-Bazen insan tahminleri ötesinde bir şekil alabiliyor. Elbet birini tavlamaya çalışırsan olduğun değil, olabilmek istediğin adamı oynayabilirsin. Bu gayet tabii. Herşey hızlı ve kalıcı değilse ya öyle olursun, ya dert çekersin. Aşk ve ilişki edebiyatını sonbahara saklıyorum.Benim derdim kendini fark etmek. Evet boynumda bir kravat, firma logosu ve ismimi içeren bir isimlikle başka bir firmaya gittim. Onlar da bana firmalarının logolarını içeren bir ziyaretçi isimliği verdiler. Koşa koşa işlerimi yapmaya giderken aniden fark ettim. Ben annelerin istediği evlat olmak yolunda hızla ilerliyordum.
-‘Annelerin istediği evlat’ gibi bir oluşumun olduğunu ilk kez ergenliğimde fark ettim. Yönetmen olayım, ressam olayım, sanatçı olayım dedim. Hiçbir fikrim kabul görmedi. Gerçi bu saydığım işler de Türkan Şoray filminde olduğu gibi olmuyormuş. Lakin, ben öyle sanıyordum.
-Bir sabah uyandığımda deli gibi resim yapmaya başlayacağımı hayal ettim ara ara. Ama genelde şarkıcı oluyordum. Müzik ödülleri, CD’ler falan. Eski versiyonu için üstüste atılan plakları hayal edebilirsiniz. Bu fikirleri birden fazla anne olan ortamlarda sundum sonuç değişmedi. Onların tek derdi damı olan, maaşı belli olan, belirgin günlerde ödenen klimalı bir işti. Aslında istedikleri kocalarının hayatlarının tam tersiydi. Gerçi benim de sandığım gibi bir yeteneğim yoktu ama sanki destek olsa birşey olacakmış gibi hissediyordum.İki kez korodan atılmış bir kişi olarak suçu aileye ve topluma atmak kolayıma gitmişti.
-Küpe erkeğe yakışır diye orda burda zıvzıklanıp evladına küpeyi yasaklayan analar; ayıptır, günahtır.
-Zamanımızda kareoke olsaydı, belki benden şarkıcı olurdu.
-Anneler bir de motor sahibi arkadaşların olmasını istemezler. Hele de motor büyükse. Bu onların oto kontrol mekanizmalarını full kapasite çalıştırmalarına sebep olur. Eğer arkadaşınla buluşmaya gideceksen ve evde kahve komşuları varsa işin daha da zor. Motor kazası anlatılır, başına birşey gelirse denir.
-Perşembe öğleni, tüm ada 30 dakikalık sürede benzin alma amacıyla sokaklara taştı. Yarışma programı desen değil, kamera şakası desen değil, kaos neymiş öğrenmiş olduk.
-30 yaşında ‘kaos’ u öğrendiğime göre, gerçekten ben annelerin istediği evlat mıyım yoksa?.
-Fazıl Say çoşmaya devam ediyor. ‘Yazarlarını,müzisyenlerini dışlayan,kovan,hapse atan bir toplum Sibel Can ile kala kalır’demiş. Türkiyenin ilk kadın porno oyuncusu Zerrin Doğan’ın söylediği bir söz geldi aklıma. ‘Biz yapınca ucuz, Müjde hanım(Müjde Ar) yapınca pahalı oluyor’.
-Ben lisedeyken de vardı böyle süper şahsiyetler. O kurstan bu kursa koşarlardı. Öğlen anneleri koskocoman jipleriyle alırdı onları okuldan. Hepsi değil ama bir kısmı gerçekten ukalalığın dibine vuran tiplerdi. Demek, yaş 40’a da gelse ergen züppelliği bitmiyor. Yanlışlardasın iyi eğitimli, iyi müzik yapan adam.
-Tarkan’a b.k atmak da çok popüler oluyor ara ara. Son albümü ‘Adımı Kalbine Yaz’ın en beğenmediğiniz şarkısı bile piyasadaki carttan curttan 10 kat iyi. Kimse kusura bakmasın, artık cart curt diyesim var. Ayni adamın yazdığı benzer şarkılar. Melodi yok, ritm yok. Metin Özülkü, Peker Açıkalın gibi alakasız isimler bile Tarkan’ın müziği hakkında açıklamalar yapıyor. Sözün özü, bu albüm kesinlikle tutacak ve herkes cevabını gayet güzel alacak.
-Az önceki ‘Bir takım şeylere kızmış köşe yazarı’ triplerinden dolayı özürlerimi sunuyorum. Hele finali çok kötü yapmışım ama gerçekten şarkılar çok sağlam.
-‘Doğum günüm sana geldiğim gündür’: Bülent Ersoy. ‘Doğumgünüm Microsoft’tan kurtulduğum gündür’: Ben.
-‘Eğer gittiğin yol çıkmaz yolsa; zaten yol yok diyip vazgeçmektir kazanmak’: Ben.
-Kadınların geçirdiği değişim oranının %20’si kadar erkekler değişim geçirseydi dünya gerçekten daha farklı bir yer olurdu. Ama iyi veya kötü yönde mi onu bilemiyorum. Sonuçta maaşlı, sigortalı bilim adamları var isveçte. Araştırsınlar, bulsunlar.
Halil AĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder