25 Temmuz 2010 Pazar

guzellıgın kasım2007

GÜZELLİĞİN ON PARA ETMEZ; ŞU BENDEKİ AŞK OLMASA



Bazı durumlarda tüm değerlerinizin düşük olması en makbul pozisyon olabilir. Para en güçlü silah, mevki en kutsal amaç gibi gözükse de, hayat kavramına tersten bakanların kutsallığı artıyor gün be gün.



Meditasyon öğretilerinin son zamanlarda bir trend haline gelmesine baktığımızda; insanların artık para ve güç kavramlarından başka kavramların varlığından haberdar olma isteğinin arttığını görebiliriz. Maddi değerlerden çok manevi değerlerin önemli olduğunun farkına varmak için çok yıllar geçse de, biz bu filmi daha önce bir çok kez gördük..



Saflığı, naifliği, temiz yüreği ve adabına göre hareket eden nice kadınlarımız vardır. Türkan Şoray olsun, Filiz Akın olsun, Hülya Koçyiğit olsun..Az mı insanlık dersi verdi yıllarca. Anadolu’nun bir köyünde doğan minik kızımız bıcır bıcır kişiliğiyle köyünde çok sevilmekte ve köyünde eline göre bulduğu herkese yardım etmektedir.. Gerek hasta, gerek özürlü ortamda müsait biri varsa ona yardım edecek, elinden tutacak, bıcır bıcır şirinliğiyle sevgi aşılayacak. Kırsal kesimde yaşamasına rağmen inanılmaz düzgün diksiyonuyla ne kadar da modern bir zat olduğu gözlerimizden kaçmayacak ve elektriği olmayan köyde inek sağarken bile makyajlı olmanın sırlarını bize düşündürecektir. Herşeye rağmen o kadar temiz bir kalbi vardır ki asla kendini düşünmez; varsa yoksa başkaları. Kült Fransız filmi Amelie’nin senaryosunu türk filmlerinden aşındırdığı fikrindeyim!. Hatta film adını veriyorum :’ Ayşecik Hayat Sevince Güzel’!



Temel Gürsu’nun yönettiği, Arzu film’in iftiharla takdim ettiği, Ayşecikli, Ömercikli, Münir Özkullu bir sevgi yumağı olan film Amelie’den yıllar önce; 1971’de çekilmiş. Cin kızımız Ayşecik, teyzesinin yanına bir kasabaya gelir. Tahminleriniz üzere Ayşecik esasen köylü olup, annesi ve babası öldüğünden mükevellit tek akrabası olan teyzesiyle yaşamak üzere kasabaya gelir. Buradaki teyze modeli evlerden ırak bir modeldir. H.P Lovecraft’ın psikopatlığına yakın bir karakter çizen teyze , kimseyle anlaşmayan, kimseyle konuşmayan, soğuk, tüm gün kitap okuyan ve kitap okuduğundan dolayı gözlük takan oldukça bakımlı ve kuralcı bir kadındır. Kasabaya gelmesiyle insanlarla kaynaşma telaşındaki Ayşecik hemen işe koyulur. Bakkal, Manav, Kasap kim varsa konuşmaya başlar. Akrepin zehri nasıl bünyeye hızlıca yayılıyorsa, Ayşeciğin sevgisi de o denli hızlı yayılmaya başlamıştır. Neler yapmaz ki?. Romatizma hastası yaşlı nineyi tarhana çorbası ve güneş ışığıyla tedavi eder, bir türlü evlenemeyen Manav’a müstakbel bir eş bulur, sinirli ve rahatsız ihtiyara hayat sevgisi aşılayacak hoş sözler söyler, bahçelerden meyve çalan çocuklara tatlı dille meyve istemelerini öğütler. Orta gelir düzeyi insanları yeterince mutlu ettiğine inanan kahramanımız bu sever sıranın sosyeteye geldiği konusunda kendi kendini inandırır.


Sabah akşam konken oynayan kadınlar, gündüz vakti havuz kenarında çılgınca oynayıp akabinde havuza bağır çağıra giren genç kızlar ve oğlanlar, takım elbiseli para babaları, sürekli servis yapan garsonlar ve her karede bir johnnie walker şişesi. Ne kadar ürkütücü bir atmosfer değil mi?. O kadar sorun varken bu zevk-i sefa da neyin nesi diyen karakterimiz, yanına Ömerciğin önderliğinde birkaç yüzü gözü garamusalı(!) çocuk alarak hemen ortama dalar. Amacı bu zengin şahıslardan çocuklara yuva kurmak için para istemek, olmazsa yemek artıklarından bile bişeyler almak. Zalim ev sahipleri elbette yardım etmez ve önce kılığını düzelt öyle gel diyerek Ayşecikle dalga bile geçerler. Köyde kaz çobanı olduğunu söyleyen ayşeciğe folklor oynatırlar sonra delicesine kahkaha atarlar.. Ayşeciğin başında kitap taşıyarak düzgün yürümeyi öğrenmesinden, bir günde anadolu leçhesini istanbul leçhesine dönüştürmesini hayretler içinde izleyin...


Maddi kaygılara takılmadan, egosunu gözardı ederek yaşamını sürdüren eşsiz ruhlara sahip insanlar görmek istiyorsanız, ‘Hayat Sevince Güzel’ sizin için biçilmiş kaftan. Uyarı: Film geçici ruhsal bozukluklara yol açabilir!. Masal prensesi kadar iyi ve güzel Ayşecik’ten sonra müzik dünyasında mütevazi insanlar var mıdır? Parıl parıl mücevherleriyle ekranları dolduranları unutun. Gerçek bir mütevazi: Hümeyra.


Hümeyra’nın müziğe başlangıç öyküsünü ilk duyduğumda hemen aklıma bu sahneler geldi. Hümeyra, Melodi Plak’da grafiker olarak çalışmaktadır ve işten herkesin gittiğine emin olduğu vakit eline gitarını alıp kendi bestelerini çalmaya başlar. Hümeyra’nın bestelerini ve şarkı söylediğini birkaç arkadaşı hariç kimse bilmemektedir. Yine günlerden bir gün, bir varmış , bir yokmuş.. prenses el ayak çekilince eline gitarını alır ve kendi bestelediği bir aşık veysel şiirini söyler:’güzellğin on para etmez..bendeki bu aşk olmasa..’..prensesin mütevaziliği bu kez işe yaramaz, henüz işten ayrılmamış olan patron bu da nesi diyerek, genç kadını keşfeder. Her türk filmi kadınının düşü gerçek olur ve ilk plak hızla piyasaya verilir. ‘Ölüm/Olmasa’ adlı plak yurtçapında hem sevilir hem de farklı bir kefeye konur. Hümeyra, diğer şarkı ve şarkıcılardan farklı bir iş ortaya koymuştur.


Yattığını, kalktığını, diyetini, etini milyonlarla paylaşan şarkıcılarımızın devri olmadığından Hümeyra ile ilgili ilk röportaj plak yayınlandıktan tam bir yıl sonra yayınlanır. Ego tatmininden tamamen uzak ne kadar da rahat ve huzurlu bir davranış. Bir ülkenin gündemine düşeceksiniz, ama hakkınızda haber yapmak için yanıp tutuşan binlerce gazeteciye şov yapmak şöyle dursun, röportaj bile vermeyeceksiniz... Sadece müziğimi dinleyin yeter diyor Hümeyra. Ardı ardına çıkardığı plaklarla çok sevilir Hümeyra. Ünlü şairlerin şiirlerine yaptığı düzenlemelerin yanısıra, kendi bestelerini yapmayı da ihmal etmez.


Hümeyra’nın vokali için söylenecek en uygun tanımlama, doğallık olurdu herhalde. Doğallığın verdiği o sakin ve huzurlu yorum, ‘Kördüğüm’, ‘Dilber’, ‘Bana Kara Diyen Dilber’ ve Türk Pop’un ilk ve en feminist şarkısı sayılabilecek ‘Adım Kadın’ gibi şarkılarla güçlü bir şekilde devam eder. Ta ki 1975 yılındaki Hümeyra ve EMI işbirliğine kadar. Yıl 1975, şair Yahya Kemal Beyatlı, şiir Sessiz Gemi..Bir çok giden yerinden memnun ola dursun, şarkı ortalığı yıkıp geçer. Hümeyra ve EMI aynı yıl içerisinde iki plak daha yayınlar. Özellikle Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Otuz Beş Yaş’ oldukça ses getirir.

Evlendiğinde, çocuk yaptığında ve bilumum sebeplerle ara sıra kendi köşesine çekilse de Hümeyramız 1981 yılına kadar toplam 16 plak yapar. Seksenlerin başlarında tehlike çanları çalmaya başlar. ‘Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden../ Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak...’ gibi bir söz söyleyebilen Ahmet Haşim’in, ruhun en derinlerine inen yorumuyla Hümeyra’nın sesiyle aşkı hissetmek yerine, Küçük Emrah’ın acıları ve Ümit Besen’in nikah ekipmanları ile ilgilenmeye başladığımızdan artık kaliteye yer yoktur hayatımızda.


Seksenlerde müzikallerde oynamaya başlayan Hümeyra, 1984 yılında ‘Benim Şarkılarım’, 1987’de ‘Yıllar Sonra’ ve 1989 yılında ‘Tutkulardan İntihar’ albümlerini yayınlar. Dinleyicisini asla unutmayan, kalitesini bozmayan sanatçı doksanlı yılların tamamını tiyatroyla geçirir. Oyunculuk konusunda da oldukça olumlu eleştiriler alan Hümeyra, daha fazla dayanamayıp 1997 yılında ‘Beyhude’ ile geri döner. Sekiz yıllık bir aradan sonra ‘Beyhude’ ilaç gibi gelir Hümeyra hayranlarına. Sanatçıyı son yıllarda ‘Avrupa Yakası’ dizisindeki üstün performansıyla izliyoruz. Özel bir insan Hümeyra. Sakin, dingin, doğal...


Gece yatıp sabah bambaşka biri olarak kalksam. Dedem Hulusi Kentmen, evimiz koskocaman, dedemin tek mirasyedisi ben, ahçısından, uşağına, bahçıvanından, arap dadısına kadar herşeyin tam olduğu bir ev. O kadar çok param olsa ki, bambaşka zevklerim de olsa. Ses, ışık geçirmez bir odaya Demet Akalın’ı, Gülben Ergen’i, Mustafa Sandal’ı, popcu ruhlu rockçıları, magazin ruhlu popcuları ve türevlerini tıkıştırsam , bir hafta boyunca Hümeyra’nın ‘Merdiven’ini dinletsem onlara...Niyetim kötü değil..40 yıl sonra bile zevkle dinlenecek şarkılar yapan Hümeyra’yı düşünsünler, bir de 4 ay sonra bile dinlenemeyecek durumdaki kendi şarkılarını. Düşünsünler isterim: ‘Nerede hata yaptık?’ yada ‘Hata bizmiyiz acaba?’..



Halil AĞA
haliltekno@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder