YOK EDİLMİŞ BİR DÜNYA, NASIL YOK EDİLİR?
Düz, basit ,sıradan. Hep kaçtığım: kaçmaktan keyif aldığım. Şu ana kadar tarih kayıtlarına geçecek herhangi bir eylemim olmadığına göre ben de sıradan sayılmaz mıyım? Ya da ağlak yanıma abanıp ' Aşklarım, hüzünlerim...elvada. Hayatınızın güneşi batıyor...el yordamıyla bulduğunuz yapay ışıklarlasınız artık...' gibisinden zırvalayıp kendimi daha mı önemli hissedeyim?
Her insan kendini önemli hissetmek ister. Zaman zaman, bazı zaman; her zaman. Sevmek, sevdiğinden karşılık bulmak ve arsızca daha fazlasını ister. Kimyamızda bir sorun var. 'Hiç kimsenin yağmurun bileee böyle küçük elleri yoktur' duygusallığını bir kenara atıyorum ve yeni sloganımızı sizlere sunuyorum 'Hiçbir hayvanın bile, böyle büyük bencilliği yoktur!.'
. İyilik timsali Sezercik eşşek kadar adam olup ta silah kaçakcılığına başladığı gün anlamıştım birşeylerin değiştiğini.
Hayır kardeşim sen mafya olamazsın. Sen ki 6 yaşındayken çocuk büyüttün, sen ki Küçük Ev'de 6 kişilik kaçakcıları alt ettin, sen ki gavur'u darmadağın ederek Kıbrıs'ı kurtardın!. Bu arada yeryüzünde kurtarılmaya bu kadar hevesli başka bir ada var mıdır acaba. Kurtaran kurtarana. Ada sanki bela mıknatısı. Çekiyor, çektikçe kurtarılıyor.Ve kurtarıldıkça haykırıyor:'Ben hiç korkmadım ölümden, ölümden sonra ölümden!'.
Arabamız ilgi çeksin, evimiz beğenilsin, uruba(!) larımız beğenilsin. Her yanımız kalite, her yanımız Ajda Pekkan!. Bugun bir Ajda kolay yaratılmıyor. O kadar da zor durumdayız yani. Doğuştan asalet, yer bilirlik kalmadı artık.
Şimdi, dilimize yeni tanımlamalar eklemeye çalışan benim gibi kendini bilmezler mevcut. Sayın pek bir bilir edebi otoriteler alın işte tartışma konusu: nerede, ne zaman , ne yapacağını bilen insan modeline yer bilir, bu davranış biçimine yer bilirlik denir.
Artistlik yapınız ve rahatlayınız. Kültürünüzü belli etmek için yanıp
tutuşuyorsanız kendinizi tutmayınız. Başlayınız ve anlatınız. Yerel kültürümüzün nasıl yozlaştığından başlayın, yabancı ülke kültürlerinden bahsedin. Hep anlatın hiç susmayın. Dinleyicileri şaşırtamıyorsanız, sallayın!.
Travmadan önce, travmadan sonra. Hayatınızı ikiye ayırdınız bile. Hayatı dizi izleyerek geçecek olan yeni evlilerin varlığını bilerek halinize şükredin. Üzerinde parlak nesnelerle ortalıkta salınan bir görümce de olabilirsiniz akraba düğününde. Tanrım bugune kadar gördüğüm insanların içinde en önemli ve telaşlı işi yapan düğün görümcesidir.
Hele hele düğünde geline yada damata para takarsa. Ne kadar ulvi, ne kadar yardımsever. Düğünlerinde yeni çocuğu olmuş çiftlerden de uzak durmalı.Bekarsanız neden evlenmediğinizi, evliyseniz neden çocuk yapmayadığınızı sözlü yollayla eşeleyecekler ve yüzündeki simlere içinizden sövdürene kadar devam edeceklerdir.
Simler, tüller, yağlı bedenlere ufacık kıyafetler. Düğünler görsel ve ruhsal bütünlüğünüz açısından tehlikelidir. Sıradanlığı da cabası. Birbirinin ne geydiğine yoğunlaşanların enerjisi auranızı yerle bir etmeden kaçın.
Nereye olursa kaçın. Sıradaki olmadığınızı kendinize ispatlayıp koşun. Dümdüz bir zemin seçiyorum kendime. Daha hızlı ilerliyorum. O da ne?. Uçsuz bir uçurum. Hep ileri!. Atlıyorum uçuruma. Sol yanım şelale, sağ yanım kablo cenneti yani bildiğin sırma. Ne suyun huzuruna erişiyorum, ne de kabloların karmaşasına.
Ortada kalıyorum. Kararsız. Batmak mı istiyorum yoksa yükselmek mi?. Onu bile karar veremedin. Hep yeni adımı bekler oldum. Bir yanım eksilecek. Ama biliyorum ki, dişi kırılan köpekbalığının yeni dişi 2 saat içerisinde yerine geçer. Yine kırılır, yine geçer.
Ne kadar uzun bir uçurummuş. Nokta büyüklüğünde biri el sallıyor kabloların içinden..Düştükçe dengine yaklaşıyorum..Her istediğimden bir parça almış şekil el sallamaya devam ediyor. Ben düşüyorum, o sabit.Şimdi o yüksekte, ben yine aşağıya devam ediyorum?.
Sorgularım benden uzakta, hayallerim de benden uzakta. Bedeninden kurtulan birey ruhuyla daha iyi nefes almaz mı karanlıkta?.. Nefes almak için bedenime gerek yok mu?.. İndikçe iniyor, uçurumun bile bir sıradanlığı olduğunu görüyorum. Değişmeyen su, değişmeyen kablolar, istikrarlı düşüşüm....
'Tanrının da yanından geçtik belki?
HALİL AĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder