıyor.'
Milliyet.com.tr moral bozmaya devam ediyor. İsviçre'deki en büyük bilim merkezi
CERN'de tanrı parçacığının sesini duymak için uğraşanlar var. Ya sen?. Ya ben?.
Merak ediyorum bu adamları hanımları işe nasıl uğurluyor?. Veya biz sıcaktan şikayet
ederken onlar ne yapıyor. Film gibi, kahraman gibi bir hayat istemiştim be milliyet.com.tr!.
Bir de sen vurma bu garibe. Okuyucu yorumlarını da al ve hayatımdan çık. Zaten
yaz geldi, mayolu kadın fotoğrafları sitenin %57 sini oluşturmuş an itibariyle.
-Bir de sanatçı röportajları canımı sıkıyor artık. 'Müzikle ilginiz nasıl başladı?' 'Dayım yaz
tatillerinde bize gelirdi. Pink Floyd, the beatles plaklarını bana ilk o dinletmiştir.' Bu dayı
bazen anne, bazen baba, bazen amca olabiliyor. Hakan Peker'in 'Efsane' şarkısıyla
çocukluk geçirdim. Üstüne üstlük o şarkıyı da, 'bir esra neydi , bir esra neydi..' şeklinde
söyledim yıllarca. Ne ana, ne baba, ne dayı bir tanesi de kafama vurup uyarmadı.
Belki 'bir efsaneydi bir efsaneydi' diye hönkürseydim kimbilir şimdiye 'Romantik müziğin prensi'
falan olabilirdim. Prenslik iyi. Sevdim bunu.
-Kendime bu kadar acıdığım başka da bir yazım yok ha.
-Kız kaçırma haberi gazetelerde. Kız bulunmuş. Kim kaçırdı? Kizin sağlığı yerinde mi?
Neden kaçırdı? Nasıl bulundu iç sayfalarda, kızın bekaretini
koruduğu ön sayfada. Allah akıl fikir versin. Tek derdimiz oydu. Yani kıza zarar gelip
gelmediğini sonra okuruz. Önemli olan namus.
-Su tesisatını mecburiyetten yeniliyorum. Ustayı arayıp konuşmam gerek. Adamı arıyorum
ve bekletme müziği olarak ' Bu sana veda ederken son bakış, son gülücük,. Bu sana kalbimden
kopan son öpücük. Sana yıllar yılı...' diye ağlıyor Aslı Güngör. İşte ben o an ne söyleyeceğimi
unutuyorum. Adam açıyor telefonu, kilitleniyorum resmen. Dizel arabanın sabah işlemesi gibi
bir ses 'Buyur yiğenimmm' diyor, benim kafa boş. O an aklımdan bodo da bitiyor, silikon da
bitiyor, mermer de, fayans da.
halil AĞA
cypaibo@gmail.com
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder