DİNLENMEKTEN YORULMAK
Aşk. Offf. Bu kelimeyi beşikten mezara o kadar çok
duyacaktım ki!. Beşikten mezara(!). Bir Coca-Cola, bir aşk. Hangi taşı kaldırsam
altından bunlar çıkıyordu. Beynimin içine ideal aşk sokan yeşilçamcılara söve
saya Coca-Cola içiyordum.
Hatta o kadar çok Coca-Cola içiyorduk ki koskoca
Bixi'yi kapattırdık. Bixi'yi her pilates topu gördüğümde anar anar dururum. Bu
yüzden pilatese başladım. Güle oynaya pilates yapıyorum.
Ne de olsa genciz Bixi içeriz, haydi gel katıl bize.
Bixi logolu kırmızı deniz toplarıyla plajda oynaşan gençler acaba şimdi ne
yapıyordur diye düşünüyorum ara ara.
Acaba eski sevgilim şimdi napıyordur? diye düşünmek
gibi birşey. Eski sevgilimin benden sonraki sevgilisinin yeni sevgilisi olmuş mudur?
Aha gene konu Aşk'a geldi. Aşk:Paranoya üretim tesisi.
Sahil kenarında kollarını aça aça birbirine koşan sevgililerin
aşkıyla dakika başı GSM şebekeleri ve SMS aracılığıyla küsen-barışan çiftlerin aşkı
bir olur mu hiç?.
Efendim, sahil kenarı aşıkları saftiriğin önde gidenidir. Kanser
olduğunu öğrenir; sevdiğinden kaçar, ayrılır. Oysa demez ki, 'Oğlum senin baban
Hulusi Kentmen, bir silkinse taaa Avrupalarda ameliyat olacak parayı tamamlarız valla!'
Dinlenmekten yorulmak istediğim bir gündeydim. Önce
mahallenin kadınlarından birkaç absürd malzeme kaparmıyım umudu içime yerleşti.
Düğün mevsimi açılmadığından hayalini kurduğum fanteziler gerçekleşmedi. Oysa ki,
bilmem kimin nişanında giydiği elbiseyi bir sonraki yıl bir düğünde giyen kadının
eleştirildiği molehiya ayıklamalı bir seans beynimi rahatlatacaktı.
Onun yerine kimin kime oy vereceğini konuştular. İçim
bayılmıştı. Derhal tüm partilerin atkılarını birbirine bağlayıp uçurtma yapmak istedim.
Sonra aklıma ilk ve tek uçurtma deneyimim geldi. Bakkal naylonunu iple bağlayıp
uçurtmak. İlk ve tek uçuş deneyimim.
Mahallede tahtadan ev yapan yaratıcı çocuk, karpit tüprük(!)leten
cesur çocuk, hortlak kılığında insan korkutan adam gibi çocuklar varken birtek
benim yeteneksiz olmam ara ara koysa da buna alışmıştım. Hele adam gibi çocukla başa
çıkmak imkansızdı.
Tek ele avuca gelir özelliğim olarak bıkmadan usanmadan
oyun oynamak vardı. Hangi oyun olursa olsun asla şikayet etmezdim. Bu da bir
yeteneksizin tesellisi olsun diyerek parti atkılarını düşündüm...
Ey, rengarenk atkılar adlı bir şiir bile besteledim o an.
Atkıların renkleri birbiriyle kaynaşacak, tüm partililer birlik olacak, herşey halk için
olacak. Heyooooo . Tabii bunları içimden söyledim. Ortam birlikten uzak bir
ülke hayaliyle kavrulanların ortamıydı.
Beş sene öncesine kadar ufacık hayalleri olanlar bile artık
vazgeçmişlerdi. Herşey self-service modundaydı. Tek kişilik hayatlar. Oh miss. En
temizi. Birden içimi yalan söylemek arzusu kasıp kavurmuştu.
Keşke karşıma bir ergen çıksada tek kişilik otomobil konsepti
adı altında içinde bir sürü acaip ingilizce terimler kullandığım sağlam bir yalan konsepti
geliştirsem diye düşündüm. Tek kişilik arabamız sesimizi tanımlayacak. Bizi GPS aracılığıyla
kontrol edecek, 100 kmh'nin üzerinde hareket edersek hemen yanımıza gelecek, düzenli
olarak tansiyonumuzu ve kan şekerimizi ölçecek.
Karşıma çıkan mahallenin çocuğu bunları algılamayacak kadar
küçüktü. Köpeğimin annesinin adını sordu. Anında yeni delilerin önünü açmak gerektiğini
hissederek onu yalnız bıraktım.
Halı döven kadın gördüm. Ürkütücüydü. Oysaki vernelli
çamaşırlarını tele asan kadına birden müthiş bir sempati duydum. Yeni yıkanmış çamaşırlar
yeni başlangıçlar adlı fikrimi kafamda 2 saniye canlandırdım. Hemen ona seslenmek, sağlam bir
muhabbet etmek istedim.
Günaydınnn dedim sırıtarak. Bön bön bakıp evine girdi. Kesin haftada
en az 4 dizi izliyordur. Aksi halde bir insanın yaşam enerjisi nasıl bu kadar düşer değil mi?.
Bir de borç çok fena.
Masmavi bir kuş gördüm özgürce uçan. 'Eyy güzel kuş al beni
kanatlarına, götür beni senin özgür diyarına..'adlı Belkıs Akkalesel anadolu serzenişinde
bulundum. Şaka tabii, ne işim var bilmediğim diyarlarda. Hem de özgür!. İnsanın
başına herşey gelir.
İçinde Özgür kelimesini barındıran siyasi parti aklıma geldi. Bir de
genel başkanlarını. İkisini de hemen unuturum diye duamı ettikten sonra Belkıs Akkale'ye
yeniden odaklandım.
Traktör ruhlu Barış Atar silsilesi Bıyıklı Kadın'dan farksız yeğenim
sayesinde annemden çok tanımıştım Belkıs'ı. Yaşıtları Maykıl Caksın'ın amber amberrr
(sonraları i am bAd olduğunu öğrendiğim) şarkısıyla coşarken, o tridine bandım ile coşuyor
coşuyordu. Yetmezmiş gibi beni de coşturuyorlardı.
Ailemi keşfetme yaşındayken Belkıs Akkale'nin kırmızı elbisesindeki
çiçek motiflerini ezberlemiştim. Hele o ekmek yanakları. O kadar annesel bir kadındı ki, açım
desem sanki yanağında sakladığı ekmeği çıkarıp bana verecekti. O derece
Aşkından çileli bir arkadaşım aradı. Dertliydi. Yine, yeniden.
Hemen yanına gittim. Sevgilisinin doğum gününü unuttuğunu bu yüzden tartışmaya
başladıklarını ve ayrıldıklarını takribi 17 kez kendini haklı çıkarırcasına anlattı.
Tavsiyelerde bulundum, dinlemedi. Konuyu cinsiyetin tümüne
genelleştirince daha beter oldu. Herkesler ayni ben şimdi ne yaparım dedi. Kredi kartında
limit olup olmadığını sordum. 'Neden' dedi?. Doğum gününü unuttun diye ayrılan sevgiliden
hayır gelmez, birkaç güne kalmaz daha masraflı bir halde sana geri döner dedim.
'Kredi kartıyla ne alakası var?' dedi. 'Sana vereceğim şu internet
adresine gir, kota satın al. Yalan sevgiliye edeceğin masrafın dörtte biri parayla porno
indir, yap masturbasyonunu rahatla!' dedim.
Şimdi burada yazamayacağım şekilde sağlam bir küfür söyledi
bana. Sadece bana ettiği küfrü bir CD'nin kapağına yazsam içeriği zayıf tutsam bile porno
sektöründe bir ekol olabilirim gibi geldi bana.
Hımm. Acaba bu yeni bir sinyal mi diye düşünürken, önümden
bir kelebek geçti. Yav bunlaın ömrüde bir günmüş ha dedim kendi kendime. Hemen Google'a
bakasım geldi. Beleş wi-fi ağı bulup cep telefonumdan google'a 'kelebeğin ömrü bir gün mü?'
yazdım.
Tıkladığım linkten 'japon kızları zorla skiş!!!!!.Hemen tıkla!' yazılı
bir link çıktı. Evet, resmen sinyali almıştım. Keşke dünyayı Google yönetse diye düşünerek
evimin yolunu tuttum. Herşey çok güneşli ve şendi.
HalilAĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder