25 Temmuz 2010 Pazar

subat2008

RAHATSIZ RUHLAR DİYARI!


Rahatsız ruhlar alemine hoşgeldiniz. Ağzımı yaya yaya, sesimi titrete titrete ‘Burası agora meyhanesi, burda yaşar aşkların en divanesi / en şahanesi’ demek isterdim sizlere ama demiyorum. Neden?. Çünkü, rahatsız dünyanın rahatsız halleri var içimde.

Bazı adamlar hiçbirşeyden mutlu olmaz. Seversin olmaz, döversin olmaz, alırsın olmaz, verirsin olmaz. Argoda fasariya, entel muhabbetlerde tatminsiz, sert kesime göre dayaklık!. Hangi mevkiyi uygun görürseniz görün, anarşist ruhların tedavisi kolay değildir. Zaten tedavi etmeyede gerek yoktur. Kendi rahatsızlıkları içinde pek de güzeller.

Hep aynı şeyleri konuşmaktan, aynı şeyleri yapmaktan bıkmamak elde değil. Sahte dünya çığırtkanlığı yapıp da, kimseyi kandırmaya luzum yok. Sistem budur ve ister istemez herkes bu sistemin içinde yer alacaktır. Yeniden oluşum için oy verdiğin adamlar; eski oluşumu güçlendirmek için yırtınacaklar, iki kuruşluk menfaat için kazık yiyecek ve ayni şekilde sen de kazık atacaksın. Bundan kaçış yok. Fark şudur. Eski sistemi güçlendirene desteğini devam mı edeceksin yoksa yeni oluşumlar için didinecek misin?. Konuyu daha da açacak olursak, sırtını sağlam yere mi dayayacaksın yoksa kaşınacak mısın?. Sırtını sağlama dayayanlarla pek işimiz olmaz. Rahatsızlık her daim bizi cezbeder, dürtüklemeden duramayız.

Sinir bozucu keman müzikleriyle dolu ağlak dizileri izlemek dururken, gerekli yerlere saygıda kusur etmeyerek garanti bir iş elde etmek dururken, bayrak çığırtkanlığı yapmak dururken bu haykırış niye?. İşcileri, özel sektör çalışanları ve esnafın yani halkın haklarını savunacağına, Seda Sayan’ın son kocasının anne kızlık soyadını neden öğrenmiyoruz ki!. Sanatı devlet tekeline almaya çalışıp memur zihniyetiyle hareket edenlerin yanında neden yer almıyoruz?. Neden ille de alternatif yaratmalıyız?. Rahatsız olmak zor iş. Hep didin. Hep uğraş.


Rahatsızlıklarını şımarıklıktan değil de, inandıkları bir fikir/duruş için yapan saygıdeğer dört adam. Saygıdeğer olduklarını bildiklerinden aksi yolda ilerlemeye and içmiş bir grup. RASHIT!. Raşit isminin ingilizce versiyonuyla elde edilen bir isim değil grubun ismi. Eski Mısır tanrısı ‘Ra’ ile ingilizcedeki ‘Shit’ kelimesinin birleişiminden meydana gelmiş. Bulmacaların en populer tanrısı ile, ayıp(!) anlamlar ihtiva eden bir kelimenin birleşiminden oluşan bir isim. . RaShİt


Aşk yok, acı yok, ihtiras yok. Rashit’in derdi aşk ile değil. Bu adamların tüm derdi hümanizim, ya da halkların kardeşliği, ya da insanlık!. Ne derseniz deyin bu adamlar adalet istiyor. Bunu da sızlanarak anlatmak yerine, rahatsızlığın müzikal karşılığını kullanıyorlar: punk. 1993 yılında kurulan grup, çeşitli underground mekanlarda konser vererek müziğe ilk adımı atarlar. Gerçi adım atmak bile bir plan göstergesi gibi duruyor. Bu adamların, hiçbir planları yada amaçları yok. Sert, tepkili, dalgaya alan ve her daim muhalif, her daim zıt.. 1993, 1994 ve 1995 yıllarında birer tane demo albüm yaparlar. O yıllarda verdikleri konserlerde ortalama 200-300 kişilik bir seyirci kitlesi tarafından izlenen grup yasal albüm yapmak için firma arayışlarına uzun yıllar devam edecektir.

Şimdilerde Beyoğlu’nun arka sokaklarında rockcu arayan yapımcılar için doksanların henüz erkendir. Yüzünden, gözünden parlak nesneler akan Ebru Gündeş’e albüm yapmak dururken hangi yapımcı ‘ Yoksullar hep haindir / Çünkü, aç olan isyan eder / Şehitler hep fakirdir / Çünkü, zenginler olmaz asker’ diyen bir gruba albüm yapar. Etliye, sütlüye karışmadan içinde bol bol ‘yar’, ‘aşk’, ‘hüzün’ gibi kelimelerin olduğu düz albümler yapsalardı hiç sorun olmazdı. Yeri gelmişken buradan MÜ-YAP’a seslenmek istiyorum: şarkılarda ‘yar’ kelimesinin kullanımı derhal yasaklansın!. Hangi şarkıya baksan bir ‘yar’ almış başını gidiyor. Ben bugune kadar sevgilisine ‘yar’ diye seslenen bir insan evladı görmedim. Ya sorun benim çevremde, ya da şarkıların tümünde.

Rashit firma arayışına devam ederken, Fransız firması Darbouka Records firmasından 1996 yılında Plak teklifi alır. Burhan Öcal, Babazula gibi sağlam adamların izinden giden Rashit, yurtdışında ülkesindekinden daha çok tanınan gruplardan biri olur. Bu Plağın ardından 1997’de İngiltere’de basılan bir punk-rock toplama albümünde yer alırlar. İngiltere’de aynı yıl bir toplama albüm çalışmasında yer aldıktan sonra, nihayet cesur bir firma Rashit’e buralarda albüm yapmaya karar verir.

Kod Müzik etiketli ‘Telaşa Mahal Yok’, 1999 yılında Türkiye’nin ilk yasal punk-rock albümü olarak raflarda yerini alır. Yasal kelimesiyle birlikte birsürü sıkıcı ifade geliyor insanın aklına. Lakin ‘Dinazor’ şarkısı hariç toplam 10 şarkı albümde yer alır. Terk edip giden sevgilisine ‘O yol bayır aşağı / girsin g.tüne dinazor t.şşağı’ gibi pek de iyi niyet beslenmeyen bir şarkıyı albüme konmasını engellemek için gerekli kurum ve kuruluşlar el birliğiyle çalışmış ama şarkının internet aracılığıyla türün meraklılarına ulaşmasını engelleyememişlerdir.

Slogonvari bir albüm ‘Telaşa Mahal Yok’. Sıkmayan, hatta eğlenceli bir muhaliflik albümü farklı bir kefeye koyuyor. Rashit tokat atmakla kalmayan, tokattan sonra adamın üstüne çıkıp seken bir iş çıkarmış. Kirli kayıt, rahatsız edici vokal ve gürültülü müzik bir Punk grubundan beklenecek düzeyde. ‘Paran Yoksa Öl’, ‘Katilin Adı Yok’, sonradan Hollanda da EP olarak yayınlanan ‘Kapak Güzelleri’ ilk bakışta öne çıkanlar. Albüm bir hikaye gibi akmasa da içimizdeki nefreti seri bir şekilde dışarı çıkarmamızı sağladığından, farklı bir bütünlük gösteriyor.

Baklava çalan sokak çocuklarına 10 yıl hapis veren devlete, mafya ile arayı iyi tutan üst mevkilere, tüm bunları haberlerde izledikten sonra gayet kabullenmiş bir şekilde tepki verenlerle derdi var bu albümün. Kendinden beklenen ilk albümüm ardından kısa bir süre dağılan grup, ayrılıktan bir yıl sonra tekrar birleşip konserlerine devam etti.

Grubun daha fazla dinleyici kitlesine ulaşmayı sağlayan ‘Adam Olmak İstemiyorum’ Ada Müzik etiketiyle 2002 yılında piyasaya çıktı. İlk albümdeki sert soundun biraz daha uzaklaşıldığını hissettiren albüm, kirli kayıttan da biraz daha uzaklaşmıştır. Punktan çok punk-rock tarzındaki albümde, müzikal anlamda daha cesur ve deneysel davranılmış. Eğlence daha da artarak devam etmiş ve tokat yerini yumruk gibi sözlere bırakmış.

Kişisinin kendisiyle ve çevresiyle yüzleşmesini isteyen bir Rashit var karşımızda. Çok uluslu şirketlerin sıradan kölesi olmanın kalp krizine yol açacağını öğütleyen şarkıları bile var!. Küreselleşmeye karşı, silahlanmaya karşı, tektip modeline karşı, dünyada aç yaşayan insanların varlığını hatırlatıyor. Yazmak isteyenin korkmadan da yazabileceğini, aptal haberlerle beynimizi bitirmeye çalışan medyaya karşı da uyarıyor. ‘Her gün beynini yıka çıkmadan sokağa!’ gibi etkili bir öğüt barındıran ‘Sakın İnanma’, ‘Sansür’ ve ‘Özgür Basın’ basın için gayet gerçekci yaklaşımları olan benzersiz 3 şarkı. Renk olsun diye bir adet ‘Ağlama Değmez Hayat’ coveri de barındıran albüm genel olarak özeleştiri temasını farklı ve rahatsız edici sözlerle işliyor. Her gerçek beraberinde biraz rahatsız ediciliği de taşımaz mı?.

Ve Rashit’in en populer olduğu, en çok eleştirildiği albüm. 2006 baharında ‘Herşeyin Bir Bedeli Var’ yılın en şaşırtıcı albümlerinden oldu. Sebep ise, grubun bağımsız bir firma yerine Sony/BMG ile çalışması. Burada Rashit’e mantıksızca saldırmak çok kolay. Kardeşim sen albümünde tüketim toplumunu, küreselleşmeyi, kapitalizmi eleştiriyorsun ve sonra çok uluslu bir firmadan albüm çıkarıyorsun. Bu tarz yaklaşımlara benim şahsi yorumum şudur; bu adamlar albüm yapsınlar emek harcasınlar, tek geçim kaynakları müzik olsun. Sende gir internete albümü full download et. Rashit albüm yapsın, sen indir. %100 bedava. Oh, ne güzel. Elbette ki daha düzgün bir dağıtım ağı, pazarlama tekniği olan bir firmayla çalışmak isteyeceklerdir. Konu hakkında Rasit benden kısa ve net söylemiştir: ’Müziğimizi geniş kitlelere yaymak istiyoruz’.

Rashit ,3.stüdyo albümü ‘Herşeyin Bedeli Var’ ile düzenleme konusunda bir adım daha ilerlemiş gözüküyor. Müzik yine eğlenceli, fakat bu sefer türk müziğine biraz daha yakın durulmuş. Tüketim çılgınlığının acımasızca eleştirildiği albüm de, bol bol sosyolojik saptamalar var. Toplumda yer edinme kaygısı, tükettikçe tüketme arzusu, hızlı yaşamın çelişkileri albümde yer almış. Albümle ilgili en büyük eksiklik ise, kayıdın çok temiz olması. Punk ruhun kirli müziği bu adamlara yakışıyor.

Silah üreticilerinin silah üretiminden vazgeçip hayvanları koruma barınakları açtığı, mafyanın devletten ayrıştığı, mafyanın hç olmadığı, işçinin, emekcinin hakkının verildiği bir dünya hayal ediyorum. Rock’n Coke’a çıkarak kapitalizmin merkezinden kapitalizme rahatsızlık vermek isteyen Rashit’in anlaşıldığı bir dünya. Gemisini kurtaran kaptanların tedavülden kalktığı bir dünya hayal ediyorum. Herşey tam olsa bile, yine iyileştirecek birşeylerin var olduğu bir dünya hayal ediyorum.. Tıpkı Rashit gibi..’Başka Bir Dünya ‘...



Halil AĞA
cypaibo@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder