SEN AŞK NEDİR BİLMEZMİSİN SEVGİLİM?
Arkadaş Özger’in varlığından beni haberdar eden deli bir temmuz rüzgarına...
Bir varmış, bir yokmuş. Varlık ile yokluk arasındaki ürünün light ürünler olabileceğini bilemeyecek kadar saf ve bakir günlermiş. Tek derdimiz aşk. Tek düşüncemiz aşk. Gizemli ve büyüleyici bir duygu aşk.
Aşkı bilenlerin, bilmeyenlere büyük bir hevesle anlattığı günler. Beyaz dizi kitaplarındaki hayallerin aşkını arayıp, en kısa zamanda nikah masasına oturma hayalindeki genç kızlar. Aşkı istemezmiş gibi yapmakta ustalaşmış gönül insanları. Kadınları seven adamlar. Adamları seven kadınlar. Adamları seven adamlar. Kadınları seven kadınlar.
Ah aşk, tüm sınırları ortadan kaldıran aşk. İnsanın insandan farklı olmadığı bir zemin aşk. Aşk için yaratılmış bir ses. Bir demet yasemen. Bir naif dokunuş. Bir kırık plak. Zeki Müren.
80lerde çocuk olmak ve TRT. Yılbaşından yılbaşına tertiplenen özel eğlence programları. Programlara katılan sanatçılar içerisinde özellikle birisi dikkatimi çekiyor. Kibar konuşma tarzı, sahne ile uyumluluğu ve ses tonu ile diğerlerinden daha farklı bir adam. Gözlükleri, saçları ve takıları ile de farklı olduğu her halinden belli olan bir adam.
Ve bir yılbaşı gecesi adının henüz klip olduğunu bilmediğim bir cümbüş var televizyonda. Bembeyaz karlar üzerinde kayak yapan insanlar var. Soldan sağa, sağdon sola ilerliyorlar. Ve aniden bir otel odasında Zeki Müren’i görüyorum. Yine şık, yine gösterişli, yine yakışmış, yine kırmızı, yine PVC. Otel odasının penceresinin önünde Zeki Müren elleriyle şarkının sözlerine uygun hareketler yapıyor, camın arkasında kayak yapan insanlar da bu hareketlerden nasibini alıyor. E ne de olsa sanat güneşimiz ‘Halini anlayacak / Derdine katlanacak / Kendiyle ağlayacak bir sevgi ‘ istiyor.( Ahh paşam, kim istemez ki böyle sevgili?). Ve bu böyle olmayacak diyip, kürkünü de üzerine alıp kayak yapan insanların yanına gidiyor ve ’Deli gibi sevecek / Ömür boyu sürecek / Gözlerinde tütecek bir sevgi’ aramaya devam ediyor.
Ömür boyu süren bir sevgi arayışı ruhumuzda hep baki kalır. Yıllarca ararız sevgimizi. Bulmak ne mümkün. Yaralarımıza ilaç olacak şarkılarımız da azaldıkça eskilere döneriz yine. Ne de olsa ‘ Adın neydi? Hatırlamadım’ yada ‘Allah cezanı versin. Bana gelen sana gelsin’ ana temalı şarkı sözleriyle ancak sezonluk sevgili modeline ağıt yakacağımızdan, yine eskilere dalıyoruz gururla.
Kah ‘Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar’ a benzetiriz kendimizi, kah ‘Şimdi uzaklardasın’ diyerek ‘İçimizdeki büyük aşkı’ haykırıyoruz kendimize. Zeki Müren suyun saf halidir. Yani bildiğin H20. Eğer o su arıtılmışsa o Zeki Müren olamaz. Zeki Müren’in bize anlattığı aşkın sınıfı, işi, tipi, kariyeri ya da parası yoktur. Sadece aşk vardır. İmkansızlıklar elbet olacaktır. Göz temasıyla başlayan yakınlaşmaya asla para mani olamaz.
Ha eğer sevgili başka biri için terk etmişse, sessiz bir ‘vefasız’ denir o kadar. Çünkü, sevgili terk etmişse geriye kalan paşa paşa acısını çekecektir. Acısını çekmelidir. Çünkü, onu ellerin olsun diye sevmemiştir. Herşeyi onun uğruna boş yere mi verdiğini ancak kendi kendine soracak ve cevabı öyle bulacaktır.
Aşkın SMS yada telefon hali değildir yaşanan. Aşkın mektup halidir. Bile bile zahmete katlanılan halidir. Kolay lokma sevmeyen bir ruh halidir. ‘Bana kollarını uzatsan biraz, uğrunda bu gönül neye katlanmaz’dır aşk. ‘Seven Ne Yapmaz’ değil mi?
1951 yılında radyo programlarıyla başladığı ilk günden itibaren ölümsüzlüğü hak etmiş sanat güneşimiz gelse dünyamıza yeniden. Zaman donsun, her yer siyah beyaz olsun. Koskocaman bir piyano ardında ‘Sen aşk nedir bilmez misin?’ diye sorsa, Türkan Şoray’a. Paşamız ile sultanımız karşılıklı göz süzüp, gerdan kırsa. Arada müzip hareketler yapsalar. Yeryüzünde görüp göreceğim en hoş omuz silkme hareketini yapsalar karşılıklı. Mutluluktan ağlasam.
Ama bu sefer herşey daha farklı olsa. Türkan Şoray eşsiz bir partner olsa da, bu sefer paşamızın istediği kişi olsa karşısında..’Sen aşk nedir bilmez misin?’ diye sorsa sevdiceğine. İnkar edilen bir ilişki kitlelerce izlense buralarda. Önemli olan aşk olsa. Yine mutluluktan ağlansa.
Zeki Müren ve sahne duruşunu algılamayanlar oldu yıllarca. Bastırılmış bilinçaltlarıyla terbiyesizleşenler. Kendi gibi olmayanlara saygısı olmayanlar. Ve Arkadaş Özger’in dediği gibi ‘ Güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum, düşüverecek bir gün ellerinizden ve bir gün elbette Zeki Müren’i seveceksiniz’. Öteki’nin korkunç ya da zararlı olmadığını öğretti Zeki Müren. Trend tabirle tüm homofobikleri sanatıyla dövdü!. Dövmeye de devam ediyor.
Halil AĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder