25 Temmuz 2010 Pazar

portakal - eylül2007

PORTAKAL KABUĞU GÖRÜNÜMÜNE SON::BAKKAL MÜZİĞİ


Hafif bir esinti hissedilir önce, ardından yapay iklimlendirme cihazını eskisi kadar çok kullanılmadığı görülür. Evet, sonbahar kapıdadır. Yapış yapış hissetmenin sona erdiği, elektriklerin sıksık kesilerek yüksek teknoloji ürünü cihazları kullanılmaz hale getirdiği günler. Her yıl ayni geyik tekrar tekrar dönüp dolaşır etrafta. -Vakti zamanında Almanya’da 2 saat elektrik kesilmiş, kesintiden dolayı hükümet tüm vatandaşlarına para vermiş-. Böyle hikayeler fena halde ağırıma gidiyor. Çünkü, bu tarz bir eylem buralarda asla gercekleşmiyor. Bu yıl bu geyiği duymamak en büyük umudum.

Sonbahara gelmeden önce, bir yaz analizi yapmak lazım. Yazın gelişini müjdeleyen, Dondurma şemsiyeleri bu yıl hakimiyetini kaybetti ve yerini ‘selülitli ünlüler ve onların mayoları’ haberlerine bıraktı. Önceleri sıradan bir paparazzi hadisesi gibi gözüken bu aktivite, gittikçe bir hastalık halini aldı ve televizyonlarımızdan fırlayan vücutlar şeklinde bize geri döndü. Aslında ortada pazarlama ve/veya fişleme terimlerini kullanacağımız bir tuzak var. Ortada büyük bir hızlı tüketim ve kalitesizlik pastası mevcut. Aslında bu pastayı da medyadaki bazı büyükler kendileri yarattı. Magazin her zaman vardı ama son 4-5 yıldır ulaştığı endişe verici boyut sayesinde bugun bir canavara dönüşmüş durumda.

Tuzak bir çember mantığıyla çalışıyor. Şöyle ki, bir kısım zengin ve medyada söz sahibi adamın sevgilileri olan kızcağızlar şarkıcı oluyor. Sonra, bu yeni şarkıcıları destekleyen veya kavga eden tanınmış sanatçılar devreye giriyor. Tanınmış fakat gündemde kalmak isteyen bu açgözlü sanatçılarımız ise biliyorlar ki, bu insanlarla ne kadar tartışırlarsa o kadar çok ekranda gözükecek.

Çemberdeki sanatçıların şarkıları birbirinin aynı ve tekerleme tarzı olmalı ki hızlı tüketilsin, hazmı kolay olsun. Sıradan şarkı ve şarkıcıların bir diğer kozu ise, ‘aşk’. Yine magazin için özel olarak yaratılan insanlarla aşk yaşayıp gündemde kalıyorlar. Yalnız bu ne lise aşkına benziyor, ne de ilk aşka. Aşk kavramını boşaltırcasına yaşanan bu tarz ilişkilerde, ayda 3-4 kişiye aşık olunabiliyor. Tahmin edildiği üzere buradaki aşkın belirli bir ücreti var. Herşey daha fazla gündemde kalabilmek için.

Çünkü, artık ne se,s ne de sahne sanatının önemi var. Bağrış çağrış yorum, anlamsız tekrar sözler ve uslanmayan bir arsızlık. Peki, alan memnun satan memnun gibi gözüken durumun bize zararı ne?. Haddinden fazla TV izleyen ve her izlediğinden bolca etkilenen bir toplum olmak. Çünkü, TV 24 saat magazinsel mantıkla çalışıyor. Yani sen istemesende o kötü şarkıları duyacak, kötü kavgalarına şahit olacak ve selülitli bedenlerini ezberleyeceksin. Televizyon gibi hipnotize bir ürünle fazlaca haşır neşir olanlar, orada gördüklerinin hemen hemen hepsine inanıp ve bambaşka bir boyuta geçiyorlar. Dizideki mafya adam öldürdü diye, arkadaşını öldüren bir çoğunluktan bahsediyorsak; elbette ki magazin haberlerinin araka fonunda çalan şarkının güzel olduğuna inanacaktır.

İş o kadar tehlikeli bir boyuta ulaştı ki, geçenlerde TV’de selülit parçaları göstererek ‘bu selülitin hangi ünlüye ait olduğunu bul, 2222 ye yolla, cep telefonu kazan!’ gibi bi anons duydum. Korkup TV’yi kapattım. Her bünyeye uygun bir görüntü değildi gördüklerim. Haberi yokmuş gibi selülitiyle yakalananlar vardı ilk başlarda ama şimdilerde, görüntülere mozaik şeklinde engel alacak kadar soyunanlar var!. Tangaları, bikinileri, hırstan patlayacak gibi duran gözlerini görünce tüm enerjim bitiyor. Aklıma etkileyici bir RasHit sarkısı geliyor:: ’Magazin programları, kaplamışlar tüm kanalları / hergece mankenlerin ve assolistlerin yaşamları / Bikinili kızlar oğlanlar, verdikleri bu aptal pozlarla kaplamışlar her yanı / Sosyete ve gece yaşamı ne ilgilendirir benim gibi adamı’..

Bu çarkın bir de müzik katliamına bakalım. Bir kere dinleyip ezberlenecek şarkılar kategorisinde bu yaz Demet Akalın kızımız başı çekti. Uzun bir tatil macerasını anlattığı tekerleme modundaki şarkısı ‘Tatil’i bir kerede ezberlememek oldukça güç. Uzun bir tatile çıkması gerektiğini anlattığı şarkısıyla, büyük çoğunlukla ayni fikirde olan Akalın tek bir noktayla hepimizden ayrılıyor. Demet Akalın’ın üzerinden ‘koca bir aşk geçmiş’.. Tüketip, yeniden tüketecek bir topluluk mensubu olan bu şarkıcıların eski veya yeni hiçbir aşka hürmeti yok. Üzerinden bir tek aşk geçmiş olsun diyerek Demet Akalın’ı bir yana bırakalım. Yıl içerisinde bıcırık kızlar modunda dolaşan Hepsi, cici kız ayağıyla Erol Köse tarafından kullanılan Bengü, tek hayali Seda Sayan olmak olan Lerzan Mutlu ise listenin diğer baş çekenleri.

Esasen 3-4 isim var ki yaptıklarına akıl sır ermiyor. En başta, Hande Yener’in bakkal müziği dediği, bu sıradan müzik türünün yaratıcısı ve savunucusu diyeceğimiz Serdar Ortaç var. Bir insan 12-13 yıldır hep mi ayni şarkıyı yapar? İlk albümünden son albümüne kadar birbiri benzeri , hızlı tüketilmek amaçlı şarkılar yapmaktan insan sıkılmaz mı?. Birçok sanatçıya beste veren Serdar Ortaç, her iki yönden de sıradanlığı ilk sırada götürüyor Değişimi sevmeyen, değişim yapan insanları da suçlamayı tercih eden piyasa adamı olmayı asla terk etmeye niyeti olmayan bir Serdar Ortaç var elimizde. Serdar Ortaç’la ayni süredir hayatımızda olan bir başka sanatçı Mustafa Sandal. Orta kalite denecek bir kaç şarkısı varken, son yıllarda vasatın altında denebilecek şarkılarla kulaklarımıza işkence çektiriyor. Bir de kendini dünyanın en yakışıklı insanı sanma gibi bir yanılgısı olması, Sandal’ı oldukça itici gösteriyor. Üstelik sıradan şarkılarının tamamına hakim olduğu son albümünün adı ise oldukça ürkütücü, ‘Devamı Var!’.

Bir müzisyenden hep ayni kalitede işler beklemek haksızlık olur. Yaşananlar, yaşanmışlıklar elbette değişir. Fakat 7-8 yıl önce ‘İbret-i Alem’ gibi özgün bir iş çıkaran bir adamın, bugun birbirinin aynisi 10 şarkıyı toplayık albüm yapmasını anlayamıyorum. Emre Altuğ için, acilen bağımsız bir firmayla çalışmasını önereceğim. Zira son albümündeki şarkılarından birinin adı onu tanımlamaya devam eder; ‘Ortam İnsanı!. Peki, yılların İzel’ine ne demeli? ‘Emanet’ gibi bir albüm, ‘Yok Yere’ diye devrimsel bir şarkı yaratan kişi bugunlerde ne yapıyor?. Alt yapısı oldukça bayat şarkılara, ayni bayatlıkta sözlerle eşlik ediyor.

Elbette ki iyi şarkılar da duyduk gecen yaz ama bu kadar bakkal şarkısının yer aldığı bir yazıda onlara yer vermek haksızlık olurdu. Portakal kabuğu görünümü diye adlandırılan selüliti kafaya takmayınız. Selülitliyle gündem yaratan manken-şarkıcı karması insanlardan uzak durup, televizyonu kapatın. Magazin ekleri olan gazeteleri kendi halinde bırakın, en önemlisi selülit görüntülerini tahmin edip cep telefonu kazanmayın. Çünkü o cep telefonu kazandığın an bil ki; kendi hayatını değil sana empoze edilen hayatı yaşıyorsun!


Halil Ağa// haliltekno@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder