UZAĞIMDA TUTMAYA ÇOK ÇALIŞTIM:::GERÇEK AŞKIM!
Kemal Doğulu,Pamela,A.Hatun Önal,orjinal CD'ler::iyi ki varsınız!
Parlak gri'nin keşfini hatırlıyormusun?. Hatırlıyorsan
iyisin. Detayı yakalayacak kadar hastalıklı olman sevindirici. Reklam
jeneriğiyle söyleyecek olursam; 'Modayı takip etmeyin::yaratın!'.
Plastiğe yalvarış biçiminin hayat bulmuş tavrı. Plastiğe
tapınma merasimleri. Ya da yalnızca hayal. Ne olursa olsun birşeylere
tapmak iyidir. Tapdıkça senaryolar kurar, kurdukça beyin hücrelerini
yenilersin...
Sessizce tapınmayı keşfediyorum birden!. Ses ve ses
ve ses. Ses ve ayrılık şaşırtan bir albüm adından farklı çağrışımlar yapıyor
artık. Çok ses, veya az ses hiç önemli değil. Ses varsa sorun var.
Sessizliğin gücünü ilk bakışın derinliğini keşfettiğim
saniye anlıyorum. Bakış dediğin zaten saniyelik olmalı gibi bir önyargı
da benden hediye olsun..
Tanışmak, konuşmak, tüketmek. 3ünü 1 arada görmek
yerine 1'i 1 başına bir formül bulmalı. Formülü tam olarak tanımlamak
istemiyorum. Düşünmediğimden değil elbet, 'seni uzaktan sevmek aşkların
en güzeli..' diyen şarkıyı haklı çıkarmamak için.
Dedim ya parlak gri bir plastik var hayalimde , duygular
bu düzenekte olmalı. Malzeme bu!. Derin bakıştan sonrası, kablosuz duygu
akışı. Ait olduğun yerde değilsin, yine de bekliyorum. Gözgöze gelmemiz
yeter mi dersin?. Madem ki sonu var, hiç erişmeden sevelim o zaman!.
Yıllar sonra daha az nefret ederiz birbirimizden. Asil sevgili
formu mu kaldı?. Beğendiğini hayal et, masturbosyana asıl!. Olay bu. Olmadı mı
uzuvlara asılmak gibisi var mı?. Hatta eskilerini ona yakışmayacak şahıslarla
hayal et. Tecavüzcü Coşkun'un kadın donunu koklayarak inlediği sahneler seni
kıskansın!.
+ değer vermeni dezavantajları; tüm mutsuzluklar. Karşındakine
kendinden fazla değer verme safsatası değil bahsettiğim. Onlar kişisel gelişim
kitaplarının satır aralarında gizli. Dikkat ediyorum da bu iki oldu. Klişeye düşme
kaygısı mı yaşıyorum nedir?.
Oysa tek istediğim fotoroman karesi gibi bir hayat. Kesin
hatlar, etkileyici bakışlar, tarz duruşlar..yani bildiğin artislik. Diğer türlü
olmadı çünkü, fonksiyon arttıkça sorunlar da ayni ölçüde artıyor..
Değerleri bildirilmiş bir yol izlemek de kafa kurcalayıcı. Sayıları
değiştirilmiş bir matematik problemini sınavda çözmek kadar gerginlik verici.
-Aha! ayni soru. Evde kaç defa çözdüydüm. 2'nin yerine 4 yazdı
hoca, evdekinin cevabı 8 di lazım 16 çıksın e çıkmadı, ama yaklaştı.!
İşte bir gençlik böyle delirdi. Elbette sabırsızlığından artislik ister
şimdi. Aksak bir ritm eşliğinde zemin tamamen değişiyor. Yüzüm gökyüzüne doğru,
mevsimlerden gece..Derdimiz gece. Yalnızım..Hem de tam anlamıyla yalnız.
Ben bile yok yanımda...
Rüzgar mı dağıtıyor saçımı?.
-Saçın dağılmıyor ki?
Anladım sen dokunuyorsun saçıma. Hani birbirimizle tanışmayacaktık.
Ne arada saçlarımı okşar oldun. Benim daha yukarılara çıkmam gerek. Koyu gri hava yanımda.
Biraz ilerde müthiş bir eğlence. Gülüşen insanlar, eğlenen bedenler. Hayır, hayır 'maskeli balo
ve sahte yüzleri' değil; gerçekten eğleniyorlar(klişe kaygısı no:3).
Bu sefer eğlenceye katılmak istemiyorum. Havada yatarken niye inmek
isteyeyim ki?. Upuzun tarlalar boyunca bir yaz gecesi huzurundayım. Nisan'ın son günleri
enerjisi var içimde. Tatlı mayhoşluk. Vaktinden evvel vazgeçmek mi bu yalnız huzur diye
soruyorum kendime?.
Değer vermeyen insan vakti düşünmez değil mi?. Evet, evet
öyle yapmalıyım. Fakat diyete girmeden önce son kez yenen tavuk dolma ruhunu
canlandırıyorum. Zihniyet, memnuniyetsizlik, yoğunluk, sayın, bey, hanım...İlk aklıma sizler
geldiniz. Kablosuz dünyamda uzunca bir süre stand-by da kalmanızı istiyorum.
Tuhaf şey sevilmek. Aradıkça heveslenip, buldukça iğrendiğimiz başka
ne var ki?. Yalanlar başladıkça güçlenen sevgiler, yeni yalanlara gebe. Yalanı kötüleyip bir
birinden özel fantezi öyküler sıralayan bizler. Fantezi her daim favorim.
Bir küçük insan, yalnızlığını paylaşmak istiyor. Biliyor ki ilgi görmek ruhunu
canlandıracak. Karşısındakini beğenmek yada beğenmemek değil..Kendini sevmek. Mastürbasyon
anında bedenin okşanması gibi birşey.
Kadife hayallerle son bulan mutluluk. Koskocaman kaliteli bir salon.
Salonun kalitesini bağıran kadife eşyalar..Kristal avizeler..Salonda tartışan iki sevgili..Kavga anında
sonrasını hayal eden ezik birey. Sen, ben , o. 'Sevmeyi gerçekten bilen insanları bilerken geçmiş
iş işten...'. Ayrılmadan, ayrılık sonrasını düşünen hepimiz gibi başarısız . Sevgi dolu bir ailede büyüdüğüm
yalan...Kapı kapanıyor..Avize sallanıyor...Kristal bardakta gül rengi şarap..Ne şarap mutlu, ne de bardak..
gül rengi bize uzaktan gülümsüyor.. Gül rengi::ulaşılamayan herşey gibi mutlu ve huzurlu...
halilaga@cypaibo.com
HALİL AĞA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder