25 Temmuz 2010 Pazar

aralık2007

BEN, SEN, O.


Hayatı dönemlere ayırmak lazım. Evet, evet sınıflara ayırmalı. Geride bıraktıklarını düşünmek yerine, yeni bir sayfa mantığıyla ilerlemeli. Birey kendi içinde kategorilere ayırmalı yaşamını.


Geçmişte kalanlar ya da geçmişte kalmış gibi yapanlar olumsuz etkiliyor insanı. Kullanmak istemediğiniz, belki bir gün lazım olur diye atamadığınız tüm eşyaların insan zihninde negatif etki yaptığını biliyormusunuz?. Bunları ben araştırmadım. Benim, senin, hepimizin yerine İsveçli bilim adamları araştırdı.


Hatta biz bu araştırmaları da hayatınızın bir dönemi gibi görelim. Hayatınızda öyle bir dönem olsun ki, gazetelerin sağlık köşelerini sıkı takip edin. Hatta kereviz bitkisine methiyeler düzen tam sayfa sağlık köşesini gazeteden ayırın ve mutfağınıza yapıştırın. Tamamı AKP tekelinde olan Türkiye gazetelerinin internet sitelerine düzenli olarak girin. Hatta o sitelere üye olup yorumlar da yazın. Sitelerdeki İsveçli bilimadamları ve Bush’un bombalarını kesin okuyun.


Sonra sıkılın bu dönemden. Ben ne yapıyorum böyle? diye sorun kendi kendinize. Kereviz posterini yırtın, keten tohumlarını çöpe atın. Üstüne alkole vurun bünyeyi. Alkole bulandıkça dipe, dibe vurdukça yükseğe tırmandığınızı hissedin. Hissetmek zihinde biter diyerek ‘çekim yasası’ na kafayı takın.


Karma felsefesinin bir üst versiyonu kıvamındaki çekim yasası, sizi derinden etkilesin. Etkiledikçe araştırın. Yaşadıklarımı zihnimde oluşturur, hisseder ve gerçeğe dönüştürüm diye düşünün. Mutlu olun her daim. Çekim Yasası baydıkça, daha doğuya gidin. Yoga, tüm iyi niyetiyle sizi bekliyor olacaktır.


Güneş’in, Ay’ın ve bilumum tabiiat öğelerinden enerji alın. Hayatınız renklensin. Alkol aldığınız günlere şaşırın. Temiz zihin, temiz beden mantığı diyerek hareket edin. Düşünce gücüyle yoga, doğa enerjisiyle yoga derken zaman aksın. Reiki sizi cezbeder olsun.


Her dönem geçişinde eskisini unutun. Eskiyle ilgili soru kalmamalı aklınızda. Eğilimler değiştikçe karakter güçlenecektir. Maymun iştahlılık veya dengesizlik diye suçlayanlara mutlu olduğunuzu söyleyin. Bir seriyakın*, bir başkasının mutluluğuna ne kadar direnebilir ki?


Spor yapmaya merak sarın bir dönem. Hemen bir spor salonuna yazılın. Herşey süper olacak diyip gidin salona. Salondaki aynalarda tam kendi kendinizi keserken birden aynadaki posteri fark edin ve aynı hızla moraliniz bozulsun. Posterdeki adam oldukça kaslı, oldukça ulaşılmaz, oldukça mutlu ve inanılmaz derece rahatsız edici bir şekilde gülmektedir size. Sizinle ayni fikirdeyim: düzenli çalışırsanız onun vücudundan çok daha iyi olursunuz. Hırsla çalışmaya başlayın. Çevrenizdekilere ben işin görüntüsünde değilim, sadece sağlık için spor yapıyorum diye yalan söyleyin. Hatta bu yalana kendinizi inandırın. Çünkü, spor salonuna ödediğiniz üyelik depozitosunun tarihi dolmadan salondan vazgeçeceksiniz. Neden?. Çünkü, zamanınız yok.


Zamansızlığın çaresi salon yerine ev içi çalışmak. Evet, o kondisyon aleti tam size göre. Kabul ediyorum, maaşınızın yarısı kadar ama göbeğinizdeki baklava şeklindeki kasları hayal edince pek de pahalı sayılmaz. Ürün eve geldi, kullanamadan önce okumak lazım kataloğunu değil mi?. Kataloğun basıldığı matbaaya kadar okuduğunuzdan emin olduktan sonra, o artık sizindir. Evin en kullanışlı, en torpilli yerindedir kondisyon merkeziniz. Çevrenizdekilere aleti öve öve anlatın. Ne kadar faydalı olduğundan, İsveçli bilimadamlarının da bu ürünü tavsiye ettiğini söyleyin. Birkaç ay sonra işlerin yoğunlaşsın, aleti daha az kullanın. Yavaş yavaş arka odaya kaldırın. Bir kaç gün sonra üzerinizden çıkardığınız elbiseleri üzerine asın. Tabii ki bilerek asmadınız. Aceleniz olduğundan dolayı yaptınız bunu. Ama çok da kullanışlı oldu böyle değil mi, o artık yeni askılığınızdır. Hem siz, kaba kuvvetle spor yapmak istemiyorsunuz ki. Pilates size en uygunu.


Pilates topuyla birlikte ordan oraya savrulun. Pilates VCDlerini alıp takip edin, pilates gruplarına yazılın. Pilates de neymiş, esas spor halı saha futbolu!. Ayağınız sakatlanıncaya kadar halı sahaya devam edin. Sonra bisiklet alın, yollarda gezin. Haftalık bilanço çıkarın. Gördünüz mü?. Bisiklet sürerken, günde 10 ila 20 kez kaza yapma riskiniz var ve bunların sadece 5’i kılpayı denilen türden. Hayatında bir kez bile tarla yüzü göremeyecek olan devasa bir jeep’in altında kalmaktan korkun ve bisikletten vazgeçin.


Şarkı yaz, şiir yaz, aşkı yaz/aşkını yaz, resim yap, kitap oku. Hepsinden sıkıl kendini televizyona ver. Tamamen televizyon bağımlısı ol. Sabah cazgırlarından başla, öğle hamaratlarıyla devam et, dizi aşklarıyla uyu. Başkalarının hayatlarını izlemek, yenilgiyi kabul etmek gibi hissettirsin sana. Televizyonun fişini çıkar. Sokağa çık.


Arkadaşlarınla gece alemlerine ak. Girmediğin, çıkmadığın mekan kalmasın. Bakışıp kesiştiğin, aracı yollayıp tanıştığın, cesaret edip tanıştığın insanların adını bile unut. Söylediğin şeylerin büyük çoğunluğu yalan olsun. Başka çaresi yok. Hiç tanımadığın birine olduğun değil, olmak istediğin adamı anlattığında yalandan kaçamayacaksın. Ziyanı yok. Eğlen yeter. ‘Görüşmek üzere!’ de ona ayrılırken, ertesi gün markette karşılaşsan seslenmeyeceğinizi bile bile. O kadar çok gez ki, tamamen sıkıl yeni insanlardan/mekanlardan.


Dert babası ol, dert dinle. Dert anlat, derdini dinlediğin dinlerse devam et. Huzur, dinginlik, samimiyet ara. Çekim yasası devreye girerek her istediğini versin sana. Sakin ve olaysız günleri ne kadar özlediğini fark et. Evet, aşk zamanı!.


İnternet’e daha sık gir. Bir haftada tüm arkadaş arama sitelerine üye ol. Seviyeli, kendini bilen, eğlenceli biri olarak ayni özelliklerde birini bulmak elbette hakkın. Seviyene yaklaşmak için bekleyen binlerce aday var karşında. Bak, onlarda ne kadar sıkılmış seviyesizlikten ve sadece sex için konuşanlardan. Hemen mesaj at resmini en çok beğendiğine. 2-3 gün içinde aynı yatakta bul kendinizi onunla. Canım de, bebeğim de, aşkım olarak karşılığını al. Yıkanıp evlerinize dağılın. Muhabbeti ne kadar da sıkıcı değil mi?. Hem sana mesaj atan gayet aklı başında biri var bence onunla yazışmaya başla. Ertesi gün başkasıyla tanış, diğer gün başka biriyle. Hiç zararı yok. Her an bir tecrübe diye düşün. Kendini mutlu hisset.


‘ Çok parçalandım, parçalandıkça çoğaldım. Bu da gelir geçer diye inanmazsam, nasıl yaşarım?’ diyen Şebnem Ferah’ın ‘Herşey İnsanlar İçin’ şarkısını dinle defalarca..Diline,zihnine takılsın şarkı..Değiştikçe geliş..Geliştikçe mutlu ve kutlu ol...’Bütün dünya buna inansa, hayat bayram olsa..’ diye haykıran televizyon ünlülerine inat söyleme o Şenay şarkısını. Bizim gibilerini Şebnem paklar: ‘Hiçbirşey boşuna yaşanmamıştır diye inanmazsam; nasıl yaşarım/nasıl yaşarım?..’


*: Hızlı, aralıksız ve sıkıcı şekilde sitemlerini belirten insan modeline seriyakın denir..
(bkz.:Afrika Pazar Sayı:143)


HalilAĞA
haliltekno@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder