26 Temmuz 2010 Pazartesi

eylül2008

UMUDUMUZ YOK AMA HAYALLERİMİZ VAR



İnsanın insanı öldürmediği bir dünya mümkün müdür? .. İnsanın hayvanı öldürmediği bir dünya için sanırım çok erken. Hayallerim olmasa zaten ben olmazdım diye bambaşka bir geyik açıp konuyu ilerletsem mi?. Ya da şöyle birşey yaratayım 'Hayallerimiz ve Biz'.
Nasıl konu ama?.



Yeni ergenleşen genç irisi çocuğun da hayali olduğu gibi gocanene sıfatın almaya hak kazanmış ihtiyarların da hayalleri vardır elbet. Üstü ve yanları hiç kapanmayan ultra mini sınıfındaki hayalimdeki arabayı pek sevgili bir dostuma gösterdiğimde, kış da ne yapacağımı sordu.


Daha önce hiç düşünmediğim bu konuya o kadar pratik bir cevap buldum ki: 'Eee, arabayı aldığım zaman garajlı evim de olur'. Afferim,ultra kapitalizm damarlarımızda. Hiç umut yok mu acaba?.


Yılda 4 defa cep telefonu değişimi de tatmin etmiyor bir yerden sonra. Hayallerin yara alıyor. Tutkusuzluk karışıyor hayallerine. İşte en fenası da o. Trend olduğu için aldığın araba ve paraların için üzgünüm. Zira iki yıl sonra araban trend değil!.


Alışveriş tutkusu da hayallere sahtelik katıyor. Süte su katmak gibi birşey bu. Yeni bir ürün çıkıyor ve sanki o bizim ihtiyacımızmış gibi geliyor bize. Ürünü erken alabilirsek hayaller devreye girmeden kurtuluyoruz. Ha eğer erken alamıyorsak o zaman o ürünle geçireceğimiz tatlı ve modern anlar geliyor aklımıza.



Zemin laminat parke, geniş camlar, beyaz bir koltuk. Polo yaka tshirtlü baba ile yapay sarışın beyaz pantalonlu anne bembeyaz dişleriyle gülümsüyorlar..Evdeki çocuklar tatlı bir rekabet halinde ellerinde yepyeni bir oyun konsolunun joystickleri. Çocuklarının bu tatlı çekişmesine sevinen anne-baba...IKEA kataloğundan fırlama bu görüntüyü asla yakalayamazsınız..


Etrafta koşuşan iki çocuk varsa, anne mutlaka telaşlıdır. Asla ağzını gere gere gülümsemez. Çünkü, yerler batabilir. Kirlenmek güzeldir pazarlamacılar!. Lütfen, buralara geliniz. Üzerine vişne suyu döküp annesinin anlayışlı gülümsemesiyle karşılaşan çocuk sayısını araştırınız. Bulamazsınız.



Düzgün(düz) olmak gibi bir sorunumuz var sanırım. Elalem ne der?. Kimsesinde olmayan şey!!! .Temiz çocuk:talimatlı çocuk. Bu mudur ey analar çilemiz?. Bırakın üstümüzü kirletelim, istediğimizi sevelim eyy kutsal analar. Beyaz koltuklu modern evimizde tertemiz bir hava ile oturamayacağız zira.



Ben istemezmiyim camları açık, güneşle dans eden evimizde rahat rahat gezinelim.. Bilirim ki, bir terslik olacak. Ya o camdan bir sinek gelecek(bkz.geçen hafta:sinek-hastane-paçavura üçlemesi), ya da sarı ve büyük bir belediye kamyonu ortalığı toza dumana boğacak. Son sürat giden belediye kamyonunun isyankar bakışlı kolsuz tshirtlü şöförüyle göz göze gelmesi de cabası.


Yine de hayal kurmaya devam. Bravo!. Kimisi 700 m2 ev ister kimisine 80 m2 ev yeter. Bazısı 4 tekerlek ister ulaşım için, bazısı da üstü-yanı her birtarafı açık ultramini araba ister. 55 ekran tüplü televizyonda ağlak dizi izleyip ağlayabilenler varken, bazısı 127 cm Full HD 10000:1 LCD TV'den aşağısında ağlayamaz. Bunun sonu yok. Demem o ki, paralı hayaller değişiyor. Peki ya manevi hayaller?


Huzur, sağlık, mutluluk gibi dilek ve temenniler paket program şeklinde yükleniyor zaten. Ortak hayallerimizden Barış için haykırdık geçen pazartesi. Dünya barış günü.
Kim bulmuş, neden bulmuş merak etmiyorum. O kadar net. Sonuç istiyoruz artık. Net. Kesin. Suya yazı yazmayız demiş çoook zengin bir iş adamı KKTC için bir zamanlar..


Yazı yazılmaktan ziyade, yazı yazmak istiyoruz artık...Girne kapısına geldiğimde ilk önce, o meşhur insan pazarında bir kalabalık gördüm. Koskoca hoparlörler, Işıklar falan....Sonra CTP'nin seçim meydanlarında 'adam gayırmaa son...barraa!' diye bağırıp, CTP iktidarında devlet memuru olan adalet timsali gençlerimizi gördüm.


CTP ve Barış kelimelerini yanyana koyabilen genç arkadaşlar. Bir umut işte..Yerleşmeyen varsa yerleşsin birceğez daireye!. Daireye yerleşen daha fazlasını. Ağır abilere en babasını...


Diğer grup birçok sendika ve dernekten oluşuyordu. Hep birlikte Ledra Palace sınır kapısına gidildi. Sınırsız bir hayat için.. ..Kimlik kontrolsuz geçiş için tezahuratlar atılırken taksicilerin bize ekmek çıkar mı bu akşam? bakışları..


Dakikalar, saatler süren kimlik kontrolleri barışa ne kadar yakın olduğumuzu gösterirken, kameralara röportaj veren 55-60 yaşlarında bir amca dikkatimi çekti. Barış için umudunuz var mı? diye sordu televizyoncu dostum. Adam çok şey söylese de aklımda kalan şuydu: 'Umudum yok ama hayallerim var!.'


Hepimizin durumu bu sanırım. Bunlarla olmayacağını biliyoruz ama hayallerimiz var. Umudumuz yok çünkü, umudumuz olacak insanlar barış satıyor. Teknolojik barış konserinde bildiri dağıtıyor. 2004 deki Barış Mitinglerini kendine mal etmeye çalışarak hazırlanan bir bildirileri var!.


Yeşilırmak sınır kapısının açılmasına hayır diyenlere bakın. Bir hafta önce hayır dediler, bugun barış fotoğrafları yayınlıyorlar. İstediğiniz kadar yapın. Ne beyaz güvercinleri kirletebileceksiniz, ne de çalmaktan utanmadığınız Cem Karaca'yı.. Bir daha barış pazarlarken aklınızda bulunsun: Umudumuz yok ama hayallerimiz var!



cypaibo@gmail.com
HALİL AĞA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder