IŞILTI
-Bu Pazardan itibaren hayatımda yeni bir sayfa açtım. Herhangi bir
kitap okuyup üçüncü gözüm açılmadı. En son the secret göz açıyordu
hatırladığım kadar. Yeni sayfam ışıltılarla, fonksiyonellikle dolu.
CEYLAN SHOW.
-Ceylan ışıltılı, programın logosu ışıltılı, dekor ışıltılı, konuklar
ışıltılı, zemin bile ışıltılı. Her yer parlıyor. Hatta Ceylan'ın mikrofonunda
bile parıldaklı simler var. Programdaki herkesin tek derdi hüzünlenip çıldırmak.
Marazi bir şarkıdan 5 saniye sonra delicesine oynuyor, eğleniyorlar.
Reklam mı girecek, e boşu boşuna 10 saniye niye geçsin.
Teknik ekip reklam girene kadar Ceylanımız kolbastıcıları çağrıyor.
Hep birlikte 10 saniye de kazanılmış oluyor. Kolbastıcılar bile
ışıltılı. Karanlık dünyama bir ışık gibi doğdun Ceylan.
-Allah tuttuğunu ışıl ışıl etsin Flash TV.
-O değilde ne olacak bu kolbastıcıların hali. Üzülüyorum ha ben
bu gençlere. Islık bekleyen av köpeği misali her programda kenarda
bekliyorlar sunucunun bir sinyali ile koşup oynuyorlar.
Bir nesil böyle helak oluyor sayın Kırca.
-Kenan Doğulu nerelerde diye düşünmemle birlikte,
yeni albüm haberini almam bir gün arayla oldu. Hazır
olun zor bir yaz bizi bekliyor. O sempatik gülüş dört bir yanımızı
sarmaya geliyor. Amansızca.
-Bülent Ersoy'un Almanyada çektiği filmleri izliyorum bir haftadır.
Gerçek hayatı algılayamaz oldum.
-Yeni bir manken düşmüş!!
-Adı neymiş?
-Ceylan..
-Ceylan haaa(uzaklara dalma ifadesi içeren haa)
-Evet ben Ceylan'ım.(Bülent Ersoy)
-Biliyorum nefret kötü bir duygu ama Vista'dan nefret ediyorum.
Onu her yerde kötülüyorum. İstiyorum ki bir sabah kalktığımda
Microsoft batmış, buna Vista sebep olmuş gibisinden bi haber duyayım.
Ben demiştim demek için.
-Sayın kendim çok ayıp. O kadar ekmek yeyen adam var orda.
-Tayyip Erdoğan, kriz bize sürtündü mü ne demiş. Doğru mu ya o?
Eğer doğruysa tüm 70ler erotizim film yönetmenleri için üzüldüm,
oysa ne güzel film ismi olurdu ha sürtünmeli teğetli.
-Herşeyden bunaldığım anlarda Milyoncu olmak istiyorum.
-En az Ceylan Show kadar net bir iş milyonculuk. Fazlası, eksiği, o,
bu yok. Gayet Net. Ne alırsan 1 milyon.
-Ha birde herşey üstüme üstüme gelirse, banyodan çıktığında bile
makyajlı olan Zerrin Egeliler'i getiriyorum aklıma, daha ne olsun.
-Dikkat ettim de üstüme gelmenin acaip balını yemişim bu hafta.
-Şimdiki çocuklar çok şanslı. Çünkü meyveli yoğurtlarındaki DHA
beyinlerini geliştiriyor!. Şaka şaka, boşver DHA 'yı Kenan Evren'e gel.
''Bak abim biz çocukkan tek bir TRT vardı. O da hep Kenan Evren'i gösterirdi.
Evimizden biri gibi olduydu Kenan. Onsuz akşam yemeği yemez olduyduk. Onun
güven dolu gülümsemesi ile içimiz rahatlıyor, Ray-Ban tarzı
gözlüğüyle güvenlik hissimize his katardık. Dedim ya abim katil ile,
adamı ayırt edemeyecek yaştaydık'.
-'Kız hatçe senin saçların siyah değil miydi?'
'Amma cahilsin kııızzz, hiç duymadın mı büyük şehirde parası çok olanın her kılığa girebildiğini!!''
-Kim ki sık sık şaşırıyor, bilki o çok temiz bir insan. Sev, koru, şaşırt. Fazla varsa
bana da yolla. Şaşı bak şaşır yapayım onu.
-Az önceki esprim için özür diliyorum. Yaktın beni Sabah gazetesinin Star dergisindeki
şaşı bak şaşır fotoğrafları.
-Hayatımın 4., Taşkınköy'ün bilmem kaçıncı küp düşen ve hastalık sezonunu açmış
bulunmaktayız. Hepimize hayırlı olsun der, her ay belediyeye verdiğimiz ilaçlama paralarına
sevgilerimizi iletiriz.
-Ya o değilde ben full sağlık sigortası yaptırayım. Ne de olsa sinekler ısırınca hastanelik
oluyorum. Evet. memur kalıtsal hastalıklarımı sorduğunda, Kameraya baksam ve Lefkoşalıyım
desem. Yavaş yavaş ekran kararsa ve SON arzu film teşekkür eder yazısı belirse birden. İroninin
dibine vursam. Mesaj kaygılı dolaşsam ya ortalıkta. Bazen bunu istemekle kalmıyor, bol bol
yapıyorum. Tavsiye etmem.
-Celine Dion'un 'My Heart Will Go On' dan başka herhangi bir şarkısını bilen adamdan
ölesiye korkarım. Bunu bilir bunu söylerim.
-En korktuklarım listesinin zirvesinde ise, Gülyabani var. O ne biçim bişey yahu bak yine
ürperdim. Neyse ki küp düşenlerim var, onlara sarılır uyurum.
-Halen daha mesaj kaygısındayım ya, ona yanarım.
-Ajda Pekkan teyzem olmuş. Annem babam istediklerimi yerine getirmiyor, ergen krizi yaşıyorum.
Ajda'yı arıyorum. Teyze hal böyleyken böyle diyorum. O da bana 'hal böyleyken Telefunken,
Telefunken Takvim'den! diyor. Şaka şaka. Teyzem olan Ajda benimle birlikte kumarhaneye gidiyor.
Bana kumar ısmarlıyor, 5 yıldızlı otel havuzuna götürüyor sonra. Bana yeni bir de kayak takımı
alıyor, kışa hazırlık hesabı. Sonra birlikte eve geliyoruz. Annem ve babamla konuşup onları yumuşatıyor.
Giderken bana göz kırpıyor. Bunu öyle çok istiyorum ki. Öyle böyle değil. Özellikle son göz kırpma sahnesini
düşündükçe hayata daha sıkı sarılıyorum.
halil AĞA
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder