HÜZÜN ÇEMBERİNDEKİ HÜZÜNBAZ, YİNE Mİ AĞLIYORSUN?
Bazı hadiseler mekan veya zaman tanımaz. İnsanlar değişir, yıllar değişir, sonuç hemen hemen aynıdır: yetenekli olmak zafere giden yolda yeterli değildir. Uzak doğu öğretisi tarzındaki sözlerime devam ediyorum ve ekliyorum:kış ile birlikte kapımıza yaklaşan hüzün çemberine dikkat!.
Herşey özel radyoların yavaş yavaş çoğalmasıyla başlar. Ülkemizde özel radyoların sayısı doksanlı yılların başından itibaren artmaya başlar. Hayatın her alanında radyolar daha fazla dinlenmeye başlar. Ve doksanların sonuna doğru yepyeni bir radyocu türü ortaya çıkar. Bu, radyocu arkadaşlar sevgiyi, aşkı ve ilişkiyi herşeyden üstün tutup bunun suyunu çıkarmak gibi bir misyonu kendilerine adet edinirler.
Uzun zamandır aklımda bile olmayan; hüzün çemberindeki hüzünbazlar geçenlerde ‘Radyoda ne var acaba?’ diye düşünen bendenizin zihnine fena halde saldırdılar!. Sistem şu şekilde çalışıyor. Öncelikle programın fon müziği için bol acılı bir müzik seçiliyor. Fon müziği; saf arabesk yerine, duygu sömürüsüne müsait bir müzik olmalı ki kalplere girmek daha kolay olsun.. Bir Kemal Sunal filmi olan ‘Çöpçüler Kralı’nı hatırlayalım. Hacer (Ayşen Gruda) çocuk parkında Bayram (Kemal Sunal)’a evlilik teklif eder ve akabinde o harika müzik fonda çalmaya başlar. Bahsi geçen filmde oyuncular oyuncu, duygular gerçek olduğundan müzik oldukça anlamlıdır. Bora Ayanoğlu tarafından yapılan ‘Ay Yüzlüm’ şarkısı Çöpcüler Kralı’na ne kadar yakışıyorsa, hüzünbaz radyo şovlarında bir o kadar eğreti duruyor. Bu tür programlarda en çok tercih edilen fonlardan biridir Ay Yüzlüm.
Gecenin karanlığına uygun müziğini seçen hüzün yolcuları, programdaki ses tonlarıyla da dinleyicelerini sevgi seline davet ederler. Ikınmakla, sıkılmak arasında gidip gelen ses tonlarında acı, aldatılmışlık, çaresizlik gizlidir. Her daim aldatılan, her daim aşka aşık, çıkarsız ve ölene kadar aşkını bekleyecekmiş izlenimi veren bu şahıslar, özellikle 14-20 yaş arası gençler için çok tehlikeli. Çünkü; yaratmaya çalıştıkları hüzünlü, depresif, herdaim acı çeken aşık tiplemesinden yola çıkarak aşkın böyle birşey olduğuna inanlar var. Gelecek kaygısı, üniversite sınavı gibi dertlerle kafası karışık bireylerden bu programları uzak tutunuz. Sesinden tutku damlacıkları fışkıran bu şahısların programlarına kendini kaptırıp dengesiz bir ruh haline girmemeleri içten değil. Aşk; anlamsız küsmelerin, terk edip aşkı kalbine gömmelerin er meydanı değildir. Aşk; birlikte çoğalma oyunudur. Hüzünbaz tuzaklardan uzak durun diyerek bambaşka bir tuzak sunuyorum sizlere: ’Duygusal Tuzaklar’.
Yetenekli, becerikli ve etkileyici bir ses, Bertuğ Cemil. 2006 ortalarında piyasaya çıkan ilk albümü ‘Duygusal Tuzaklar’ incelenmeye değer bir hadise. On yaşından itibaren müzikle ilgilenen Bertuğ, çeşitli gruplarla çalışmış ve gün bugundur diyerek 2002 yılında ilk demo kayıtları için studyoya girmiş. Kader kötü ağlarını örmeye başlar ve Bertuğ Cemil, Kıraç ile tanışır. Dizi müzikleri ve şarkıları ile yeterince rahatsızlık sebebi olan Kıraç, Bertuğ Cemil’i ilk albümünü TMC’den çıkarması için ikna eder.
Zafer’e giden yolda yetenekli olmak yeterli değildir demiştim. Bu durum, Cemil’in ilk albümü için yeterli bir tanım. Ses tonu etkileyici olan bu zat, harika yorumuna hiç mi acımadı diye düşünüyorum bazen. Çünkü, Kıraç albümü sıradanlaştırmak için elinden geleni yapmış. Buna rağmen tam anlamıyla başarılı olduğu söylenemez. Albümün çıkış şarkısı olarak seçilen ‘Ben hiç sevemem’’in nakaratı kesinlikle dillere pelesenk olacak cinsten:’Arama,sorma,buna hiç gelemem / Beni sevmeyen kadını, hiç sevemem’. Eski aşklarını unutmayanlara şiddetle tavsiye edilir.
Pop-rock tarzındaki albüm, 11 şarkıdan oluşmakta. Detone olmayan bir vokal, hafif şarkılar kafa dinleyip mırıldanmak için ideal. Vazgeçilmez konumuz aşk albümün tamamına hakim. Bertuğ’un sesindeki samimiyet şarkıları daha bir akılda kalıcı kılmış. ‘Gel Bana’ ile sadece sevdiceğine bağlı bir hayat kuran, ‘Bırakmam Peşini’ ile sevgilisinin peşini bırakmaya niyeti olmayan bir aşık.
Bazen en dibe vurmak lazım ki, tepeye sıçrayabilesin. Bertuğ Cemil en dipte değilse bile, kapasitesinin çok altında bir iş ile karşımızda. O yüzden moralimiz bozulmuyor. TMC’den yakasını kurtarabilirse, zirveye oynayacak bir adam var karşımızda.
Yağmur yağsa yeniden, hüzünbaz radyo programcıları yağmurla gözyaşlarını özdeşleştirse yeniden...Hiçbirini umursamadan ‘yağmur..yağmur..yağmur..geri verecek buharlaşan sevgimizi..’ diye mırıldansak hep bir ağızdan Bertuğ Cemil gibi..Aşkı üzülmek için değil, huzur bulmak için yaşayanlar gibi..
HalilAĞA
haliltekno@yahoo.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder