26 Temmuz 2010 Pazartesi

temmuz2008

ŞİKAYETİM YARADANA!..

Daha önce herhangi bir şikayet kutusuyla hiç ilgilendiniz mi? Peki şikayet kutusu sizinle ilgilendi mi?. İki cevabınızdan biri mutlaka hayır olmalı. Bugune kadar o kadar yazdım yazdım bana geri dönen olmadı. Üründen şikayet ettim, mekandan şikayet ettim, ‘Merhaba Ben Halil AĞA, ailecek restaurantınızı seviyoruz’ ile başlayıp ‘Aslında iyi bir servisiniz var ama yemeklerin tazeliği konusunda...’ ile devam eden ve ‘iyi çalışmalar, iyi yarınlar’ la biten bir tek şikayetime bile cevap alamadım.

Cevap bekledim desem yalan olur ama içimde hep bir umut taşıdım. Yüce rabbim sinirli ve stresli olduğum bir anda beni şikayet kutusundan arasınlar. ‘İyi günler, Halil Bey’le mi görüşüyorum?’ diye sorsa karşıdaki süper nazik ses. İçimdeki, dışımdaki, heryerimdeki stresi orada boşaltsam. Çemkirsem, çemkirsem dursam.

Hatta dayanamayıp ‘Bu tarz hizmet anlayışınızı devam ettirirseniz arkadaşlarımın da size gelmesini engellerim’ diye tehdit etsem. Tatmin edilmemiş ego’m kalmasa. Yeni çağın hayalleri!. İşte yine bir sorunu çağın gereklerine getirip rahatlıyorum. Ne kadar da güzel.

Batılılaşma sürecinde günümüz Kıbrısı mı dersin, eziklik mi. Reklamlarındaki bıcırık çocuklarına sinir olduğum gsm operatörüme yaptığım gibi olmasın ama. Onları ben arıyorum. Bu sefer ben aranayım istiyorum. Hatta çemkirmekten sustuğum bir anda karşıdaki ses TRT 2 kadını kibarlığında ‘Size başka nasıl yardımcı olabilirim?’ diye sorsun. Ve tüm konuşmalarımız kaydedilsin.

Çok bilmiş, hata düzelten ve paradan anlayan çocuk görmeyelim bir zahmet. Ama TRT 2 Kadınları hiç eksilmesin hayatımızdan. Onları hep görmek istiyorum. Trend olmayan kıyafetleri, mütevazi bakışları, her daim bağışlamaya hazır bir yanları ... TRT 2 Kadınını kullanma kılavuzuna uyunuz. Uymazsanız çok fena olur.

TRT 2 Kadınını ihmal etmeyiniz yada rutin ilgilenme çizginizden çıkmayınız. Eğer uzun süre ilgilenmezseniz kafasında senaryolar kurar, büyütür, çoğaltır. Stresini Tosunpaşa, Süt Kardeşler veya Sezercik Küçük Mücahit filmleriyle azaltmak yerine, çığlık çığlığa kadınların sinirli anlarını hissetmemizi sağlayan operalar dinleyerek acılarını çoğaltırlar..

Ve inanın birgün mutlaka sizinle yüzleşir TRT 2 Kadını.. Atari salonlarındaki bölüm sonu canavarlarından daha ürkütücü gözükürler size. Operayı mutlaka duyarsınız. Size kükremesi bitmeden oradan kaçınız. Zira esas olan başlangıç değil midir ey okur. Bir işe başlamaya karar vermek, o işi yarılmaz mı?. Yada ‘Yavaş atın çiftesi pek olur’. Daha klişesi olan var mı?. Klişesi olan bize bildiredursun bambaşka bişeyler gördüm ben bugün.


Elbette UFO görmek isterdim. Bunu ballandıra ballandıra, günde 1000 defa anlatmayı da çok isterdim. Hatta uzaylılarla sohbet ettiğimi de eklerdim. Ama ben bugun bir diyetisyen kliniğinin açılışını gördüm televizyonda.


Normal bir açılışta gereken herşey mevcuttu. Çelenkler, leymonaddalar(!), kurabiyeler..Burda şaşırtan ise açılışta konuşma yapan başbakanımızdı. Başbakanımız bu büyük tesis(!)in açılmasından duyduğu memnuniyeti ballandıra ballandıra anlatmakla kalmamış, genç yatırımcıya bu cesaretinden ötürü başarılar dilemiş.

Herhangi bir klinik açılışını bu kadar alangirli laflarla anlatmak her adamın harcı değil. Hele birde normal bir klinik için tesis, yatırım ve yatırımcı tanımlamaları yapmak daha da zor. Haberin başını kaçırıp sadece başbakanın sözlerini dinleyen herhangi bir kimse sanır ki, koskoca hastane açılacak.

Üstelik özel sektörüyle devlet hastanesi garmagarış doktorlardan arınmış sanacak... Allem gallem olmamış sağlık çalışanları var sanacak. Eski sendikacı yeni hükümet mensubu şahıs da açılışta. Adını bilmediğim birkaç bakan ve adını bildiğim Milli Eğitim bakanımız yine açılışta.

Bende açılışlara gitmek istiyorum!. Berber, market, manav, klinik, butik.. ne olursa. Benim ne eksiğim var!. Tanrım ben insan değil miyim?. Kravatımı takıp açılıştan açılışa gezmek, leymonaddayla başlayıp viskiyle devam eden açılışlar hakkım değil mi?. Halka vaaz vermek benim hakkım değl mi?

Mamülünden, tuzlusuna, tatlısından , sakallısına çeşit türlü unlu mamülleri ağzımın kenarından döke saça yemek istemez miyim?. Lütfen beni de çağırın!. Artanları da bir nayloncuğa goyun da, çoluk çocuğa götüreyim. Nayloncuğumu ben evden getiririm. Sizi yormam.
Oradan sayın Maliye Bakanıyla Başbakanımızın katıldığı yeni elektrik ünitesi açılışı haberi var. Sayın Maliye Bakanı artık elektrik problemi yaşanmayacağını, sayın Başbakan ise ‘birlikte daha iyiye’ temalı konuşmasını yapmaktaydı. Ayni ülkede mi yaşıyoruz?

Zira benim elektrik sorunum var. Son faturam bir önceki faturamın iki mislinden fazla!. Bana özel mi diye merak edip sağa sola sorduğumda bir de baktım ki herkesin elektrik sorunu varmış. O zaman sayın bakanlarla para hakkında aynı dili konuşmuyoruz. Hah buldum!::para anlayışımız farklı. Onlara göre bu ay bize gelen elektrik faturaları gayet normal ve haklı.

Hatta ayda 90 ytl civarında sabitlenen ADSL fiyatları da gerekliydi. Varsın firmalar kapansın, vatandaş internetsiz kalsın. Dert mi?. Hizmet kalitesi için herşey. Evet . Evet. Sol direksiyon arabaya ekstra vergi, ehliyet zamları... hepsi hizmet kalitesi için...

Yakın geçmişte mucizeler yaratacağız demişti Sayın birileri... Mucizeler yağıyor gökyüzünden..parıltılar... şenlikler..heryer bayram...çoşku...Bu sefer mucizelerden kaçacağımız kulubeler de yok. Dümdüz mesarya ovasındayız, mucizeler ya yağacak ya yağacak. Ya da son saniye doğru kabloyu keserek bombanın patlamasını önleyen Tom Cruise gelip hepimizi kurtaracak!..


Halil AĞA
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder