25 Temmuz 2010 Pazar

kutle - eylul2007

Sevgiyi ve aşkı tatmadan güne atla diyen karanlığın pisliğinden uzak durmalıyım....



‘Ah, o gemide ben de olsaydım, açık denizlere yol alsaydım..’ diyerekten soldan sağa koşturan bi sürü eski popcu. Hepsinin yüzünde ‘Gülben Ergen sırıtması’ diye tabir edebileceğim yapay bir gülüş. Evet, onlar ‘Eski Dostlar’.. Hurşit Yenigün adlı gayet gereksiz bir müzisyen, etrafına topladığı 70’lerin tek plaklık şarkıcılarıyla bir çoşku fırtınası estirmeye yeltenmiş. Yeltenmekle kalmamış, 14-15 tane popcu eskisini bir gemiye doldurup ‘brilaylay bii birilaylay biiii brilaylaylay Nasılsın? İyimisin? Sorarsam söylermisin?’ şeklinde bağırtıyor arkadaşlarını.

Ajda Pekkan, bir grup klip zencisiyle çektiği klibinde ‘Aşka İnanma!’ diyerekten güçlü kadın imgesini vurguluyor, Teoman ise ‘Sen geçerken sahilden sessizce, gemiler kalkar kalbimden sessizce’ derken yine acı çekiyor. Uçaktan daha az teknolojik ve romantik olacak ki, şarkılarda ulaşım aracı olarak hep gemi kullanılıyor. Bugune kadar bir kez gemiye binme şansına eriştim, ne hipermutlu popcu gördüm, ne de tüller içinde bir ajda. Tek hissettiğim kapasitenin iki misli yolcu sayısına sahip gemideki insan nemi kokusu.

Devasa gemilere gerek yok, abartı hareketlere de öyle. Bize sadece doğal olan oluşumlar gerekli. Müzik açısından yeter miktarda abartıya şahit olduk bugune kadar. Abartıları yakalamakta adeta bir radar gibi çalışan zihnim, ne kadar da şanslı bu topraklarda yaşadığı için. Ama tabii ki doğal, olduğu gibi olan adamlar da mevcut. ‘Karaya oturmuş bir tekne, kesişmeler noktasında..’ diyerekten zihinlere su serpen, Hakan Kurşun tamamen organik, saf bir müzisyenimiz. O kadar mütavazi ki gemiler sizin olsun deyip, tekne ile açıyor ‘Kütle’ albümünü.

‘Nev-i şahsına münhasır’ deyişini kesinlikle hak eden bir zihniyet Hakan Kurşun. Şimdilerde EMI Türkiye’nin genel müdürü olan Kurşun, farklı yeteneklere kucak açmış durumda. Panik, Hayko Cepkin, Aydilge, Nem ve daha birçok kişi onun sayesindealbüm yapma şansı bulmuş. Almanya doğumlu müzisyen, 1981 yılında Türkiye’ye gelir. Lise yıllarında grup kurup çeşitli konserler verir. 1988 yılında Viyana’ya giderek Alman filolojisi ve ses mühendisliği okur. Ses mühendisliği’nin verdiği tüm teknik avantajı ülkeye getirtmek için çalışır.

1996 yılında tüm enstrümanlarını kendi çaldığı, ‘KAOS’ albümünü piyasaya sürer. İlk klibini çektiği ‘Boğazın Üstünde’ şarkısı Türkiye’de daha öncesine rastlanmamış bir şarkıdır ve hemen fark edilir. Gerek kayıt kalitesindeki gerçekcilik, gerekse kurşun’un ağzını açmadan çıkardığı farklı vokal tekniği ilktir. Ve bu ilki ‘Şimdi Hakan Kurşun’dan farklı bir çalışma’ diye anons eden güllü dallı KRAL TV Vjlerinden de bol bol duyar oluruz. Kurşun, uçları yaşamayı seven bir müzisyen. Tam olarak kullanamadığı Türkçesi, sıradışı düşünce biçimini yansıttığı müziği ve sayıklamakla-delirmek arasında gezinen vokal tekniğiyle bambaşka bir konuma sahip olduğunun farkında olduğundan eminim. Peki bunu yapan bir adam neden Kayahan’ın ‘Odalarda Işıksızım’ albümünün aranjesini yapar?. Ya en ulaşılmazı , ya da en sıradanı diye düşünümüş olması gerek.


Elektro-akustik diye tanımladığı ‘KÜTLE’ tam yedi yıl aradan sonra 2003’de müzikseverlere ulaşır. ‘KAOS’ daki coşkulu asi ruh, kütle ile kendini olgun, huzurlu ve aşmış bir ruh haline bırakır. Albümün tamamı canlı, kulaklıksız kaydedilmiş. Şeytansi bir doğallık albümün tamamına hakim. Bir de eşi benzeri olmayan bir kayıt kalitesi var ki, anlatılamaz. Ses Mühendisliğini burada konuşturan Kurşun, insan kulağını ve beynini iyi tanıyor. Toplam 15 şarkıdan oluşan albüm kendi halinde bir akışa sahip. Yani herhangi bir zorlama ve/veya sert geçişler hakim değil. Türkçe’ye tam hakim olmaması ise, şarkılara farklı bir doğallık katmış.

Toplam 15 şarkıdan oluşan ‘Kütle’, genel olarak kentli bireyin kırlara kaçışını değil de, kırların kentli bireyi kentte ziyaretini anlatıyor. Aylin Aslım’ın ‘Gel-Git’ albümündeki şehirli karizması, ‘KÜTLE’ için de geçerli. ‘Boşu boşuna’ albümün ilk şarkısı için iyi bir seçim, gidenin gelmeyeceğini vurgulayan daha doğrusu kalbe kazıyan şarkı sayesinde albüm için önısınma tamamlanıyor. Gidenin geleceğini düşünen bir ruh elbet huzursuzdur, ne demiş eskiler ‘Giden gider, kalan sağlar bizimdir’. Tepkisiz zihniyeti eleştirdiği, ışıltı kırıcı yani negatif zihniyetler için kullandığı ‘Ifadesiz’ şarkısındaki, ‘İfadesiz Suratlılar’ terimi nedense çok hoşuma gidiyor. Elbette ki olmazsa olmaz derdimiz Aşk bu oluşumda da yerini alır. Kar yağdıran, şimşekler çaktıran, sonsuzdan sonsuza uzanan, çırılçıplak bedenlerin içiçe girdiğini anlatan ‘Kar Yagdi’ işte böyle bir şarkı.. Tabii ki iskelenin üzerinde şevişirken, dalgaların altındaki değişken akıntıları bile fark edecek kadar detayci bir deliliğe sahip Hakan Kurşun. Merdivenin başındaki kanatlı yaratıklarla melekleri arkadaş yapmak istediği şarkısı ’Çok Uzaklarda’, başarılı ama maalesef amacına erişemez. Çünkü, bu izdivaç için hem zaman zafi, hem hayat zafi.

Tüm şarkıların yeri ayrı. Her şarkı ayrı ayrı bir hikaye. Ama efsanevi çizgi kahraman Voltran ruhuna sahip tüm şarkılar. Aslında 15 tanesi 1, ama her biri ayrı ayrı da varlıklarını sürdürebiliyorlar. Tamamen yeşil çimlerin hakim olduğu, masmavi gökyüzünün bizi karşıladığı bir oluşum ‘Kütle’. Kayıtsız kalmayın ; kütlenin dayanılmaz çekiciliğine. Hem ne kadar da güzel demiş şarkısında Kurşun, ‘Dünyayı farklı bir perspektiften görmek isterdim!’ diye. Sevgi dolu, oyun oynamak isteyen, hayal kurmaktan hiç sıkılmayan biri..

Banyodaki kuvette yüzmek isteyen, ayağındaki patenleri asla çıkarmak istemeyen, kalbine yağmur yağdıran, dolabın menteşesine saklanan solucanları gözlemleyebilecek kadar uçmuş bir adamın dünyaya armağanı::’KÜTLE’.



HYPERLINK "mailto:haliltekno@yahoo.com" haliltekno@yahoo.com
Halil AĞA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder