26 Temmuz 2010 Pazartesi

kasım2008

BUYRUN KÜRKÜNÜZÜ ALIYİM....



ŞAH'a..


Boşlukta savrulmak diye bir ihtimalimiz var. Yani cebimizde hiçbirşey yapmamak gibi bir
lüksumuz var. Şimdi buradan durup dururken sizin de dünyayla ve kendinizle barışmanızı körükleyecek değilim.
İnsanız sonuçta, başkasının iyiliğini isterken bile aklımızda kendimiz vardır mutlaka.


Tamam Küçük Besleme'nin zalim üvey annesi değiliz hiçbirimiz ama her iyilikte kişisel
tatmin yok mudur?. Kendimden kaçıp taaaa nerelere gitmek isterim ben. Sen. O. Git bakalım nereye gideceksin.
Suç Bende diye başlarsın önce, ama cep telefonu yanında olmasın bakalım. İletişimsizlik patlatır, insansızlık
yorar. Her daim bir ıspat kendi kendimize.


'Kendimi yormadan, ulaşsam sana dokunsam ruhuna'. Tüm isteklerin ana cümlesiydi bu.
Herşeyin en bir kolayı, en bir alternatifi. Cyber-sex istemiyoruz elbet, ama herşey daha kolay olsun. Yorulmayalım
ama yorulmuş gibi olalım. Gül yüzlü yarimiz olsun. Araya tatlı ayrılıklar girsin. Hep kendimiz haklı çıkalım. 'Yine mi ben?'
diye soralım durup dururken.


Aramaktan sıkıldım, ama sen benim en istediğimsin. Senden iyisi yok ama çok yorma.
Yormaya karar verdiysen elbet ben haklı olmalıyım. Ben ile başlıyor herşey.


Karanlıklar hep bi cahillerin elinde. Hep bu cahiller değil mi bize çektiren?. E cahiller olmasaydı
biz de olmazdık değil mi. İyi ki varsınız cahiller; halimize şükrediyoruz sizleri görünce. Açlık ,varlık, karanlık.


Uzaklarda aradığım bir ses, sanki yanımda. Ben seni arıyordum. Uyandım sanırım.. Mahmurluğumdan
ziyade sarhoşluk.. Göz altlarım halen uyku diyor. Zihnim canlanmaktan yana.. 1-2 saniyelik dünyanın en tatlı anı.
Yatak sıcak, yorgan sıcak.. Garanti hissi..Herkes burada şimdi!. Tüm insanlar yanımda.. Etrafımda geziniyorlar..


Ne kadar mutluyum, sadece seni çekiyorum bu kalabalığın içinden..Sen varsın yanımda.
Hep öyle olmasını istemiştim zaten. Tutkulu, sonsuz, kolay. Uykudan uyansam ve benim olsan. Sen ve ben diye haykırmak
neye yarar. Belki bu son gün. Kim bilebilir aşkı, uykundan uyandırana kadar. Hande Yener'den söz çalsam da fayda etmez
sana. Kolay elde etmek istediğimsin sen. Erken unutulan.


Güzelsin. Güzel olmanın getirdiklerini sun bana. İri iri bak. Tam en tepeye yerleştireceğim
sırada kırıl. At kadehi elinden, bin parçaya bölünsün diyen kasideli ses bir sus artık. Farkında değilmisin ki,
bin parça hiçbirimize etmiyor artık. Parçaları birleştirmek gibi bir kaidemiz zaten yok. Dert şu ki, bin parçayı
süpürmek çok zor. Temizlemek. Bin parçayı temizleyene kadar, yepyeni yeniler buluruz. Yepyeni geleneksel ölümsüz aşklar.


Festival bile düzenlenir en geleneksel unutulmazlar arasında. Bunu da mı yapalım. Gördüğüm
düşlerdeki öfke. Sinir harbi savaşı!. Issızlıklarda ateş yapmak istiyorum. Isınmak, ısıtmak için değil elbet.
Artislikten. Kaybedenin dayanılmaz çekiciliğine alternatif, delimsinin dayanılmaz çekiciliği. Delimsi.


Yalnız ve çaresiz olan benim. Zorda kaldığında terk eden sendin. Adın saklı nefesimde. Hem mağdurum,
hem sevilenim, hem itilip, hem kakılanım. Acındırmaktan ziyade haklı bir yakarış benimki. Ha buradan çıkmak çok zor değil.
Roll-on reklamlarında koltuk altını rahatlatan terli fit adamcık olabilirim her an. O da benim elimde.


Benden uzaklaşsan da, hatta başkasının olsan da derdim değil. 'Benim derdim bana yeter / yalnız gelen
yalnız gider'. Aha!. Duruma müsait Aylin Aslım şarkısı bulduysam sen zaten çoktan kaybedensin.


Bu ağıt, bu haykırış da ne?. Gözlerin görmüyor mu?. Kimler neler söylemiş, bu nedir?.
Zorbaya hak veren sen ben o değilmiydi?. Zorbanın zorbalığını gören olur mu hiç?. Onun sadece izi kalır.
Kaldıranda tabii. Ne dersin sevgimiz hangi zaman diliminde ?. İnsanlık nerde?. Yatağımın başına heveslenme!. Ordakiler
bana ait. Küreselleşen dünyada, kurumsallaşan özel bir şirketin telesekreterinin ruhu var onlarda. Anlayışlı,
yardımsever, sevimli, çekici, gelsevişelimli, şefkatli bişey onlar bambaşka.


Küsmüş, zevk almış, yemiş, içmiş. Ne çok fonksiyon. Komple manuel. Hani Automatik, hani sistematik,
hani elektronik, hani sibersonik!. Bedük kardeşim gökten devreler yağsın kafamıza. Etniğmize karışsın sentetik. İçimiz dışımız gece.
İnsanlar görmezler / insanlar sevmezler. Kurban'ım hepsi yalan. Benim telesekreter insancıklarım var. Yeri gelir ana, baba, bacı,
sevgili, orospum oluyorlar. Orospum . Ya da daha entelcesi fahişe.


Fahişe kokulu şehir: Yalancı şair!. Şehir fahişe kokulu mu olurmuş hiç. Fahişe dediğin senden benden temiz.
Şehir ne ki?. Sen ne verirsen onu alır. Aynı anda müzik çalıp, kapılarını açabilen, ışıklı oyuncak araba devresinden farksız bişey şehir.
Karmaşık, rastgele, karaktersiz. Kurşunkalem bile daha karakter sahibi şehire göre. Dağınık değil. Net. Tek fonksiyon.


Ne diyor ŞAH, kötüysen kötü olacaksın ,dönmeyeceksin diyor. Ne de güzel demiş. Yani orospu ruhluysan
öyle ol. Aman ha başkası olma kendin ol demiyorum. Sadece iyiysen hep iyi ol. Basit ol. Kafa karıştırma. Oyun çevirme.
Oyunlarına bayılırsın ilk başlarda ama ergeç günün birinde zarar veremeyeceksin oyunlarınla. İşte o an bitişin olur.Ne kadarda eşesen
kimse üzülmemiştir ki!.

Enkazsız deprem, resimsiz ressam!. Bırakacaksın parçalarını. Kim seçilirse seçilecektir zaten. Kurban en masum değildir
her zaman. Çözemedim tamamen. Devam etmeyi seçiyorum yırta yırta. Yırtılacak ne varsa hepsi önüme!



halil AĞA
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder