Yağmur yağıyor herkesin günahları kadar,
Niye bana daha fazla yağıyor yağmurlar her akşam?
Hayalinizi satın aldınız mı hiç? Ya da herhangi biri size hayalini sattı mı? Ya, sizin olmayan ama sizinmiş gibi duran bir hayali satın almaya zorlandınız mı?.
İşler tamamen çığrından çıkmış durumda. Televizyona oldukça meraklı bir millet olarak sonu belli olmayan bir yoldayız. Kıyamet alameti gibi konuşmaya başlamamın sebebi, haftaiçi izinli olduğum bir günün sabahı televizyonu açmamdır. Yerel kanallarımızda bitmez tükenmez siyaset ve politika sorunları. Onlara hiçbirşey diyemiyorum. Bu adada doğan her insanın kaçamayacağı konular bunlar. Yıllardır değişmeyen, ‘değişmeyen tek şey değişimdir’ sözünü utandıran mantıkla devam ediyorlar yayınlarına. Yerel kanallarımızla ilgili bir umudum da kalmadı. İnşaat firmaları reklamlarıyla dolu yayınları arasında, bu küçücük adayı parçaladıkça parçalama gayretliyle yanıp kavrulan gatlı-gravatlı(!) adamlar, kumarhane müdavimi görünümlü ‘ülke elden gidiyor’ kaygılı elli yaş üstü kadınlar..
Yerli kanallarımızı otomatik olarak geçip, Türkiyenin ulusal kanallarına bakmaya başladım. Herşey karmakarışık. Acı, dert, sevinç, mantık, mantıksızlık..hepsi iç içe. Her kanal kendine reyting potansiyeli yüksek bir bayan programcı bulmuş. Reyting potansiyeli yüksek demek ne demek?. Sağa sola sataşan, tartışma üstüne tartışma yapıp ertesi gün o insanla kolkola poz verebilen insan demek. Efendim bu kadın programcıların programlarında olmazsa olmaz bazı unsurlar dikkatimi cezbetti.
Program sunucusu kadınların hepsi birer kulak doktoru olmaya aday. Çünkü, o kadar bağırarak konuşuyorlar ki, kulağınızı test etme fırsatı buluyorsunuz. Normal bir insandan normal bir ‘merhaba’ beklersiniz. Hangimiz normaliz ki? diyebilir ve biraz daha farklı bir ‘merhaba’ beklersiniz. Ama burada bambaşka bişey var. Program sahibi assolist olması muhtemel kadın bağıra çağıra ‘Günaydııınnnnn’ diyor ve programdaki her konuda fikir sahibi teyzelerle birlikte coşuyor. Her konuda fikir sahibi teyze modeli yaşam boyunca karşınıza çıkmaması hayrınıza olan bir insan modeldir. Misal, bu teyzelerden biri bir gün uçakta yanınıza otursun rastgele. Önce havadan sudan muhabbet açar, sonra evinizden yerinizden, daha sonra medeni durumunuzdan girer iş durumunuzdan çıkar. Herşey didik didik edilir, örf ve ananelere uygun olmayan davranışınız varsa size uygun bir dilde uyarır.
Açılış yapıldıktan sonra o günkü değerli konukların adı söylenir. Değerli konuk listesinin müdavimleri bellidir. Birkaç yıldızı sönmüş sinema oyuncusu, yaşam karması başkalarının hayatlarına endeksli bir kaç magazin gazetecisi, hiphop-pop-anadolu rock karması müzik yapan anlaşılmaz şarkıcılar...Şarkıcılara sevgili sorulur, tartışmaya girdiği ünlüler sorulur, ‘o sana bunu demiş, sen ne diyorsun?’ denir. Müzik hakkında konuşmak yasak gibi bir şeydir. Bir allah kulu da sormaz ki, -be adam ne anlatmaya çalıştın bu abuk şarkı sözlerinle? diye. Bugünkü değerli şarkıcılar ‘göbeği saldım sola, sen geç altından’ gibi birşey söylüyorlardı şarkılarında. Ben anlamadım. Israrla cevap bekliyorum bu konuda. Nasıl bir zihniyet göbeğinin yönünü değiştirip sevgilisiyle cilveleşme çalışmaları yapar. Belki de cilveleşme değil de başka bir konu vardı ortada.
Program konuklarının her cümlesinin bitişinde ve programda söylenen tüm şarkılara eşlik eden her konuda fikir sahibi teyzeler ise pek bir coşkulu. Her tür müzikte göbek atma yetisindeki teyzelerimiz, bugünkü şarkıcı kızımıza saçlarını kestiği için demediğini bırakmadı. Tüm bunlar olurken ekrandan altyazlar geçiyor: 5 yaşındaki minik İlayda’nın dramı..küçük kızdan 2 aydır haber alınamıyor.../ Evlatlarını 20 yıldır görmeyen acılı annenin dramı yüreklerinizi burkacak.../ Üvey baba vahşeti!. Üvey babasından dayak yiyen kız, üvey babasıyla karşı karşıya az sonra.... .
İsmini vermek istemeyen izleyici canlı yayına katılacak, ben kayıp kızı geçenlerde otobüse binerken gördüm diyecek. Kayıp kızın resmi dakikalarca ekranda duracak. Başka bir teyze programa katılacak ve o da diyecek ki ‘-Siyah kazak giymiş bir adamla birlikte saat 15:45 civarı Eminönü’nde gördüm’ diyecek. Kayıp kızın annesi feryat figan ağlayacak. Bu arada hafif tombulca bir kadın sağ taraftaki mutfak konseptinde günün yemeğini hazırlayacak. Aslında bu insanların hiçbiri gerçek değil. Hepsi medya tarafından yaratılmak istenen bir hayal ürünü. Medya bu adamların şarkı söylediğini zannetmesini istiyor, diğer taraftan teyzelerin her şarkıda coşmasını istiyor, mağduriyeti olan insanların televizyona çıkma şansı doğuyor. Televizyondan uzak durunuz. Kendi hayalleriniz için uğraşın. Hedef hayal, mutlak bağımlılık olarak geri dönecektir. Aldığımız her KDV fişi hava, su ve yol olarak geri dönme ümidini kaybettiği gibi aşikardır hedef hayallerin, mutluluk olarak geri dönmeyeceği...
Hayallerini televizyonda aramayan birilerinden söz etmek istiyorum. Anima. Birçok rock grubundan pek de farklı olmayan bir hikayeye sahip bir grup. Müzikal açıdan alışıldık olmayan, gemi tersanesinde çekilmiş bir klibi de olmayan(!), yıllarca barlarda çaldıktan sonra albüm yapma şansına erişmiş dört yetenek. Ceylan Ertem, Ekin Cengizkan, Murat Çopur, Tuncay Korkmaz. Anima müziğinde mızıkayı sık kullanan, enstrümantal kullanımına önem gösteren bir grup. Hayvan hakları konserlerinden, insan hakları konserlerine, gençlik festivallerinden, bahar şenliklerine kadar bir çok organizasyonda yer alan grup ilk albümleri ‘Animasal’ı Sony/BMG etiketiyle Şubat 2006’da piyasaya çıkarır.
Albümün genel ruh hali için, işe gitmek üzere kalktığınız sıradan bir günün tatil olması ve siz bilmiyormuşsunuz da sonradan öğrendiniz gibi diyebiliriz. Sanırım ruh hali anlatımında devrim yarattım az önce. Huzurlu, mutlu, deneysel bir yolculuk ‘Animasal’. Yolculuk ifadesini şarkıların bir biriyle uyum halinde olabilmesine bağlıyorum. Mızıka’nın rahatlatıcı sesiyle açılan albüm, 14 şarkı içeriyor. Rock müzik patlamasının yaşandığı son yıllarda birbiri benzeri grup ve şarkıcıların arasından sıyrılıyor Anima. Ama bu çok dikkat edici bir sıyrılış değil. Anima’nın doğasında keşfedilmek var. Ne müziği, ne de ruh hali kimseyi zorlamıyor. Ben burdayım, gelirsen seveceksin diyor adeta.
Gökgürültülü efektli ‘yağmurla gelen’ favori şarkım. ‘Yağmur yağıyor herkesin günahları kadar..’ diye başlayan, akabinde gökgürültüleriyle devam eden şarkıda Ceylan Ertem’in etkileyici vokali fark ediliyor. Rahatlatıcı, iç huzur destekleyici, özgüven destekleyici bir yeniden başlangıç şarkısı. Issız bir adaya düşsem, hareketli anlarım için Ajda’dan ‘Bambaşka Biri’, diğer anlarım içinse Anima’dan ‘Yağmurla Gelen’i alırım yanıma : yeniden başlangıçlarım için.. Bu arada ilk kez ıssız ada klişesini kullandım, inşallah devamını getirmem.
Karma felsefesini andıran şarkı sözleriyle ‘Yol gezer’ animasal’ın en iyimser şarkılarından. Gerçi Anima’da karamsar şarkı yok, imkansızlık kavramını sevmiyoruz. ‘El kadar bir kız’ albümün kliplenen 2. şarkısı. Enkaz altındaki kartpostal ruhuna sahip bir kızın kendini tabiatla özdeşleştirmesi oldukça eğlenceli. Şarkı sözlerindeki ‘varsın olmasın yollar’ klibi için uygulanmış gibi. İmkansızlıklarla çekilmiş bir klip gibi dursa da oldukça eğlenceli olmuş. Yani imkansızlıklar ne bizi, ne de anima’yı engellemiş. Neymiş?. Yeterki niyet olsunmuş.
Çıkış şarkısı olarak seçilen ‘joker’, albümün genel yapısından farklı bir dinamikliği içerisinde barındırıyor. Yerinde durmak istemeyen, oyunu kuran, ayni oyunu bozan bir şımarıklık var şarkıda. Ne de güzel kendi yaptığını, kendin bozabilmek. Seksenlerde çocuk olan herkesin hayatında önemli bir yere sahip ‘Heidi’ bile var Animasal’da. Heidi’nin yaşadığı yerler kadar yeşil, huzurlu, çimlerle haşır neşir bir hikaye.
Kızılderili ruhuna sahip, kendisini joker gibi gören bir grup Anima. Haliyle ikinci albümü bekliyoruz gruptan. Ama, bu değerli müzisyenlerimiz ne yaptı dersiniz. 4 Kasım 2007 tarihinde dağıldıklarını açıkladılar. Kurban’ın dağılmasından sonra beni en çok üzen dağılma budur. Gerçi Kurbanımız 2007 başında tekrar birleşti de çocuklar gibi şenlendik.. Değerli Anima üyeleri sözüm size: tekrar bir araya gelin. Eğer birleşmezseniz kendimi ‘Arım Balım Peteğim’ programında ‘Göbeğimi yana aldım, gel altından geç’ adlı eser eşliğinde coşuyorken bulacağım. Evet, bunu yaparım
HYPERLINK "mailto:haliltekno@yahoo.com" haliltekno@yahoo.com
HALİLAĞA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder