NEYİN BİLDİN Kİ DEĞERİNİ BENİMKİNİ BİLECEKSİN.....
Beynin koku türlerini algılama fonksiyonu. En az benim kadar
karmaşık bir cümle. Beyni bile satış ve pazarlama ürünü ettim gibi birşey.
Krizi fırsata dönüştürmek diye birşey türemişse elbette beyin de satılmalı.
Bedenini satıp ruhunu satmayan kadınlar varmış bir zamanlar.
Onlardan hiç göremedim. Filmlerde kalmış da demek istemiyorum;
umudumu kaybetmemek adına. Gerçi çok marjinal yenilik yok fast sex olaylarında.
İstemeye istemeye bedenini teslim edenlerin yerine, isteye isteye beden teslim
edenlerin sayısındaki hızlı artış ivmesini nasıl karşılamalıyız?.
Cuma gecesi başlayıp, cumartesi sabahına kadar devam eden
olası bir açık oturum konusu!. Malzemeleri sayıyorum; 1 adet iş karıştırıcı ve ota
boka şaşıran sunucu, 1 adet dizi eskisi, 1 adet dansöz eskisi, 1 adet iflah olmaz
feminist, 1 adet kaseti yeni çıkmış popcu.
Efendim, olayımız fast food teknolojisinde çığır açacak bir hadise.
Malzemelerin tümünü ayni anda kullanıyoruz. Ortaya allem gallem(!) birşeyler
çıkarken toplumsal mesajlar havalarda uçuşacak, hepimiz kendimize ders çıkarmalıyız
değil mi?. Evet, evet.
Bir kere yaradılış itibariyle kız isen yandın. Namus diye bir şey var
ki, dillere destan. Zihinden çıkıp, aşağılara konumlandırılan namus noktasına dikkat et.
Amman ha. Erkeksen mert ol, koru kolla. Gay / lezbiyensen sus konuşma. Zihnimin uç
noktalarına yıllar önce tahribata yol açan Savaş Ay ve A takımı ekürisi bir zahmet
hayatımı terk etsin.
Ne çeşit bir travmaysa esas konumdan beni epey uzaklara attı. Bu
yağmurlu günde, duygusal travma yaşamak istiyorum. Bu elbette herkesin hakkı.
Yağmur yağınca ya kirlenen pantolonuna yanacaksın ya da hayatına yanacaksın.
Aklıma kokular ve zihin geldi. Herhangi bir kimseyi hatırlatan bir parfüm
mesela. Yıllar geçse de hep o anı hatırlatan kokular, aromalar. 20 yıl geçse de lise
aşkını hatırlatan Old spice veya dial , her mevsim yapışyapış hissi veren kokusuyla
şehirler arası minibüsler ve öğrencilik yılların...
Kokularla ilgili büyük yanılgı yine depresifliğe yakın ruh hali. Şöyle ki,
sizin biriciğiniz bir parfüm kullanıyor, zaman onu sizden alıyor ve ne zaman o parfümün
kokusunu alsanız aklınıza o geliyor. O an mutlu musunuz, değil misiniz hiç önemi yok.
Derin bir hüzün ve ahhhh kaplıyor hayatınızı. Buna izin vermeyin.
Güzel anlarınızı kendi kokularınızla ilişkilendirin ki, ilerde her canınız çektiğinde
o günlere geri dönebilesiniz. Kulağa bencilce gelse de, erişilebilirlik için mutlaka denemeli. Aha!
. Fark etmeden zaman makinesini buldum!.
Ya müzik.. Zaman makinelerinin en güçlüsü, en alamet i farikası.
Kendimizi bulmaya çalıştığımız o dönem.. Eğitim, iş veya herneyse.. Yeni başlangıçlar..
Yeni insanlar. Kaynaşmalar, eskiyi reddekce kavuşulan yeniler.. Politikadan uzak, plastik
mutluluklardan uzak bir dönem.
Fakirliğin en büyük ödül..Ödülün mutluluğuna yetecek düzeyde. Aşk hep
aranan, dedikodu vazgeçilmezin... Renklerden beyaz en yakışanı.. Alışverişi tetikleyen bembeyaz
dişli gençlerden uzak hayallerin..
Yataktan kalkmak veya kalkmamak bile senin elinde. Aşk yürüyüşü değilse
bile çok renklilik kendini hissettiriyor. Kendine en yakın renkleri bulmakta hiç de zorluk çekmiyorsun..
Yaklaşıyorsun hafifce..Boşver beni mühim değilim diyorsun o çok sevdiğin şarkıcı gibi...
Kendini mühim hissetmek isteyen diğerleri çağrına cevap veriyor tabii ki..
Daha yolun başı / saflığın doruk noktası.. Aradığının ne olduğunu bilmeden aramak. Tıpkı
%90 indirim mağazasından birşeyler bakmak kadar keyifli..
Yer yer dinamizim giriyor ruhuna..Hızlı, seri ve farklı. Farklının altını çizmeli.
Hatta bold, italic ve diğerleri yapmalı. Farklısın. Herkesler gibi değilsin. Kibirsiz farklısın ama..
Zararsız deli gibi birşey.
Kimsenin fark etmediğini fark ediyorsun ara ara. Yine onu diğer farklı olduğunu
düşünenlerle paylaşıyorsun. Gülmediğin gün büyük kayıp senin için.. Bunu yüzünle belli edersin yine.
'Bugun mutlu olacak kadar gülmedim, beni mutlu et..' ifadesini kullanırsın arada..
Yeri gelmediğinde en deli olursun. Yeri geldiğinde çılgınlaşmak yeterince sıkıcı
değil mi?. Yes!. You are the fun maker!. Geleneklerinden gelen ayrıntıları es geçmeden yarattığın
yeni. Farklısın dedim ya.. Uykusuzluğun ufak bir madalya. Ömrünün en güzel günlerini yaşadığını
ispatlamak istermiş gibi tavrın..
Sabaha kadar. İki kelimeden oluşan eğlence başlangıç cümlesi. Kendini kaybedecek
kadar oynadığın gece de, sınava birlikte çalıştığın arkadaşınla da, kaldırımda arkadaşlarınla içerken
de, aşktan konuştuğun dostunla da sabaha kadar.
İstediğin herşeye sahip olabileceğin yıllar da, sabaha kadar aşktan konuşacak
heyecanı bulamayacağın günlere uzak olman ne kadar da kıymetli. Elbet aşk istiyorsun. Daha başlamadan
planlar kuruyorsun kafanda. Selam diyor, seni seviyorum anlıyorsun. Seni seviyorum diyor,
gel birlikte uçurumdan atlayalım ki aşkımız ölümsüz olsun diye agılıyorsun. Ahh o planlar.
Çoğu kez baştan kaybettiren planlar. Yıllardır zincirlenmiş köpeğin çözülme anından
farksız toyluk.. En kusursuz gördüklerin bile hiperkırılgan ..Farklı isteklerle karışmış sorumluluğun
dayanılmaz ağırlığı...Merak ettiğin cinselliğin. Başına ne belalar açan merağın..
Bundan sonra.... diye başlayan ve sonrası asla olmayacak cümleleri kurmaya
başladığın dönem. Genişliğin en büyük kozun..Her istediğini yapabilmek zihnine oksijen pompalıyor.
Serseri mayın bazen iyi bir şarkı isminden çıkıp yerinde bir tamlama oluyor. Kim kimi tamamlıyor?.
Beyaz ve mavi. Aydınlık hayatına hakim.
Daha geniş bir aydınlık hayal ediyorsun. Farklısın ya.., farklı bir yaz istiyorsun bu
sefer. Erk, güçlü ve dingin.. Kalbini çaldırıyorsun hiç zorlanmadan. Koşuşup şarkı söylediğin sahilde
sevişiyorsun yine... Maalesef mehtapı izleyecek özgürlüğünüz yok..Softcore, hardcore hep ayni
kumsalda...Veda edeceğini bilmeden öpüşüyorsun..
Nerden bileceksin ki, ilk öpüşün sonun başlangıcı olacak... Softcore'un
safi, hardcore'un baki olacağı yıllar sana merhaba demişken ancak şarkılarla anarsın
geçmişini..
Hem çok şey olup, hemde isimlendirilmiş bir şey olmamanın dayanılmaz
mutluluğu seni öpüp geçerken bir damla yaş akmak ister gözünden. Sakın ona izin verme,
depresifliği geçip beyazlığı seçtiğin günlerin hatırına!...
HalilAĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder