26 Temmuz 2010 Pazartesi

ekim2008

DÖRT PİSTONLU BORDO ROBOT




' Alışmak sevmekten daha zor geliyor...' diye başlayan ve neredeyse tamamı nakarattan oluşan o güzel şarkıyı nasıl unuturum. Duyar duymaz ezberlemiştim.. Ha, anlamını sormayın..Orası aklımı çok kurcalıyor...


Pamuk şekerleriyle sarmalanmış toz pembe bir kız: sarışın, kırmızı rujlu. Ve tabii topuklu ayakkabılar. Salınmakla masumiyet arasında gidip geliyor kendileri. Masum, fakir, savunmasız..tam olması gerektiği gibi. Ve ona ezelden belli aşık mahallenin delikanlısı Ümit Besen.


Ümit tipik bir Doğan SLX ve Pioneer kullanıcısı. Yaralı, aşık, bıçkın.. Namus forever Ümit!. Namusu apışarasında arayanların en güçlülerinden Ümit. Ama seviyor, alışıyor. Seviyor, kavuşmak istiyor..'Alışmak sevmekten daha zor geliyor / alışmak bir yara bağrımda kanıyor'..Aklımı yedin Ümit.


Ya sen?. Güçlü, zarif, naif, alımlı, çalımlı, star, süper kadın?. Sana ne demeli Ajda.. Sende gayet avrupai bir şekilde haykırmadın mı 'alışmak sevmekten daha zor geliyor' diye..Hiç bari sen bahsetme alışkanlıkların acıtmasından. Sana birşey olmaz / olmamalı..Ben ki seni tuvalette düşünemiyorum!. Sana nasıl yakıştırırım bir erkek veya kadın için ağıt yakmanı..


Ha bizim alışkanlıklarımız olsun sayın Ajda Pekkan. Biz normaller, sıradanlar ve düzler rahata gelemeyiz pek. Rahatın nereye batacağı kişiden kişiye değişmekle birlikte, hep rahatsız olmak isteriz. Alışkanlıklarımızı değiştirmek isteriz bazen.


Sigarayı, içkiyi bırakmak gibi mesela. Normal adamın canı sıkılınca bunu sigaraya bağlayabilir ve bağlanan sigara en adi suçlu olur. Acilen ondan kurtulmalı ve ip gibi kesmeliyiz değil mi?. Herhangi bir doktor, psikayatrist veya terapi merkezine ihtiyacımız yoktur. 'Ne be ama deliyim da gideceyim pisikoloğaa??..!



Bir kaç ay sonra tekrar sigaraya başlar ve bu seferde kullanım talimatını okumadığımız dolayısıyla doğru kullanmadığımız sigara bantları, elektronik sigaralarla vazgeçmeye çalışırız sigaradan ama olmaz. Alışkanlıklarımız asla geçmez.


Evlenip boşananların sayısındaki artış da alışkanlıklarımızdan olmalı. Sıkıcı bir muhabbet açıyorum:sıkı durun. 'Eskiden kadınlar işlemezdi, ama şimdi işlerler herşeyi bilirler..'. İnsanları kadın / erkek diye ayırmaya devam edersen(k) elbet ayrılırsın..


Acılı halklar, ezilen toplumlar gelin birleşelim!. Bu bir çağrıdır. Hem büyük bir alışkanlıklığınızdan kurtulun, hem de kadın / erkek ayrımına hep birlikte son vermiş olun. Multi-
user WC projesini uzun yıllardır düşünmemle birlikte hep tepkiyle karşılandım.


Hayır anlamıyorum ki. Bazı küçük yerlerde tek bir tuvalet varsa kimse şikayet etmeden giriyor ama eğer birden fazla tuvalet varsa diğer tuvalete bakamazsın bile. Takım elbiseli, şapkalı adam ile şuh bakışlı, büyük etekli kadının gücüne bak!. Sadece bir resimden ibaret olsalar da özenecek bir hayat.


Siz projemi düşünün gene de. Yaşla alakası olmayan başka bir alışkanlığımız daha var. Eskiyi özlemek. Pembo sakızını, blue jean dergisindeki 'MAYKIL CAKSIN' posterini, Alf'i, Atlı Karıncadaki akülü beyaz arabayı ve o oyuncaktaki Mercedes amblemini...


Özlemek ile alışkanlığı ayırmak gerek. Özlediğin şeye kavuştuğunda hemen sıkılırsın. Zaten özlediğine göre araya mesafe koymuşsundur. Özlemek duygusunu kendinizde test edin. Yaklaşık bir yıl önce çılgınca piyasaya giren facebook şeysi gibi.


Efendim, bu facebook şeysiyle ilkokul, ortaokul, lise, ergenlik dönemi, ilk aşk, saplantılı aşk, kapı komşusu gibi herkesleri bulacaktık. Aman tanrım!. Mucize!. Yıllar önce ayni masada oturduğumuz ilkokul arkadaşlarımızın izini bulacaktık.


Mantıksızlık şurada, madem ki vazgeçilmez bir arkadaştı bunca yıl neredeydin a kuzum?. Ya da ben neredeydim?. Tamam, çok güzel yumuculuk oynuyorduk bir zamanlar ama şimdi neler konuşuyoruz. Sen nasılsın?, ben nasılım?, ne iş yapıyorsun?, evlendin mi?, Yavruladın mi?...


Sahte özlemler bir yana öyle orjinal alışkanlıklarımız da vardır ki tadından yenmez. Biz değişelim, hayatımız değişsin ama o hep ayni kalmasını istediğimiz değerler...


Çocuktum ufacıktım, annem, komşular, ben, diğer çocuklar otobüse doluşup şehere gelirdik. Ve evet şeherde su yoktu ve evet evde su içmeliydik. Terminalden bandabulyaya kadar yürürdük. Kadınlar puantiyeli kumaşlarla mest olurken, bizim aklımızda bir tek oyuncaklar vardı.

Genel olarak paramız olmadığından öyle her gördüğümüz oyuncağı da alamazdık. Vakti zamanında 20.000 Lira olan o bordo robot için ne kadar da ağlamıştım. Ben ağladım, annem almadı. Annem almadı, ben ağladım. Her geldiğimizde o robota bakıyor, ağlıyor, ağladıktan sonra helvamızı alıp terminale gidiyorduk.


Uzun uğraşlar sonucu robota ulaştım, ve her Koç Burcu erkeği gibi 2 haftada sıkıldım. Bu sefer Walkie-talkie denen uyduruk telsizlere takmıştım. Gördüm, beğendim, ağladım, helvayı aldım. Uzaktan kumandalı kara şimşek arabası. Gel, gör, beğen, ağla, helva...


Yıllar geçti, ağlamalar bitti, helvacı bitmedi. O hep öyle kalsındı, asla modernleşmesindi. Asla sanayileşmesin. Logosu, PR çalışması hiç olmasındı. Hep aynı kalsındı. Kaldıda netekim. Lakin, geçenlerde okuduk gazetelerde..O da almış emeğin en yüce değerini..


Şikayetçiydi elbet. 7-8 yıldır kar yapmıyorum diyor ve ekliyordu. Vergi, elektrik, haksız rekabet, park sorunu, sorununu anlatacak mecrii bulamamayışı...O oldu, bu oldu..Kıbrıslıların ortak değerlerinden biri daha kapandı...


Sayın onlar kendini bilirler sözüm size, ne yapmaya çalıştığınızı çözmeye çalışıyorum. Henüz başarılı olamadım. O kadar farklı atraksyonlar gösteriyorsunuz ki!. Belki sudoku çözsem zihnim gelişir ha?. Bilemiyorum. Fakirlik sınırına hızla ilerliyoruz sizden olmayanlar olarak. Ama sizi çözeceğim. Niyetliyim.

Helva kokusunu yok ettiğiniz sokaklardan yürüdüğünüzü hayal ediyorum..Arkafon'da Bora Ayanoğlu ile Zuhal Olcay birlikte 'Güller Ve Dudaklar'ı söylüyor..Hava o kadar sıcak olsun ki, hayvan etlerini pide arasına koyan dönercinin ellerinden yağlar yere şıp şıp damlasın..Yere damlayan yağ kokusuna ucuz kansorejen taklit ayakkabı kokusu karışsın. Bu koku karmaşasına cevap veremesin helvacı... Genziniz yana yana, burunlarınız kızara kızara yürüyün.. Ve Zuhalcığım daha bir derinden söylesin 'Güller ve dudaklar şimdi / Ne kadar acı ve gizli / Eski bir aşkı anlatır / Güller ve dudaklar şimdi...'



Halil Ağa
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder