26 Temmuz 2010 Pazartesi

haziran2008

KAŞIĞI ÇORBAYA SESSİZCE DALDIR

‘Nefes almanın bile bir kuralı vardır’. Bence yoktur. Bazılarına göre vardır. Kurallarla yaşayıp, kurallarla düşünenleri hayatıma sokmuyorum. Ya da hayatıma sokabileceğim insanların haricinde birileri nasıl hayatıma girebilir?

Hayatına girmenin ötesine nasıl hayatını mahvedebilir?. ‘Suç bende’ demeden hata yapmak can sıkıcı. Eğer başımı belaya sokacaksam, eğer sıkıntılı anlar yaşayacaksam bunun bile kontrolü bende olmalı. Ateşe dayanabileceğim kadar günah işlemek istiyorum ve biliyorum ki günaha yakınlaşınca ruhum tazelenecek. Biliyorum ki, normal olmadığını bildiğim bir hareket yaptıkça mutlu olacağım. Sıradan olmayanın çekiciliği, deliliğe övgünün gizli gücü.

‘Her insan deli olmak ister.’ Oooo genellemeye bak, hizaya gel. Sayın kendim ‘Aşk yok/ Savaş yok / Dostum yok / Düşmanım yok :: Mutluyum yalnızlığımla’. Ya gerçekten delirdim, ya da deli özentisi tarzı bir moddayım. Zira aklım hep ‘Mamül’de!. Mamül de neyin nesi diye sorunuz lütfen?. Cevap veriyorum. Mamül içi dolunun uzak diyarlardaki adıdır. Günlerdir aklımdan çıkmayan bu minyatür lezzet küresi, aşkın taa kendisidir. Lezzetli, tek ve dırdırsız. Ağızda dağılan lezzet tanecikleri!.

O hep sevdiğim pastaneye girerken yan gözle aynaya bakarak uzaktan nasıl göründüğümü kontrol ediyorum. Aslında işim müsait olsa da sakal bıraksam rakipsiz olurdum ama neyse. Eve gidince cep telefonumla fotoğraflarımı çekip çekip bakma sözü veriyorum kendi kendime. Gözüm süslü süslü tatlılara takılsa da sonuç hep aynı :: hep o. .Saplantılı aşk.

Kaldı ki 4 yıl önce oyuncakcıda deniz magarinası* alırken elimi yalayan tüylü ve mor dilli chowchow (çin aslanı) köpeğine aşık olan kimdi? Geçen yıl playstation3’ e aşık olan kimdi?. Ben bizzat ve şahsım adına tüm bu saplantıların sahibi benim. Şimdi de bir içi doluya aşık olmuşum çok mu? Hem köpeğin aşısı, çişi, tüyü var. Playstation’ın oyunları ise asgari ücretin 6’da 1’i gibi bişey. En güzeli benim Mamül’üm. Al, ye, hazmet ve zevk al.

---Bak güzelim, içinde bulunduğu şartlara gore yaşamayı bilenler mutlu olur ancak. Ben zengin bir ailenin yavrusuyum, ne istediysem ; ALDIM
GİYDİM
YIRTTIM
::ATTIM..


İşte bende böyle olmak istiyorum. Almak, giymek, yırtmak ve atmak. Tüketim toplumunun daha duyargalı bir üyesi gibi olmak istiyorum. Evet, bunu yaşamam lazım. Sorumluluk almadan ,ne önceki ne de sonraki adımı düşlemek istiyorum. 45 faktör güneş kremimin bile sorumluluğu bende olmasın. Onu her kullanmak istediğimde yanımda olsun istiyorum. Onu unutmama sorumluluğunu hissetmek istemiyorum.

Az önce evrenin sırrını çözdüm. Eşya enerjisi ve karma üzerine konuşacak değilim. Hafızaya kaydolan ve yer eden herşey biraz daha asabi yapıyor insanı. Yapmalı, etmeli, kurallara uymalı adamcığı olduğum mecburi 12 ay. Seni nasıl unutayım. Müthiş bir parti, şahane güvenlik: Kamuflaj. Araba anahtarını unutma korkusunu ve bunun bilinçaltında yarattığı gizli doluluğu yok etmek için, parmak iziyle çalışan araba hayalleri kuran bendenize bu yapılır mı?.

Parmak iziyle çalışan araba çıkınca; ‘Kalp, sevgili, parmak izi, kalbimin anahtarı ve yar’ kelimelerinin karışımından yapılma sıradan delilikten uzak pop şarkılarını bile düşlüyorum. Ve bu şarkıları bir o kadar düz okuyan Kayahan ve Feridun Düzağaç’ı bile hayal edebiliyorken bu yapılır mı bana?. Bu kadar sorumluluk niye?. Geçmişin intikamını almak gibi bir niyetim yok.

Düdük sesleri ve çam ağaçlarının en tepeleriydi özgürlüğün simgesi. Düdükten bir karnaval coşkusu hissettim hep. Belki de en kuraldışı gibi duran eylem olduğundandır. El yıkama talimatı sen nesin allahasen?. Ben seni anlamadım hiç. Güzin abla gibi adamım ama seni hiç dinlemedim. Çünkü, 12 ay boyunca yemek yeme talimatıyla uğraştım.. Ahh manolyam..Ahh şekerparem.. Neler çektin sen??

‘Sandalyeye dik otur, talimatı bekle..’ diye başlayan ve 6-7 adet fotoğrafla desteklenen bir talimat kartı. Yemekhanenin yıldızı gibi yeni gelenler onu okuyor ve dünyada eşi benzeri bulunmaz bir ifadeyle o talimata bakıyorlar. Çatal sola, bıçak sağa, eti çatalla tut; bıçakla kes!. Talimata uy. Yemek yeme sırasını veriyorum gözünü kulağını iyi aç, zihnininde yer aç:: çorba, sulu yemek, kuru yemek, salata ve tatlı. Aha sıra budur. Sakın kuru yemeği sulu yemekten önce yemeği deneme. Talimata uy. Yemeği bıçakla kes, çatalla ağzına götür, iyice çiğnemeden yutma. Yemeğin hepsini ye. Miden almazsa da ye. Alırsa da ye. Yemeği bitirdikten sonra çatalı bıçağı masaya bırak, dik otur, talimatı bekle. .
.. .. …….. .bekle… … bekle. . bekle………. . . Hah, talimatı duydun mu?.

Korumaya devam et. Sen korurken ben talimatnameyle ilgileneceğim. O çok dertli. Laroxyn 25 kullansa bile kesmeyecek. Ötenazi istese de o kadar acımasız değilim. Daha çok insan şaşırtacak o talimat, misyonu bu.

Alternatif takılmam şart ya. İllaki bir delilik belirecek ya. Yemek yeme talimatına bir arkadaş ayaratıyorum. Aşk acısını unutma talimatı:
-- Önce sevgiliye 2-3 hafta dinlenme süresi ver, bu sırada kafayı boş tutmaya çalış.
-- Vitesi boşa alma döneminde sevgiliden etkileşim gelmezse derhal eve gel. Ağlamak yerine hayalindeki en büyük cinsel fantazini düşleyerek rahatla.
-- Maaşının iki misli borca girip işine yaramayacak bir şey satın al.
-- Diyete gir, diyete girdiğin gün bigbig xxl hamburger ye.
-- Satın aldığın şeyden pişman ol. Diyeti bırak.
-- İnternette arkadaş bulma sitelerine üye ol. Yeterince yalan söyleyecek kıvama gelene kadar çam ağaçlarının en ucunu düşle. Yalan söylemeye alıştığında, yeterli kıvama gelmişsindir. Afiyet olsun.


Sandalyeye dik otur, talimat bekle!.

*denizde batmayan çubuk oyuncak


Halil AĞA
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder