ANNE BADİSİ
-Anne badisi diye bişey var. İki kenarı hafif yırtmaçlı, aşağıya doğru
bolaran bir badi bu. Kumaş olarak polyester-elasten içerikli bir şey.
Anne badisinin kullanıcı kitlesi genelde bu badilere likra(!)lı demeyi tercih
eder. Badinin sağ üst köşesinde parlak gümüş taşlı bir çiçek deseni varsa
pekala bu badi çok yakın olmayan birinin düğününde de giyilebilir. Anne badisi'nin
tamamlayıcı unsuru kesinlikle strechimsi taytdır. Tayt da badimizde olduğu
gibi yanları yırtmaçcıklıdır. Kumaş türü badiyle yakınlık gösterip, bitişe
doğru bolarma gösterir. Ve son olarak bir sezonluk babıç(!) ile seri tamamlanır.
Bu üçlü kombinasyona anne badisi denir. Evet efendim.
Yılların değişmeyen moda ikonalarını tanımladım. Etrafa iyi bakın, nerden
baksanız en az 10-15 anne badili tanıdığınız vardır. Onlardan korkmayın,
asla size zarar vermez. Ama topuğu nasırlı anne badililer daha asabi oluyor
söyleyeyim.
-Hayatımda bir kez cinsliğine birini ağlattım. İki anneler günü önce sezercik ve
annesinin karşılaşma sesini kopyaladım, telefonuma aktardım ve anneme
surpriz yaptım. Sezercik:-annneee diye miyavlarken , annesi :-oğluuuumm
diye haykırıyordu ve annem bu duygusal tabloda ağlamayı seçmişti.
Sanırım hayallerimin kahramanı sezerciğin fonksiyonelliğini kontrol etmek istemiştim.
-'Ağlarsa Anam Ağlar'. 3Hürel.
-'Evlat görsün gözün'. Kendi kendine dırdırlanmak da çok keyifliymiş ha.
-'Ana gibi yar olmaz' yazılı anneler günü önlüğünü hatırlıyorsan, bir zamanlar
Tutti-Frutti için deliren birisin. İnkar etme.
-Sahi Tutti Frutti'ye ne oldu?. Esas Hugo'ya ne oldu?. Sorarım sana Google!.
-O değil de, Tutti Frutti çılgınlığının doruk noktasında ortaokullu olmak ne
zormuş. Abi de yatacak göz yok. Baba dersen Örf , Adet ve fazlalıklardan kafasına
+18'i sokmuş bir kere. Oysa mutfağın duvarında 7.sayfa güzellerinden oluşan
takvim gürbüz gürbüz asılı duruyor.
-Tutti Frutti muhabbetini ne kadar özlemişim. İçimde kalmış demek ki. Peki ya,
lolipop'un yani deynekli yemiş'in üzerinde tutti frutti aromalı yazısını ilk kez
gördüğüm 13.yaşım. Beynimin error verdiği an. Bütün sınıfa bunu anlatmam. Tüm
sınıfın kafasını allak bullak etmem.
-'Puanı yettiği için soyunmayan var mıydı acaba?.'. Soruya bak hizaya gel. Bunu da
epey düşünmüşlüğüm vardır.
-Evet Ciciolena, puanın çok düşük...
-Ne yapabilirim?.Çok üzgünüm.
-Soyunabilirsin!
-Tamam o zaman!.
-Çin Çin!
-Eğer bir yemeğin tanıtımında Marine edilmiş yazıyorsa, bilin ki o yemek tahminlerinizin
üzerinde bir gösterişe ve fiyata sahiptir.
-Marine edilmiş, arabasına binerken Ajda Pekkan'ı görmek gibi birşey. O kadar uzak,
o kadar özlenen, o kadar beyaz-mavi.
-İlk duyduğumda yaklaşık 5 dakika kendime gelememiştim ama evinde Sufle ve kızarmış
dondurma yapabilen bir tanıdığım var!.
-'Kadın Görsün Gözün'. Gaza getirmek istediğiniz birileri varsa bu cümleyi kullanabilirsiniz,
işe yarıyor. La code da vinchi of women!.(Sağlam sallamışım ha)
-Hayatımda en hatırlamak istemediğim olaylar listesinde ilk 5'e rahatlıkla girebilecek
performansım meyva suyu kutusuyla alakalı. Efendim, Capri-Sun ilk çıktığında çocuklar
arasında büyük olay olmuştu. Parlak alüminyum folyolu dış görüntüsü, o güne kadar
KOOP Vişne suyundan başka birşey görmeyen bizi oldukça etkilemişti. Beyaz zemin
üzerine kiraz clip-art'lı KOOP'dan sonra, dans eden ambalajlı televizyon reklamıyla
Capri-Sun hayatımıza bir yıldız gibi girmeliydi. Günlerce ürünü bekledik ve en sonunda
ülkeye Capri-Sun geldi. Bütün mahalle çocukları hemen gidip aldık. Birden, o kutuların
dans etmesini istedim. Bunu o kadar çok istedim ki; en sonunda kendim de kutuların dans
edebileceğine inandım. Bütün mahalle çocuklarına fikrimi anlattım. Bana inanmasalarda
destekçi oldular. Öğleden sonra kahvelerini içip dedikodu yapan büyüklerin karşısına gittim.
'Şimdi sizlere bir gösteri yapacağız. Meyve Suyu kutuları dans edecek' dedim. Hepimiz
boş Capri-Sun larımızı dizip karşılarında kollarımızı aça aça oynamaya başladık. Sonuç
hüsrandı. Ne gülmüşler, ne şaşırmışlardı. Sadece 45 saniyelik dedikodu arası olmuştuk. Hava
sıcaktı ve önceden prova yapmamıştım. Hava sıcaktı ve içi terimsi çamur dolu bir terlikle
hareket etmek çok zordu.
-Burhan Çaçan'ı tahtından edecek et beni:İzzet Altınmeşe beni.
-Bulursanız kaçırmayın: İzzet Altınmeşe 'Tappo Rappo'.
-Arabasının arkasında CANISI yazanlar acilen toplanın. Canısılık müessesi azalıyor
oğlum. Bu halkın size ihtiyacı var. Birlik olun.
-Üniversitede elimde gördüğü Lombak dergisine '-Aaa.Cin Ali!.İlkokulda bizde okurduk'
diyen kız inan seninle sohbeti çok özledim. Kimbilir ne absürtlükler yakalardım ha. İyi ki,
Cin Ali demiş, bir de mizahı miki maus diye tanımlayanlar var.
-Köpeğini avdan ava seven adamlar . Telefonu, elektriği kapayın. Yalnız başınıza kalın.
Sadece 10 dakika düşünün. Sayınız da oldukça fazla.
-Haftanın Google şeysini iftiharla sunarım efendim. Google yeni bir sistem üzerinde çalışıyormuş.
Bilim kurgu gerçek olacak, klavyeyi kullanmadan sözlü olarak arama yapabilecekmişiz.
-Yemek hapı!. Bak neler neler çıktı, bir sen yoksun. Yıllardır seni bekliyorum. Gel de bitsin bu çile!
-Hayat yolunda Mithat Körler olmak da vardı. Halimize şükredelim.
25 yıldır albüm yap. 25 yıldır hala tutunama. 25 yılda tek bir şarkın hatırlanmasın.
Zor. Çok zor.
-Koç burcu olduğumdan mükevellit yenilik hastasıyım ama yazımın sonunu geçen haftayla
benzer bitiriyorum. Göksel 'Mektubumu Buldun Mu?' albümünü analog olarak kaydetmiş.
Yani bilgisayarsız, efektsiz. Orkestralar , çalgılar hep canlı kaydedilmiş.
Bambaşka bir güzellik. Zaten Müzik dediğin ya tam elektronik, ya tam manuel olmalı değil
mi ya?.
-'Sevdim mi tam severim, sildim mi bir kalemde!!!'.Küçük Emrah'ın büyümüş hali.
halil AĞA
cypaibo@gmail.com
göksel analog
puanı yetmediği için soyunmayan var mıdır?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder