25 Temmuz 2010 Pazar

popcorn ekim2007

AŞK KİŞİSEL BİR İNTİHAR,BELKİ KÖTÜMSER BİR İHTİMAL /
BENİ SEVMENİ BEKLEMEK, KİŞİSEL BİR İNTİHAR...



Temiz olmak hem güzel, hem de sağlıklıdır. Temiz bir insan herkes tarafından saygı görür ve sevilir. Ah,ah TRT döneminde yumurcak olmak ne de zormuş. Kreş grubunun ‘Zaman Yok’ adlı ilk albümünün CD’sini ilk elime aldığımda sırasıyla şarkı isimlerini okumaya başladım. Albümün ilk şarkısı olan ‘Terli Ve Kirli’ nin adını ilk okuduğumda aklıma temizlik kavramı geldi.


‘Heyyamol heyyamol elessaa’ diye başlayıp, ayni gizemli sözlerle devam eden bir çocuk şarkısıyla başlardı TRT çocuk kuşakları. Ördeklerin salına salına yüzdüğü bir havuz ve bu havuzun kenarında tertemiz giyinmiş çocukların oynadığı bir klibe sahipti bu şarkı. Bilinçaltımıza ve üstümüze temizlik olgusu sık sık aşılanırdı. Ama burada unutulan konu yasakların çekici, zorlamaların itici olduğudur.


Günde 3 kere diş fırçalamamız gerektiğini sık sık kafamıza vuran bir zihniyet elbette başarısız olmuştur. Dişleri fırçalamanın ne kadar mucizevi bir iş olduğunu anlatan reklamların içinde en iticisi hiç kuşkusuz izci kampı temalı reklamdı. İzci kampında kamp yapan çocukların çadırlarına damlayıp, elinde bir adet kronometreyle ‘dişleri fırçalamak tam iki dakika!’ diyerek sırıtan turuncu saçlı veleti kim unutabilir?. ‘Evde tek başına 58’ gibi bir filmde başrol alacak kadar itici olan bu çocuğun beyinlerimize aşılamak istediği iki ana tema ‘mecburiyet ve zaman yok’ temalarından başka birşey olamaz.


Laik ve modern birey temasının hızla hayatımıza girmeye başladığı günlerde öğrendik hijyen kelimesini. Modernleşme, hayallardeki kadın imgesinin değişmesiyle doğru orantılı sayılır.


Ören Bayan Dikiş İplikleri ambalajındaki harıl harıl dantel ören kadının yerini, Gripin kutusundaki başı ağrıyan modern kadın alınca başladı herşey. Efendim, kadınlarımız artık kafasını sokup sokup dantel örmemeli, tek amacı yuvasını düşünmek olmamlıydı artık. Ören Bayan Kadını rolünü benimseyen kadınların dantelleri hayata yeterince işkence katmayı başarmıştı. Çünkü, danteller artık heryerdeydiler. Salonda, mutfakta, camlıklarda, vitrinlerde, komodinlerde, telefonlarda, televizyonlarda... herşeyin üzerinde o vardı::dantel!. Hem göz zevkini yoran, hem de fonksiyonellikden uzak bu nesneleri yaratan kadınlar gitti yerine Gripin kadını geldi. Gripin kadını asla dantel örmez, hakkını arar, yeniliği arar, trendleri takip eder, kadın-erkek eşitliğine inanır, ev hanımlığı yerine çalışmayı tercih eder. İş yerinde yoğunluktan stres eder Gripin Kadını. E tabii modern bir kadın olduğu için eski usul tedaviler yerine, gayet modern bir şekilde ilacını alır Gripin Kadını.






Hijyen çılgınlığının geldiği son nokta ise inanılmaz. Mikrofiber dokusuyla yerdeki tozların kökünü kurutan yeni nesil silme teknolojileri, havadaki mikropartikülleri su haznesine çekip ortama nem salan temizlik robotları...Ha birde elbetteki çocuklar kirlenmeli, herkes kirlenmeli.. Kirlenin rahatca. Çünkü, artık oxi-action dual max etkili çamaşır ilaçlarıyla lekeden eser yok!. Toz çaputuyla temizlik yapıp , elde yıkayan anneler eskide kalsa da, değişmeyen tek şey çamaşırların kirlenmesinin pek hoş karşılanmadığıdır. Daha fazla ürün satmak için her türlü yolu deneyen firmalarımızdan bir tanesi ne diyor: ‘Çamaşırdır kirlenir, Bizimle Temizlenir’. Firmamızın reklamlarına göre; bebeler ve çocuklar çeşit türlü çamurun içine şap şap düşecekler, çamura bulandıkça hayatı öğrenecekler , mutlu olacaklar ve anneleri de çocukların öğrenme sevincini paylaşacaklar. Bunları düşleyen çocuk ancak ve ancak Ayşecik tozpembeliğinde bir dünya görüşüne sahip olmalı. Kısıtlı zamanda çok işler yapmaya hevesli Modern Kadın’ın çamaşır yıkamak için çok vakti olmadığından, bu durum pek de hoşlarına gitmeyecektir.


Tertemiz bir dünya bizim olsun diyerek, tertemiz bir albüme geçiyorum. Mevzu bahis grup Kreş’in tarihine bir göz atalım. 2000 yılında Serkan Ferat,(gitar ve vokal), Ufuk Özcan(bas gitar) ve Emrah Atay(davul) tarafından Popcorn adıyla kuruldu. Taksim/Beyoğlu barlarında küçümsenmeyecek kadar hayrana sahip grubun ilk albümü ‘Zaman Yok’, geçtiğimiz günlerde Tarkan Gözübüyük yapımcılığında ve Voltaj etiketiyle piyasada yerini aldı. Eğer bir albümde Tarkan Gözübüyük varsa, o işi değerlendirmek için iki kere düşünmek lazım. Zira bahsi geçen şahıs Şebnem Ferah’ın 400.000 satan albümü ‘Kadın’ı yapan adam. Özlem Tekin, Ogün Sanlısoy gibi şahıslarla çalışmış değerli bir müzisyen.


Kreş’in ilk albümünü dinlemeye başladığınızda eğlenmemek zor. Hafif bir hareketlenmeyle başlıyor her şey. Birbiri benzeri müzik yapan gruplardan olmadığını fark ettiriyor Kreş. Eğlenceli Rock diyebileceğim bu müzik türünün en başarılı gruplarından Kurban’a da saygılarımı sunmadan edemiyorum. Çünkü, hem dikkat çekici şarkı sözü yapıp, hem de eğlendirmenin pekala mümkün olduğunu ilk albümüyle bize göstermişti Kurban. ‘Zaman Yok’ ise eğlenceli rock türünün disko topuyla flörtünden oluşmuş gibi duruyor. 13 şarkı ve 2 remix’ten oluşan albüm, tek klişesini albümün ilk şarkısı ‘Terli Ve Kirli’ şarkısının ikinci ismiyle veriyor:Dünya!.Özlem Tekin Öz’de, Teoman O’da, Redd Kirli Suyun Parıltıları’nda, 110 ise Kontrol albümünde ‘Dünya’ adlı bir şarkı yaptılar(Bu şarkıların içerisinde sözleriyle hayal kırıklığı yaratan 110’un dünyası ayrı bir inceleme konusudur). Bende dünya takıntısı oluşmaya başladı. Her rock albümünde ‘dünya’ isimli bir şarkı olmak zorundamıdır?. Tamam, kabul ediyorum dünya ile derdi olmayan adam ne müzik yapar, ne de yazı yazar. Dünya ile derdi olmayan adam Irak’a demokrasi, Karpaz’a elektrik götürür. Sadece Götürür!.

Bitmez dert konumuz aşk her zamanki gibi şarkıların tepesinde. Aslında şarkıların sözünde yenilik var. Aşkı için yeri geldiğinde ölen, ama ertesi gün yeni aşk arıyorum diyebilen bir ruh hali hakim albümün genelinde. Demek ki Kreş albümün adına boşuna zaman yok dememiş. ‘Ben Hala Seninim’ şarkısıyla teslimiyetci bir ruh haline sahip grup, ‘Daha Hızlı’ şarkısıyla tamamen özgür bir hayat düşlediğini ve tüm engellerin kalkması için elinden geleni ardına koymayacağını açıkca ifade ediyor. The Prodigy’nin ‘Firestarter’ efsanesiyle başladığını düşündüğüm, arabada dinlenmesi sakıncalı gaz şarkılardan ‘Daha Hızlı’ için aman dikkat diyorum.


‘Takım Elbise Suratlı Adamlar’ ile kariyer hırsıyla yanıp kavrulan adamcıkları yok etmek planlarına sahip şarkıları, albümün punk ruhunu başarılı bir şekilde yansıtıyor. Albümün B kısmı, ılık bir aşk rüzgarı estiriyor. Yalan söyledim, Aşk rüzgarları falan estirmiyor. Grup, aşkı kafamıza vuruyor. İyi ki de vuruyor, bıktık her aşk konusu olduğunda atmosferdeki ciddi ve hassas havadan. Sahte Sarışın’dan dert yanan, ben seni sevsem yeter diyen şarkıların karakterleri asla salyasümük bir tür değil. Severken de, ayrılırken de eğlenen bir grup çocuk ruhlu çocuktan oluşuyor Kreş. Her çocuk arasıra dinginleşir. İşte bu çocukların da eşsiz bir dinginleşme anı var ki dillere destan.’Yarım Kalan Şarap’ keşkelerle dolu, son sözü söyleyemediği için üzüntülü bir aşk hikayesi.


İşten eve gelip güzel bir duş alsam. Tertemiz bir halde aromaterapi etkili mumlarımı tek tek yaksam. Keşkelerimden bir keşke seçip evime davet etsem. Keşkem yanımda kalsa, koynuma uzansa, ellerim saçlarında gezinse...Yarım kalan son şarabı içsek birlikte...Bak, bir yıldız kayıyor...




HalilAĞA
haliltekno@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder