31 Temmuz 2010 Cumartesi

mart2009

               İŞTE BUGÜN BENİM GÜNÜM!
yıllar sonra sevindiren Mine'ye...
                           Umutların tükendiği nokta. Sağın solun derdi
bile beni germez duruma gelmiş. Umut pombalayacak bir haber tek 
beklediğim.
                            Hayat bazen email gibi birşey oluyor.  Penisimin
boyutunu büyütmek için yıllardır çırpınan bir viagra spam maili, harika
fırsatlar/kaçırılmaz fiyatlar temalı online alışveriş reklamları, müthiş 
ölüm anlarını belgeleyen bol ödüllü siyah beyaz fotoğraflar ve sevgi
dolu sözlerle başlayıp eğer bu maili en sevdiğim 10 kişiye göndermezsem
öleceğimi beyan eden mailler..
                            İşte durum tanımlamada yine olay yaratıyor ve hayatı
anlatıyorum. Yıllardır geçiyor herşey aynı sorunsalına göz kırpıyor ruhum.
Biliyorum girdikçe konuya devamı gelecek, dert dert üstüne binecek. 
                            Beni şaşırtacak bir haber geliyor zamanında anlaşılmamış'ın
birinden. Ne kadar şanslı haberi yok. Zamanda anlaşılmadığı için ekstra sorumluluk
ve sorunluluk sahibi olmadığının farkında bile değil.
                             Gel otur mor kız anlat derdini dedim. Onu hiç olmadık
kadar fit görüyorum. Sex. Evet, aklına sex takmış belli ki. Takmış ama zorlamamış. 
Aşk açık bugun diyor. Kapı açık. Aşk benim için rahat diyor.
                            'Zamanında anlaşılmamış;seni gayet open relationship gördüm' 
diyorum.
                           'İşte Bugün benim günüm!' diyor gayet neşeli. Aşk beni 
gençleştiriyor diyor. Şeffaf ve olurlu ve olumlu. 
                            siberalem.com'dan birini mi buldu acaba diye düşünüyorum.
Yok bunda bir haller var. Ritmik bir dijitallik hakim bünyesinde. Kimseyi takmaz
tatlı bir şımarıklık. Sanırsın Burda'ya poz veriyor. 
                            Kim olsa kıskanır. Haliyle sırrını soruyorum. Aşk çok genç
bugün diyor. Hrrrr. Aşk şeffaf bugun.Aşktan başka birşey demiyor beni sinir
ediyor. 'Bana 55.baskısını yapan isminden duygu sömüreceği belli olan kitap
gibi konuşma' diyorum.
                             Asi bir halde bana bakıyor. Eski sevgililerinden şikayete 
başlıyor. Her bulduğunu unutamadığına benzetenler çıkmış hep karşısına. Yüzünde
yer yer sıvısal parlaklık görüyorum. Dikkatlice bekliyorum, tükrük. Vay be ne eski
sevgiliymiş kızcağazın hırsından tükrükleri sağa sola sıçramış; özgürlüklerini ilan 
etmişler.
                            Oysaki her tarafın bembeyaz olduğu bu romantik günde
bende isterdim ki ağlasın. Sil gözyaşlarını diye diye acıya gark edeyim. Hayır,
olmuyor benim kahramanlarımda tükrük var, salya var. Sevgilimin yedeğini
düşünemedim diyor bana. Hak vermiyor da değilim.
                             Az önce benim günüm diye bale yapan kız gitmiş, yerine 
sevgilisinden tatlı tatlı yakınan kontür kızı gelmiş. Kontor
kızı şirindir, sevimlidir, aşk acısı çeker, dibe vurmadan tekrar çeker, yukarı çıkar, 
aşağı iner.
                              Araba pistonu gibi gelip gitmekten canımı acıttım diyor. 
Dışımdan, ona hak verir bir şekilde 'bilmezmiyim' dedim. İçimden 'her zevkin bir
bedeli var a kahpecik' dedim. İçimdeki ses seni seviyorum.                           
                            Tanrım!. Kontur kızı 'yaz ve ayrılık' konusunu açtı. Yalnızım,
kıskanıyorum, tenine az değdim diyor. Bir nevi gösterdim ama elletmedim guruhu. 
'Sütü çekilmiş incir gibiyim' dedi. Teoman'ın ikinci albümü geldi aklıma. 11 yıl geçmiş.
İçim boş kaldı, özledim desem yok, birşey söylesem yok..Albümdeki 'O' ne acaip
bir şarkıydı ha.. Gülmem lazım..Unutmam lazım..
                             Onun dış sesiyle benim iç ses karıştı en sonunda. Ben diyorum
Teoman, o diyor yapış yapış yaz acıları. Yazda ne acısı olurmuş ki!. Bir bardak buzlu su,
kütleni kapsayacak bir su birikintisi(deniz tercih edilir) buldun mu tamamdır.
                             Aslında kendinin suçu yokmuş, tek suçlu eski sevgilisimiş.
Herkesler ona söylemiş, ama o dinlememiş. Kardeşim bende bunu anlamıyorum. Makyajına,
saçına, kıyafete bakıyorum sanırsın ki sene 2155, kafa Kıraç dizisi kafası. Bence sırf kendini
haklı çıkarmak için eski sevgilinin güvensizliğinden bahsediyor diyor iç sesim. Haklısın
bende duymuştum ama sana söylemekten çekinmiştim diyor dış sesim.
                              Tabii ki dış sesimin dedikleriyle ilgileniyor. Ona ne kadar değer
verdiğini anlatıyor. Ondan vazgeçemediğini, kimselere bakamadığını. Ayağım uyuştu.
Fakat onunla oynamaktan zevk alıyorum. 
                             Sevgilisine ne kadar değer verdiğini, fakat karşılığını alamadığını
buna rağmen  sevgide kusur etmediğini anlatıyor. Empati kurdum, kendimi onun yerine
koydum diyor. 'Kaçan kovalanır kızııııım' dedim. İştahla devam etti; 'gündüz istemedi
gece istemedi ...' hafif gülüyor.
                              
                              Vay bizimki meğer director's cut takılmak istiyormuş. Olası bareback'ten
sıkılmış olmalı. Azgın. Yepyeni yollar açmak istiyor ruhunda. İlişkiyi hep ayakta tutan oymuş, 
ilişkiyi canlandırmak için arada küçük ve tatlı sürprizler yapmış. Bunları hep o aylık
kadın dergilerinden öğreniyorlar. Promosyon da vermiyorlar artık, safii zarar.
                             Hava sıfır derece. İçi sıfır derece. Ruhu sıfır derece. Gidenin ardından
kazak koklarsab elbette sıfır derece oluyor her tarafın. İnanmak istemiyor ayrıldıklarına,
sinir krizi mi geçiriyor ne?. Oyuncu Orospu. 'Yanımda antidepresan var, vereyim mi canıım?'
diye soruyorum, balıklama dalıyor.
                              Hapları alınca bönleşeceğine canlanıyor. Vay be laroxyn sen bile
değişmişin. Etkisiz laroxyn. Sanatın ve sanatçının dostu pasiflorayı da bu hikayaye katmak
isterdim fakat terk edilen kızımız kontor kızı modernliğinde olduğundan pasiflora yakışmayacağından
korktum.
                             
                             Birden ayağa kalktı. 'Gezdik: kıskandı, tozduk:kıskandı, yedik: kıskandı,
hep kıskandı..Aşkımız hep tehlikedeydi'...İlişkiyi ben korudum diyor. Az mini etek giyeydin..
'Ah, canım..sen ne kadar çok taviz vermişsin...' Kafasını yere eğiyor.
                            Konuşmuyor, saçları ekranını kapamış. Bir nevi Halka'daki Samara. Konuş diyorum,
susuyor. Sessizlik. Sadece ağaçların ve kar kütlelerinin tanımsız sesi var. Aniden gülmeye başlıyor.
Tanrım bildiğin kötü kadın gülmesi.
                               
                             Gökten 3 adet pilates topu düşüyor. Üçüne birden eline alıyor, soyunuyor. Toplara
sürtüne sürtüne oynuyor. Vay kahpe! demek benimle dalga geçtin! diyorum. Bu sefer içimle dışım bir 
konuşuyor. Müthiş ritmik bir dans ediyor. İşte bugun benim günümmmmm  diye diye yuvarlanıyor pilates
toplarıyla.
                            Şaşkınlıkla izliyorum;''Bana ne olduysa bayıldım ona::O sen misin yoksa?'' diyor.
Deliyle deli olunmaz diyorum en sıkıcı normalliğimle. Arkamı dönüp gidiyorum. Bağırıyor:''Oluru çok,
aşk şeffaf bugün''.
                            Bildiğin deli.
cypaibo@gmail.com
HALİL AĞA
 
                                 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder