Mükemmellik Kıvamı Ve Etkileşimleri
Mükemmelliğin mevcutiyeti ne kadar sürer? Mükemmelliyetin devamı kabul edilebilir/katlanılabilir midir?. Yarış atı benzetmesini bıkmadan usanmadan kullanıp, kendi çocuklarını yarış atı yapan ailelerin müdileri olarak mükemmelliğe zorlandığımız malum.
İdeal çocuk/ideal öğrenci kıvamının kolej sınavlarından başlayıp, üniversite sınavlarında son bulur gibi olan hikayesi yanıltıcıdır. Üniversiteye girdikten sonra master, doktora gibi üst seviyelerle ilerleyen kaos iş hayatıyla devam eder.
İlkokul çağlarında hem kolej sınavlarına çalışacaksın, hem de hiç zevk almadan çeşit türlü hobimsi kurslara gideceksin. İşkencelerden işkence beğen!. Bir yanda dört yanlışın bir doğruyu el birliğiyle körelttiği, yumuşak silgilerin kullanıldığı deneme sınavları var. Diğer tarafta ise dönemin trendlerine göre belirlenen kurslar. Mükemmel olmak zorundasın. Trend Judoysa judocu, dönem bale ise balerin olacaksın. Sevsen de sevmesen de olacaksın.
Yıllar ilerledikce ideal çocuk büyür, üniversiteye başlar. Mükemmelliğe şartlanmaktan beyninde tahribata yol açmazsa iki seçeneği vardır. Ya hayatı her yönüyle algılayacak ve mutlu olmak için yaşayacak yada ideal mükemmelliyetçilik yolunda adeta bir ömür törpüsü misali hayatına devam edecektir. Sınavlarda kopya vermeyecek, dersin tüm içeriğini kelimesi kelimesine ezberleyecek, paylaşımcı ruhdan uzak okulunu bitirecek ve iş dünyasında var olacaktır.
Bu tarz bir karakterle ayni ortamda çalışmak size hergün yeni bir sürpriz yaşatacaktır. Herhangi bir açığını yakalamaya çalışacak, bulamazsa yaratacak ve elde ettiği bilgileri kendi çıkarı için kullanacaktır. Zaman içinde evrim geçirme yetisine sahip bu karakterlerin en tehlikeli modları ise, Adile Naşit ile Hulusi Kentmen arası bir sevecenlik gösterisiyle kaleyi içten fethetme modudur. Dikkatli olunuz. Yüzünüze her gülene aldanmayınız. Elbette ki, her insan evladı bir adet Adile Naşit ile çalışmak ister. Lakin böyle anlarda ‘Ah Nerede’ filmi hatırlanır ve hep birlikte o meşhur şarkı tekrar edilir : ’Ah gece gelme gündüz gel..tenhalarda menhalarda buluşalım vay vayyy’.
Esasen dikkatinizi çekmek istediğim nokta ise, mükemmelliyetçiliğin çöküşü yada mükemmellik yolunda yok olmaya mahkum hayatlar. Herzaman en iyi olmak isterken bilinçaltında bambaşka bir ego yaratmanın en büyük sorunu ise, beğenilmek arzusudur. Her insan beğenilmek ister. Beğeni boyutunu abartarak herkes tarafından beğenilmek arzusu ise kişinin çöküşünün başlangıç noktalarındandır. Zaman ve mekan değiştikce kişinin de kendi değişimini kabullenmesi gerek.
O kadar çok yaşanmışlığın vardır ki, aynı kalamayacağını kabullenmeli ve yeni formlara hazır olmalısın. 18 yaşındaki caziben 38 yaşında olmayabilir ama 38 yaşındaki olgunluğun 18 yaşında yoktur. Beğenilmek arzusu hayatınıza sıksık yeni insanlar ekleyerek ve hızlıca eleyerek dindirilemez. Aksine bu tarz fast-food davranışlar kişiyi daha da çok tüketmeye ve daha da mutsuzluğa itecektir.
Değişimin sihrine inanıyorum. Değişimden kastım herşeyi sil baştan yaratmak ve yaşamak. Hergün işe gitmek için kullandığın yolu değiştimek bile ilk adım sayılabilir. Yeterki inanın. En köklü değişimler ise biten aşkların ardından yaşananlar olmalı. Kabullenmiş aşk kadını formunda Candan Erçetin geliyor aklıma ‘Her aşk bitermiş bir gün bildim / her aşk bitermiş öğretildim’ diyor içten bir iç çekişle. İşin ilk safhasını başarıyla tamamlamış sanatcımız.
Aşk senleyse sonsuz, sensizse bitmiş olmalı. Aşkı ruhunda hissedip gerçekleştirmediğin zamanlarda silbaştan yapmak en temiz sonuca vardıracaktır. Daha önce asla yapmam dediğini yapmalı, istemem dediğini istemeli, bir çok şeyi kökten değişmeli. Kötüyü görmelisin ki, iyinin farkına varabilesin. Hayat dersi kıvamındaki sözlerime, hayatın kendisi kadar realist bir Şebnem Ferah şarkısı eşlik ediyor: ‘Sil baştan başlamak gerek bazen:hayatı sıfırlamak / Sil baştan sevmek gerek bazen: herşeyi unutmak...’
Değişimden, değişmekten öte yeniden yaratılmak. Sıradan bir pop şarkıcısıyken bambaşka bir boyuta geçen bir adam Harun Kolçak. Ardı ardına çıkardığı sıkıcı albümlerden yorulmuş olsa gerek kendine sil baştan yaratacak bir çıkış noktası aramaya karar vermiş. Hande Yener’in elektronik bombası ‘Nasıl Delirdim?’i dinledikten sonra işte bu! diyerek Hande’nin kapısına gitmiş Kolçak. İyi ki de gitmiş. Çocukluğumuzun hoş bir anısı olmaktan kurtulacak derecede kaliteli bir iş çıkmış ortaya. Şarkıyı her dinlediğimde Harun Kolçak’ı bir sanatcı olarak değil, sıradan bir insan olarak değerlendiriyorum. Hayatından sıkılmış biri. Yeniden yaratılmak istemiş ve bunu çok 3-4 ay gibi bir sürede yaratmış. ‘Kendim olmayı seçtim seçeli, öğrendim vedalar etmeyi / Aşk beni hep değiştirecek isterse yine yine gelecek’.. Harun Kolçak’ın gerçekten kendi olmayı tercih ettiğini elektronik müzik ile yorumunun uyumundan fark ediyorum..
Her yaşın ayrı güzelliği, her aşkın bir vedası , her vedanın yeni bir aşkı, her mükemmelliğin bir zorlaması, her zorlamanın bir çöküşü, her çöküşün bir yeniden dirilişi varmış..
HYPERLINK "mailto:haliltekno@yahoo.com" haliltekno@yahoo.com
HALİL AĞA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder