25 Temmuz 2010 Pazar

mutlu olmak -ekim2007

MUTLU OLMAK BENİM DE HAKKIM!



Bazı şarkılar mevsimsizdir. Ne yaz anlam katabilir bu şarkılara, ne bahar, ne de kış. Sadece dinlersiniz ya da biraz mırıldanırsınız sonrası unutulur gider. Sayıları epey fazladır bu şarkıların. Şarkıların mevsimi olmalı ama şarkıcıların asla!. Mevsimlik şarkıcılarımız sadece düğünlerde çalan şarkıcılarımız olsun. Onlar ‘Dağlar mı? Yollar mı? Denizler mi engel?’ diye şarkılarını söylerken etraf yaz koksun. Anneler oğullarına gelin beğensin, kızlarımız kim ne giymiş diye incelesin, küçük çocuklarına gelinlik giydiren kadınlar küçük gelinlerinin ardından koşadursun, orta yaşlı kadınlarımız topuz model saçlarının yanından iki tutam indirsin ve ortamı bir sim ışıltısı dolsursun. İşte yaz kokan bir ortam. Anlık, unutulmaya mahkum bir o kadar da sıkıcı.

Doksanların başında patlayan pop müzik sayesinde bir çok şarkıcımız olmuştu. Her geleni büyük bir coşkuyla karşılamış ve sevmiştik. Çelik bandanasını kafamıza takıp ‘dunkaukka kaukka ateşteyim ateşte ateşte, aklım gitti bir kıza işte!’ diyecek kadar şuurumuzu kaybedecek duruma gelmiş, gayet mutlu bir şekilde devam ediyorduk hayatımıza. Şarkıcılarımızın sayısı arttıkça, hem şarkıların hem albümlerin birbirine benzerliği gözlerden kaçmıyor buna rağmen tek gecelik şarkıcılar kervanına hergün bir yenisi ekleniyordu.


20 Mayıs 1995’de siyah beyaz bir klip televizyonlarda ilk kez gösterilir. Varoş bir istanbul semtinde, kaldırımlarda önce yürüyen sonra koşan bir adam var :‘Bu yüzden her gece ben, her gece üzülmüşüm’ diyor koşarken. Çizgili pantalonu, saç ve sakal biçimi tamamen farklı bir adam bu. Daha önce hiç duyulmamış, etkileyici bir müzik. Alaturka desen değil, pop desen değil. Zaten katagorize etmeyelim, çünkü kendisi de kategorize edilecek bir adam değil::Mirkelam.


Klip televizyonda yayınlanır ve ertesi gün herkes koşan adamı konuşur. Kaseti oldukça yüksek bir satış rakamına ulaşır, gazeteler röpartaj peşinde koaşrken, dergiler boyboy posterini verir. Kelimenin tam anlamıyla ilk overnight starımıza kavuşmuş oluruz. Hem bizden olan, hem de bizim gibi olmayan biriydi Mirkelam. Bambaşka bir adam!. Mirkelam’ın ‘Hergece’ klibinde giydiği pantolon moda olur, etraf mirkelam sakalına sahip adamlarla dolar. Mirkelamı hepimiz çok severiz. Yavaş yavaş tüketim çılgınlığına göz kırpar olduğumuzdan hemen Mirkelam’a saldırmalar da başlar. Şimdiki kadar laçka bir magazin organizasyonu olmadığından kısmen daha seviyeli saldırılar olur sanatçımıza.


Kimisi albümde ‘Her Gece’den başka iyi şarkı olmadığını söyler, kimisi kötü bir Freddy Mercury taklidi olduğunu, kimisi de Mirkelam’ın oldukça şımardığından bahseder. Oysa bunları söyleyenler ‘zamana yenik düşmek’ terimini hak ederler. Çünkü, ilk albümden sadece ‘Her Gece’ değil, Başta‘Ahu Gözlüm’, ’Tavla’, ‘İstanbul’da’, ’Hatıralar’ olmak üzere bir çok şarkısı dillerde dolanır.

Mirkelam’ı taklitçilikle suçlayanlar, ya da başarısız bulanlar elbet kendilerince haklıydı. Çünkü, işi sadece şarkı söylemek olan bu adam ne ‘Merhaba Televole!’ diyecek, ne ünlü bir mankenimizle seviyeli bir ilişki yaşayacak ne de Tarkan edasına sahip olacaktı. Mirkelam hem popüler kültürün içinde olmuş, hem de yozlaşmadan uzak durmayı başarabilmiş isimlerden. Sadece şarkı söylerken mutlu olan bir şarkıcı. Röpartaj verirken artislik yapmak, polemiklere girmek asla onun tarzı değil. ‘Şarkı Söylemek Lazım’ adlı yarışmada şarkı söylerken mutlu olduğu her halinden belli olan Mirkelam, şarkı sonrasında ise, Uygur kardeşlerin en sinir bozucusunun sorularıyla ve ortamdaki rating kaygılı muhabbetten olsa gerek oldukça sıkıldığını belli eder.

Alaturka sevdalısı Mirkelam, henüz 21 yaşındayken Emel-Erdal ikilisi için ‘Alaturka Benim Canım’ şarkısını yapar, Burak Kut’un ilk albümüne şarkılar verir, Nazan Öncel’le çalışır. Gelmiş geçmiş en eğlenceli Özlem Tekin şarkılarından ‘Laubali’ de bir Mirkelam eseridir. Sanatçı, mevsimi olmayan günlerin, sıcağın hissedilmediği, soğuğun etkilemediği bir dünyanın şarkılarını yapıyor yıllardır. Kendi adını taşıyan ilk albümünün ardından, İkinci albümünü, 1998 yılında piyasaya sürer. Elindeki değerin farkında olmayan İstanbul Plak albümün tutmaması için elinden geleni ardına koymaz ve amacına ulaşır. 2001 yazında DMC etiketli ‘Unutulmaz’ tartışmasız yılın en iyi albümlerinden biri olur. Kulağı tırmalamayan kendine has yorumunu koruyan sanatçı, bu albümde 80’li yılların elektronik müziğini albümde yer yer kullanır. ‘Kokereç’ bir yiyecek için yazılabilecek en manalı şarkılardan olurken, ‘Terle/Tereddüt’ Diskolarda bol bol çalınır. Bazı aşkların asla unutulmayacağını hissettiren, albümün isim şarkısı ‘Unutulmaz’ oldukça beğenilir. 2004 yılında 4. albüm ‘Kalbimde Parmak İzi Var’ DMC etiketiyle piyasaya sürülür. Bu albümde alaturka daha fazla yer alır. ‘Aşkımsın’, ‘Aşk Garibi’, ‘Katilimsin’ Mirkelam’ın temiz yorumuyla gönüllerde bahar esintisi yaşatır ve türk pop müzik tarihinde bir ilk olan ‘Mirkelam’ın Önerisi’ oldukça beğenilir. Her şarkının sonunda müzik sesini kısarak bayat şiirlerinden okuyan Kıraç’a inat, Mirkelam ‘Mirkelam’ın Önerisi’nde fıkra okur.

Aralık 2006’da yeni yıl hediyesi tadında albümüyle Mirkelam geri döner. ‘Mutlu Olmak İstiyorum’ 12 şarkıdan oluşan Mirkelam tadında bir albüm. Her albümde alışılmadık fikirlerle, alışıldık kalite de işler yapan sanatçı bu geleneği bozmaz. ‘Asuman Pasuman’ tüm dinleyenleri sarsar. İki film birden kuşağı diye de adlandırılan erotik Türk Sinemasının film isimleriyle bezenmiş bir şarkıdır. 70lerin sonunda patlayan, kimilerinin unutmak istediği bir dönemdir bu dönem. Zerrin Egeliler, Arzu Okay, Karaca Kaan gibi her biri fenomen olmuş oyuncularla çekilen filmlerin isimleri ise hayli anlamlı(!) oluyordu. ‘Kartal pendik, gittik gittik geldik’ gibi bir cümleyi barındıran bir şarkının saçma olacağını düşünmek normaldir. Ama, eğer söz konusu kişi Mirkelam gibi bir müzisyense ortaya yılın en iyi pop şarkılarından biri çıkar. Yan yana fotoğraf çektirmek isteyen, Adem ile Havva aşkını mercek altına alan, sevgili değil aşk arayan bir Mirkelam var karşımızda. Mirkelam yine bizim tarafımızda. Sadece şarkı söylemeye devam edeceğinin göstergesi bir albümle karşımızda.


Sevdiği adam tarafından zorla pavyona kiralanan Zerrin Egeliler sahneye çıksa, elinde mikrofonu şarkısını söylemeye başlasa, şarkı sözleriyle dudak haraketleri asla uyuşmasa da etkileyici fiziği sayesinde erkeklerin başını döndürse...Yalnız kaldığında bir Mirkelam şarkısı mırıldansa ’Mutlu olmak istiyorum, gülsün şu yüzüm/tanrım ben insan değil miyim?’...Hüzün yine sonbaharla gelse...

Haliltekno//halilAĞA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder