26 Temmuz 2010 Pazartesi

mayıs2010

DEĞİŞTİN SEN HALA GÖRMÜYORSUN, MUCİZELER NEREDE KAHRAMANIM YORGUN MUSUN? / ZAM-MAN!
Tepemde koskocaman bir güneş, üzerimde hiç gitmediğim / gidemeyeceğim yerlerin bitki desenleriyle kaplı bir şort olsun. Şort tanımında çığır aştığımın farkına vararak, bu bitkilerin Hawaii, Ibiza gibi tropik mekanlarda yetiştirildiğini size anlatsam. Hatta ayni desenlere sahip taklit şortlardan bahsetsem. Ama taklit şort ile denize girdiğinde şortun balon gibi şişeceğiniz size uzun uzunn anlatsam.


Birinci sayfasında Amerika sakşakcılığı yapıp, daha ilerki sayfalarda duyargalı* köşe yazarlarının savaş karşıtı yazılar yazdığı gazetenin uyduruk sağlık ekinden öğrendiğim bilgileri aktarayım size. Saatlerce keten tohumunu öveyim. Yazda nasıl kilo verileceğini, daha sağlıklı bir cilt için ne yapılabileceğini sizlere anlatayım. ‘Çok meraklıysan eczacı olsaydın’ dersenin, imkansızlıklar diyarı ülkemiz konu başlıklı sohbeti körükleyeyim ki çemkirdiğinize bin pişman olabilesiniz.


Hepsini yapabilirim. Hatta ilk güneşlenmeden önce yüksek faktorlü bir güneş kremi kullanmanızı, daha ilerki haftalarda ise; düşük faktorlü ürünleri kullanarak sağlıklı bronzluğu yakalayabileceğinizi size anlatayım. Ama imkansızlıklar diyarı izin vermiyor.


Vermez tabii. Herşeyin ilki burada yaşanıyor. 1 Mayıs’da işcilerle yürüyen bir hükümeti olan kaç ülke var? .Peki 1 Mayıs’ta işcilerle yürüyüp , 2 Mayıs’da esaslı bir zam paketiyle güne merhaba diyen kaç ülke vardır? Sanırım tekiz. Yada tüm bu yaşananlar bir BBG evi similasyonu.


Dünyadaki hiçbir BBG evinde olmayan nesneler var bu evde. Yatlar var mesala. Ümit Besen’i bir yat’a, bir kat’a ve bolca paraya değişen bir Banu Alkan filmi olsa seve seve. Zira gözlerinden ‘vurun bana’ enerjisi saçan bir adamla, ‘lüx içinde yaşamak istiyorum’ bakışlı bir kadının mükemmel ilişkisi değil yaşananlar. Bu başka bişey.

Oldum olası yat ile gemiyi ayırt edememiş bir kişi olarak anlam karmaşasına yol açmamak için denize demirlemiş lüx nesne deyip olası hatalardan kendimi sıyırmış oluyorum. Efendim, karpaz yakınlarında bir yerlerde şahane bir deniz varmış. Bu deniz bugune kadar hep korunmuş. Yollara çöp atmaktan çekinmeyenler bile çekinmiş buralara çöp atmaya utanmış..

Sonra, oralarda birşeyler olmaya başlamış. Limandı, yattı derken epey akıllar karışmış. O limanda bembeyaz bir nesne demirlemiş. Gazetecilere kapalı bu nesneye kimse girememiş diye düşünürken, nesneyi ziyaret eden epey tanıdık simalar varmış. Sorular sorulmuş, cevaplar alınamamış. Kimbilir yine nereler anlaşılmış.

Hayat epey zormuş bir zamanlar. Çok fazla yemek de yapılamazmış tel dolapta bozulur diye, dünyadan da pek haber alınmazmış. Çünkü, daha elektrik dediğimiz yüce enerji yokmuş. Bir şekilde elektrik hayatımıza girmiş. Herşey kolaylaşmış. Televizyon illeti de onun eseriymiş, buzdolabı mucizesi de. Onsuz yapamaz olmuşuz. Ne de güzel olmuş derken, pek sevmediğimiz haberler almaya başlamışız geçenlerde. Devlet kadrosunu şişirtenlere para lazım olmuş, onlarda elektrik ve zam demiş.

Cilt hergün 1 litreye yakın su kaybeder, ciltteki su kaybı kırışıklığa neden olur. Bol bol su içmeli ve yıkanmalıyız. Az miktarda su alımı erken yaşlanmaya, az sayıda duş alımı ise; pisliğe neden olur. Hergün duş almayan bireyde mantar, kalıtlaşabilir kirlilik ve toplum tarafından dışlanma görülebilir. Suya muhtaçsınız. Madem muhtaçız ne yapmak lazım?. Elbette zam yapmak lazım. Daha daha daha çok.

Hedeflediği kıza hava atmak için evinin önünden arabasıyla ve yüksek sesli anlaşılmayan yabancı müzik eşliğinde defalarca geçen ergen en çok senin için üzgünüm. İşe gitmek için araba kullanmak zorunda olanlar, hasta olup hastaneye gidenler, dereboyunda ostuyuro! turlayanlar daha az gezin, daha az çalışın. Benzine de zam, euro ya da zam, diesele de zam. Hepsine zam .

Kafamda bir süper kahraman yaratıyorum. Upuzun bir pelerini olan uçan bir kahraman. Pelerinin arkasında sadece 3 kelime yazan bir kahraman. ‘Emek’, ‘Ekmek’ ve ‘Barış’. Havada uçtuğu için ülkenin boş kalan yerlerini görüp analiz eden; ruhu, gönlü ve cebi dolgun birtakım yabancılara ve mafyacıklara sunan bir kahraman. Boş yerleri doldurma seansları. Filling the Gaps. Boşlukları dolduruken bunun bir bedeli elbet olmalı değil mi?. E bunu da nasıl kapayabiliriz? .Yine kahramanımız yetişiyor ve tek bir kelimeyle zamları sıralıyor. Elektrik diyor: zam oluyor, vergi diyor : zam oluyor, stopaj diyor, akaryakıt diyor, fon diyor, harç diyor, gaz diyor, su diyor...hepsi oluyor. Veeeee karşınızda ZAM-MAN!.
*Sevgi kelebeği ile duyarlı modern adam/kadın arasında gidip gelen yazar modeli.


Halil ağa
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder