26 Temmuz 2010 Pazartesi

haziran2008

KONU SIKINTISI ÇEKENE, CEYRAN KESİNTİSİ HEDİYE!


Yapmak zorunda olmak. Mecbur olmak. Ne kadar da sıkıcı. Zorunluluklar / sorumluluklar KOÇ burcu erkeği için kaldırılsın.

Dünyanın en herşeyi bilen, en güzel adamının elbette sorumluluğu olmasın. O her istediğini istediği zaman yapsın. Asi ruhu rüzgarda savulmak istediğinden, en radikal bahane onun olsun. Ceyranlar kesildiği için ödevini yapamayan çocuklardanım diyecektim ki fark ettim: ülke top yekün ödevini yapamıyor.

Tüm KKTC halkına dev hediye; ceyran kesintisi!. Ödevini mi yapamadın? Bahane hazır. İşe mi geç kaldın? Çalışmayan trafik lambaları yüzünden geciktin. Değerini biliniz. Yazı bile yazamıyorsun, ceyranlar yüzünden. Yazımı yazmaya başladım ama bitiremeden ceyran kesilebilir; bahanem hazır sayın editörüm. Miting meydanlarında ‘Adam gayırmaya son be annem’ diyenlerin en rahat(!) mevkilere getirse de bu hükümet bizi çok seviyor be annem.

Çok samimi olmayan sadece selamlık tanıdık ile karşılaştığında ne konuşacaksın bakalım. İlk önce sıcaklıktan bahsedelim. Ortalama 2-4 dakika. Kazalar ve ölümler, 3-5 dakika. Zaten selamlık tanıdık ile aynı ortamda bulunmak yeterince gerginlik yaratabiliyorken 10 dakikadan sonrası işkence gibi gelebilir. Ortak konu bulmak da bu sıcakta(!) sıkıntı yaratacağından al sana tertemiz konu: ceyran. Ceyran kesintisinden başla, bozulan elektronik aletlerden devam et, uzay yolculukları-dünya-KKTC ekseninde ilerle, Full HD 127 cm 1.000.000:1 kontrastlı yeni plazma televizyonunu bu ülkenin hak etmediğini söyleyerek bitir.

Kampanya zamanını bekleyip aldığım fırınımdan rahatsızlık duyuyorum. Evet. Kullanmadığım elektronik oyuncak kalmamışken, bir fırına yenik düşüyorum. İşten yorgun, argın evime geliyorum. Mutfağa giriyorum ve yeşil LED ışıktan yanar söner bir ibare fırınımı süslüyor. Sol yanıma bakıyorum kokodil kuşlarım tüm vahşilikleriyle bana yan yan bakıyor, ben sağ tarafımdaki fırına bakıyorum. ‘0:00’ ibaresi ben işteyken ceyranların kesildiğini haykırıyor. Ve bu fırın saati ayarlanmadan çalışmıyor. Ve evet, ben bu saati ayarlıyamıyorum. Defalarca kataloğunu okudum. Defalarca tanıdıklardan öğrendim. Olmadı.




Gözümün önünde yanıp senen 0:00 ibaresi ve yine denemem. Yine yenilmem. Hep yenilmem. Fırınla kavga edince, başka birşey yapacak enerji bulamıyorum yine. Hazmedemiyorum ve yemeğimi fırında sağlıkla ısıtmak yerine, mikrodalga fırında kanserle ısıtıyorum. Kanser aromalı yemeğimi yerken televizyonu açıyorum. Tek derdi hayallerindeki kapalı kadınla evlenmek olan dini bütün müslüman programlarından sonra yerel haberlere geçiyorum. Aman ne güzel. Bilmem hangi bakan, hangi butiği açmış. Ordan çıkıp başka bir açılışa yetişmiş.

Başka bir bakan ekonomimizin süperleştiğinden bahsediyor. Sanırsın ki rio karnavalı. Yes be annem. O kadar çok paramız var ki, her tarafta panayır havası estiriyoruz. Ağustos böcekleri bile kıskanıyor umarsızlığımızı. Gerçi bu haberi duymadan önce o çok sevdiğim içidolu kurabiyelerinden almaya gitmiş, yeni fiyatı görünce ekonomimizin ne kadar iyiye gittiğini fark etmiştim. Herşey çok güzeldi ve başka bir bakan açıklamalar yapıyordu.

Yanılmıyorsam bu bakanımız , yaz günü yıkanmayarak su tasarrufu yapabileceğimizi buyuran bakanımızdı. Oldu. Tamam. 45 derecede sizin nerede olduğunuzu bilmiyorum ama, sağa sola yerleştirmediğiniz azınlık genelde sokakta. Etrafta bir koltukaltı kokusu trajedisi hakim. Şükranlarla öneriler alınmış bir yerlerden. Su sıkıntısını soranlara, ‘Benim evimde su var!’ diyen Melih Gökçek ve benzerlerine uygun öneriler bunlar.

Topyekün kokmamızı arzulayan bakanımız, çok yıldızlı otellerin bol yıldızlı casino müşterilerinden bahsediyor ve onların aslında ülke ekonomisine çok bir faydası olmadığını itiraf ediyor. Sanırım ilk kez bir devlet büyüğümüzle ayni fikirdeyiz. Ne kadar da güzel değil mi?. Her mutluluğun bir sonu, her aşkın bir son kullanma tarihi var diyerek saçma bir genelleme yapayım ve boşuna sevinmişiz diye ekleyeyim. Başına şükran düşmüş olacak aynı bakanımız açıklamalarından bir gün sonra pişman olmuş ve yanlış anlaşıldığını belirtmiş. Casino müşterilerinin ülkemize katkısı çokmuş.

Kimin kime katkısı olduğu az çok belli olsa da, hayallerimden vazgeçmiyorum. Şu an zihnimde belirginleşen hayalimle yatağıma uzanıyorum. İşten eve gelmişim, fırınım saati gösteriyor yani çalışmaya hazır. Kokodil kuşlarım pek keyifli. Televizyonu açıyorum açılıştan açılışa, iyiden süpersoniğe bir sürü bakan konuşuyor. Ama bu sefer alnılarında 0:00 ibaresi yanıp sönüyor. Seviniyorum. Birde ne göreyim hepsi topyekün ERROR vermiş. Error’üne kurban olduğum evreni, mevsim akdeniz olmuş gülümse!.

Halil AĞA
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder