26 Temmuz 2010 Pazartesi

aralık2008

                         AY'ın en güzel hali..
           Beklenen bir gün vardır mutlaka. Güneşin doğacağı bir gün. Veya güneşin batacağı
bir gün. Zirve ile tepe arasındaki tolerans. Geri dönülmez yollara girmeli mi acaba?. Neden
girmemeli. Yeterince bilmedik mi yolun sonunu. 
  
          'At kendini denize, balık ol, su ol' diyen bir anadolu rock şarkısı değil maalesef hayat.
Ya öyle olsaydı. Deniz bile orjinalitesinden uzak, amacından ırak. İpleri koparacağımız an bile
kontrol mekanizmasını devreye sokuyor.
          Patlama anı için sakladığın gücün nerede?. Yılbaşı kurasında sana çıkan kişiye alacağın
hediyeye saklama patlama anını. Daha farklı bir yol dene. Çok sevilen, çok unutulan olma. Çok
hep en şanssız olandır. Çok eşittir 'Boş bir yüzme havuzu, sonbaharda..'. 
          Çok unutulmaya mahkum. Çok erken tüketilen. Mümkünse olduğu gibi akalım beyinlerimize.
Zorlamayalım karşılıklı. Yüzümde gördüğün yıldızlar, bir gecede var olmadılar. Onları söndürmek,
senin elinde. Son melodimsin, seni çok seviyorum!
          Sarmalanmak mı rahat?, sarmak mı?. Etkin yada edilgen?. Ne büyük dert!. Kim kimin içinde?.
Kim, kiminle, nerede, nasıl kısmını boşver. Yeter bu kadar zehir. Pasif'in kanlı bayramı kendine, aktif'in
bol spermli zaferi kendine.
          Bu gece kal, gör, sev. Yakmak istersen ona da varım. Sevdam için değil elbet. Cesaret
edemediğim yeni bir boyut açılımı için. Günah keçisi mi arıyorum(z) acaba...Soruya bak. Elbette.
Kendimizden çok sevdiğimiz kendimiz.
         
          Ateşin içinde dans edelim ama bedenimizi kaplayan  zırh hep etrafımızda. %128 bit koruma
alanlı hayatımız. 'Çal güneşi, bulutlar örtüyor...'. Güneş en yakınımızda, güneş en gereksinimiz. Güneş
de çok bize. Çok zaten uzağımız.
            Yılların değişmeyen nahoş kabusu. Çırılçıplak kalıyorum rüyamda. Sokağın ortasında. Rüzgar
ve yağmur vazgeçilmez kabus  konukuları sizi. Kahpeler!. Derde dert katan kahpeler. Ultra-thin
trimmerla tanışmış vücuda kastınız ne. Çıplaklıkla alıp veremediğinizi hiç bilmiyorum. Yalnıza yalnızlık
katmaya, namussuza namussuzluk eklemeye ne de meraklısınız siz ikiniz.
    
          'Gökyüzü delinirse, ya beni çekerse..'. Eve dönmeliyim. En tekin, en sakin yer benim evim.
Home sweet home. Toplu saçmalık. Aidiyetin neresi şeker. Dert sokak. Dert bilinmezlik. Nerdeyim diye
en son ne zaman sordun?.
          
         Koskocaman bir aleminyum plaka titremesi kalbimin derinliklerinde. Gece başlıyor. Tertemiz düzlükler.
'Who is it Björk?'.İçimizde çığlıklar büyüyor. Ölümünden sonra ekrana beliren son söz iyi ki yoksunuz 
hayatımda. Dün, bugün gibi yanaşsan ya bana..Adım adım yanıbaşımda. Kapkaranlık hertarafım/bertarafım.
             Fotoğraf karesindeki tanımadığım uzak yüz; seni hissediyorum. Gecenin kadifeliği mi seni getiren..
Belki de gece sensindir. Gizemli, platonik, multiulaşılmazlık simgem benim!. Her eve lazım karakter. Dokunabilmek.
Sevgiyle değil elbet. En hayvani yanımla. Yeterince insan olmadık mı?.
           
              Toz pembe çimler, uçuk mavi güneş, yeşilimsi gökyüzü :: ben en beyaz / yalnız beyaz. Mantar mı 
yedim ne. Sarhoşluk en tatlı mertebesinde. Sarhoşluk dediğin uyur uyanık tecavüze uğramaktan farksız. 
Asfalt, beton, duvar sizi de unutmadım. Tecavüzümüz kırlarda, kusuşumuz betona. Kusuşmak. Kanlarımıza
elbet doğa yakışır. Geri dönüşüm ekseninde bir sen bir de ben.
              Plastik boyalar akıyor gökyüzünden. Koşmalıyım. Güpegündüz bir direk altı. Bekleyen. Beni
beklese ya direk altında. 
              -Sizi ötobüste gördüm, takip ettim..Zehirlenip zehirlenip buraya geleceğinizi bildiğimden
sizi burada bekledim..İyi ki beklemişim..
             
  
               Sen dünyanın merkezi, ben eksen etrafında dönmeye müsait. Her yanım müsait eksen müdisi,
tecavüzcüsünden daha fazla orgazm olan mağdur. Yola dön. Bir ateş yakmak istersin belki. Sen hep orda 
bekle, bekledikçe büyütüyorum seni gözümde. Bigger is the better! demiş erişimi mahkeme kararıyla
yasaklanmış site. 
              Büyük vajina, büyük penis derdi her yanda. Sıkıldım. En yukarıda uyanıyorum. Uzay boşluğu.
Siyah ekran, beyaz noktacıklar her bir tarafta. 
               -Dünyadan gelen raporlar ne düzeyde kaptan?
               -Yazları sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve serin. İnsanlar hep birbirinden şikayetçi. Hayal kırıklığı 
yaratacak yakınlar aranıyor her tarafta!.
               -Beni hemen toprağa indirin. O adam benim. Ne de güzel hayal kırıklığı yaratırım şimdi. 
Suçlanabiliteme güveniyorum.
                
               Ay'ın en güzel halini haykırmıştım. Geçmiş zaman. Hatırladınız mı?. Elbet hatırlamamalısınız.
Doğru olan bu. Ben abartıyorum iyileri. İyi durgun, iyi stabil. Düşününce artıyorsun zihnimde, nefesin bile 
elimde. 'Aşk al beni, başkasına ver beni..'. Başka bir ben, başka bir sen.
      
               
               Işıltılı, pırıltılı bir gemi geliyor karşıdan. Dünyanın yuvarlaklığını ispat edercesine geometrik
ifadelerle..Yeni bir hayat müjdesi..Koşabileceğimiz en en'e koşabilme coşkusu ve isteği.. 'Ayak seslerim 
ritimdir gecede..'. Gel çağrısı bu sana-bana-ona-kime?.
                Sokaklar boş, iyi ki boş... Elimi sıkı tut. Döndürken seni sıkıca sarılmalısın bana..Ateş..Ah,
ateş..Yakabilecek ne varsa hepsi ateşde!.Bundan sonrası basit. Bundan sonrası ritm. Bundan sonrası
şarkı. Bundan sonrası sabah beyazı!
halil AĞA
               
               

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder