Ne kadar güzelsiniz; yıllar geçmiş ama hiç değişmemişsiniz...
Eskiler.. Eskide kalanlar..Ya da kalmış gibi yapanlar. Hepsi ile beraber büyüyor insan. Zaman geçtikce eskilere yenileri ekleniyor, eklendikçe devam ediyor. Ve tüm eskiler kendince yer almaya devam ediyor hayatımızda.
Herşey yüzleşme meselesi. Bugünü ile yüzleşemeyen insandan, eski hesaplarıyla yüzleşmesini istemek elbette haksızlık. Geçmişiyle yüzleşip geleceğine yön vermek, olsa olsa iyi bir reklam sloganı olur. Geçmişini tamamen silen birini tanıyormusunuz?. İmkansız.
Eski aşkına saplantılı, ya da her aşkına saplantılı olmak gibi sorunlu ruh halleri her geçen gün artıyor. Yeni neslin hergün yeni birini bulma kapasitesinde olduğundan şikayetci eski kuşak bir çok şeyde olduğu gibi bu konuda da yanılıyor. Gayet saplantılı, hastalıklı, takıntılı bir nesil geliyor gümbür gümbür..
Saplantılı ruh hallerini ikiye ayıracak olursak. Birincisi kişinin karşı tarafa zarar vermesi, ikincisi ise kişinin kendi kendini yiyip bitirmesini olarak ayırabliriz. Teknolojinin daha da ilerlemesiyle birinci gruptaki insanların amaçlarına ulaşmaları daha da kolaylaşmış oluyor. Eski ile yeniyi kıyaslama klişesini kullanacak olursak; önceleri birini rahatsız etmek istersen, ona mektuplar yazar ya da her ümitsiz aşık gibi çiçekler göndertirdin. Mektupları yada çiçekleri çöpe atmak birkaç saniye gibi bir süre olduğundan, bu eylemler sevilene pek rahatsızlık vermezdi. Fakat günümüzde rahatsızlık vermenin o kadar çok yolu var ki..Telefonda gizli numarayla arayıp konuşmadan dinlemek, çağrı bırakmak, evin önünde arabayı cayırdatmak*, bilgisayarına rahatsız edici öğeler içeren maillerle doldurmak gibi bir takım tasvip edilmeyen davranışlarda bulunmak mümkün. Kendinden çok karşısına rahatsızlık vermek üzere programlanmış sevgili adayını bloklayınız. Bu kadar işinizin arasında hiç uğraşmayınız.
Soğuk kış günlerinde, buz gibi yatağına yatmış bir aşık. Yatağını kendi başına ısıtmaya çalışan bir yalnız. Ortak kader. İki kişilikli yalnızlıktan daha şanslı, çok kişilikli (aldatanlara özel kategori!) yalnızlıktan daha gururlu..
Yeniliklere yelken açmadan, eskileri temizlemek. Yenileri eskilerle kıysalamamak kolay mıdır?. Eski sevgiliyi saplantı haline getirmeyi kafaya taktıysan işin çok kolay. Kötü günlerini ve kötü huylarını unut, al sana uzun ömürlü bir rahatsızlık.
Birini unutulmaz kılan nedir? Kendini bu sorunun cevabını ararken bulduysan unutamadığın birini düşündüğün kesin. Unutmamanı sağlayacak duygularına destek bir de şarkılar var. Bugune kadar üretilmiş herhangi bi albümün içinde aşktan bahsetmediğine rastladınız mı? Albümü geçtim, nerdeyse tüm şarkılar aşka dair. Tarz ne olursa olsun, ille de aşk, yine de aşk... Sevgilinin ardından sövüp sayanlar mı istersin, ümitsiz aşkın pençesinde kıvrananlar mı ? Ya da eski aşkına ağıtlar yakanlar mı..
Uzakta olanın çekiciliği, eski aşklarından yeni bir şans dileyen Sarp var kulaklarımda.. tozlarını almayı düşünüyor eski aşklarının. Tam tozlarını almayı düşünürken acı gerçekle karşılaşıyor: eksik güzellikleri olmadan olmuyor.. Yıllar geçse de ,içinizde hep aynı kalmalı eskiler..Ne kadar güzelsiniz, bu kadar karmaşaya rağmen yerli yerinde...
Eskisiyle yüzleşme cesaretini toplayan Asfalt Dünya, duyana duymayana en çok beni severmiş o diye haykırıyor..Hep kendine ait bildiği güzelliği kaybeden bir adamın feryadı.. Sevgilisinin sesine titreyen, sevgiliyi son yolculuğuna uğurladığının farkında bir adamın iç çekişi ve kendini avutması. Bile bile yalan söylüyor: ’en çok beni severmiş o / beni aramış gözleri giderken..’. En çok sevdiğini terketmek mümkün olur mu hiç...
Selamını bile kesen sevgiliye bir sitemler bütünü, Ümitsiz Aşk Ayyuka ile yeniden hayat buluyor. Başlamadan biten bir aşkın doğru bir karar olduğunu lakin eski sevgiliden bir selam olsun almak her eski’nin hakkı..Taş kalpli bir sevgiliyle yaşanan herşeyi silmek için uğraşan bir aşık..ne kadar da dipte..ne kadar dibe batsa o kadar yükseleceğini bilen bir kaybeden...
Aşkı mantığını kaybettiğin bir facia olarak tanımlayan DejaVU ve bağlama eşliğinde aşk nereye kadar diye sorup durdukları çılgın(!) eserleri çınlıyor her bir yanda..İkici ucu sorunlu bir değnek olarak bahsettikleri aşkı, bir nevi kazık yeme eylemi olarak tanımlıyorlar ve yalnız kalmaktan korkma diye de ekliyorlar..
Yılların eskitemediği şarkılara inat, yepyeni şarkılarla eskileri anıyorum...Bu bile yeniliğe atılan ilk adımın simgesi gibi ışıldıyor atmosferde..Hem zaten yerli yerinde olmayan sabit bir eski’den daha farklı bir eski düşlemek bile rahatsız ediyor ruhumu..Ne kadar güzelsiniz / bunca dağınıklığa rağmen yerli yerinde hepiniz...
Halil AĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder