BABANA BİLE GÜVENMEYECEKSİN GURURLU GENÇ / 1211
İnsanın en hastalıklı hali aşk halidir. Çok aşk bilir abilerimizden, ablalarımızdan hep böyle öğrendim, böyle programlandım. Sonra o ablalarla birlikte hep beraber zengin gencin aşkı uğruna fakir kızla hayatını birleştirerek, madden sıfırlandığını izledim.
Zengin gencin zengin ailesi bu hali vakti yerinde olmayan gelini elbette kabul etmeyecek ve aşağı tabakadan bu kızı kabul ettiği için oğlularına da miraslarından zırnık(!) koklatmayacaklardır. Gururlu gencimiz ceketini omuzuna asıp evden çıkacaktır. Kucaklaşan sevgililer ölünceye kadar diye hönkürürlerken, kuşlar bambaşka ötüyordur artık.
Seri şekilde soruyorum. O kadar huzurlu kuşlar nerede yaşar ki? Kuşlar aşkı anlar mı? Ve neden benim kuşlarım yemlerini ve sularını döküp döküp beni sinir ediyorlar. Bir çift kokodil ne de güzel gelecekti evimize. Hele Ajda Superstar 83 kapağındaki Ajda takkası modeli takkallilerini gördüğümde işte bu dedim!. Hemde yalnız kalmasınlar diye çift olarak aldım.
Yapılmayan ödev-Bizimkiler dizisi-Pazar sendromu beynimde o kadar kalıcı bir hasara yol açmış ki; kuşlara 3 gün boyunca maşşuk diye ıslıkımsı bir sesle seslendim. Ne olurdu bir cikk sesi duysaydım. Tık yok!. O sinirle birinin adını kuş, diğerinin adını ise Heidi Klum'a müthiş benzerliği ve pek bi sevgili dostumun önerisiyle haydi koydum. Oysa ben onları hep aşk yapsınlar diye tek bir isimle çağırmayı hedeflemiştim.
Keşke hep omzunda kuşu ve elinde fotoğraf makinesiyle oyalansaydı dediğim pek bi vatansever devlet büyüğümüz geldi aklıma. Neden olmasın. Kuşlarım omzuma pek ala çıkmalıydılar. Kan revan içinde kalan çıplak elimden sonra sırasıyla; muayene eldiveni, yün eldiven, inşaat eldivenini denedim. Ne denediysem olmadı. Nasıl bir çene yapıları ve hırsları varsa, her şekilde A RH(+) kanıma eriştiler.
Yılmadım onları hep ıslıkla karşıladım, sevdim, saydım. Yaz günü su tabancası alıp takkallilerinden pençelerine kadar ıslattım. Aşkı da gördüler. Sevgiyi de. Asla madden sıfırlanan zengin gencin kuşları gibi ötmediler. Belki de ceketini alıp evden çıkan genç kadar delikanlı olmadığımdandır kimbilir.
Sevgili genç yanlış yoldasın. Sevdiğine koşma, onu kucağına alıp yuroyuro döndüme demiyorum sana. Döndür be canım kardeşim de hiç bari önceden plan yapıp yanına biraz para alsan. Ne bileyim babanın kredi kartı, çek hesapları, ortak hesapları. Annenin nene yadigarı mücevheratı falan. Hakkını alaydın. Omzuna astığın ceketi kuru temizleme yaptıracak paran bile yok canım kardeşim.
Ya da sen gel kktc haberlerini takip et, nasıl zamane adamı olunurmuş gör. İnternetin yok mu gururlu genç?. Dert değil ben sana anlatayım. Hatta masal formatında anlatıyorum sana bu kıyağımı unutma. Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir ülke varmış.
Öyle güzel bir ülkeymiş ki, para arsızı da doğa aşığı da burayı istiyormuş. Kavgalar edilmiş, savaşlar çıkmış, o olmuş, bu olmuş. Bıkkın ama umutlu halk 2004 yılında çok heyecanlanmış. Referandum olmuş, seçim olmuş. Umut vaad eden, emekci, başka bir yarın mümküncüler başa gelmiş. Herkesler mutlu, herkesler umutluymuş.
Bir yıl önceki fiyatının iki misli fiyatına okyanus kokulu yüzey temizleyici satın aldığımız gün, zamların sanki biraz fazla olduğunu düşünmeye başlamış ve vatandaşı olup vize ile yürüyerek geçtiğimiz sınırlarda yoğunlaşmaya başlamıştık. Daha ucuz ürünler hayallerimizi süslemeye başlamışken emekci, barışcı yöneticilerimiz sınırlar koymaya yasaklar getirmeye başlamış. Bir çakulattan ne olur diyemezsin sayın gururlu genç, onu bile çöpe atarmış emek en yüce değer. Hemde öyle bir atarmış ki, ne yüceni anlarsın ne de değerini.
Belli başlı sendikalar yıllardır yanyana sendikalaştığı adamlara karşı grevler, eylemler yapmaya başlamış. Yıllardır sayısız grevde öncü olan şimdiki yöneticilerimiz bu durumdan hiç hoşlanmamış. Ellerinden geldiğince grevleri engellemeye veya kötülemeye başlamışlar. Halk şaşırmaya başlamış ve sınıflar arası ayrımı kaldırmak için oy verdikleri adamların devlet kadrolarını şişirip şişirip şişirdiğini duyunca buna bir anlam verememişler.
Sendikacı yöneticilerimiz sendikalanmak isteyen öğretim görevlilerini işlerinden etmiş, çadırlarda yatırmış ve hiç açıklama gereği duymamış. Çadırda yatan öğretmenler seslerini duyuracak birilerini bulamazken başbakanımız çadıra 4 dakika mesafede bir diyet merkezi açılışındaymış. Ülkeye yapılan mega bir yatırım olarak sağlıklı yaşam ve diyet merkezini gösteren bir başbakanımızın olduğu buralarda tüm pazarlamacılar istifa etsinmiş.
Zirve yapılmış, pazarlama adına gelinecek en son noktaya artık gelinmiştir zaten. Dokuz dersten kalan öğrencilere sınıf geçirten milli eğitim bakanımıza çok sorular varmış. Ama onun açılıştan açılışa koşması, baklava börek limonata üçgenini test etmesi lazımmış. Lütfen, sayın gururlu genç. Gurmelik diye bir meslek var. Acımasız olmayın. Saygı duyun.
Bu küçücük adada insanlar haftasonları denize gidermiş. Ama yavaş yavaş tüm sahiller satılmış. Şükranla satılmış. Şezlong kullanmayacak olanların sahile girmesi serbestmiş yasaya göre ama iş gerçeğe gelince herşey farklıymış. Taş suratlı güvenlik görevlileri sizden 20 YTL istiyorlar, vermezseniz kovuyorlarmış.
Yasayı hatırlattığımızda kendimizle yüzleşiyoruz sevgili gururlu genç. Şöyle ki, sabah işe gitmek için çalıp duran alarma nasıl davranıyorsak hükümetimiz de bize öyle davranıyormuşuz. Biz alarmın derdini dinlemeyip ertele/snooze tuşuna bastıkça, onlar da bizi dinlemiyormuş. Yani anlayacağın biz şikayet edip, biz dinliyormuşuz.
Malumunuz internet artık gerekliliği tartışılmaz bir teknoloji. Rekabet koşullarından memnun firmaların ve müşterilerin mutluluğu çok sürmemiş. Eski öğretmen, yeni telekomünikasyon dairesi müdürümüz kalite için ADSL fiyatlarını sabitlemiş. ADSL hızlı internet demekmiş. Sabitlenen fiyatlar ise oldukça yüksek ve dünya geneline göre ultraHİPERmega pahalıymış. Sabitlenen fiyatlar, alınan vergiler. Hayırrrr sayın gururlu genç!. Çok fesatsın. Yükselen fiyatlardan alınacak vergileri hiç düşünmediler bu fiyatları sabitlerken, tek dert daha kaliteli bir iletişimmiş.
Ayda 90 kusur YTL'ye internet satın alamayacağımızdan dial-up bağlantı almışız. DİAL-UP en ilkel internet bağlantısıymış ve elalem 4 dakka koskoca film indirirken, biz 15 dakikada www.gmail.com'dan e-maillerimizi kontrol etmeye çalışıyormuşuz. Tüm bunlar gerçekmiş, kaliteyi iyi fark edinizi sayın gururlu genç.
En çok satan ikinci gazeteye reklam gelirinde en alt sıraları uygun gören yüce emekcilerimiz, 5. gazeteye dehşet reklam geliri iletmiş. Saygıyla eğilelim efendim. Saygı duyunuz. Onlardan iyi mi bileceksiniz. Kupon vermeyen, ve sadece okunmak için en çok satılan 2. gazete olmak neyi değiştirir. Seve seve seveceksiniz bu adamları. Sevmezseniz hoopp en alt sıralar.
Kitlesel ulaşımın sıfıra yakın olduğu ülkemizde hem ulaşım hem de artistlik olarak arabalarımızı kullanıyoruz. Şahane benzin zamlarından sonra artisliği bırakıp sadece ulaşıma koşullanmışız ama bu seferde ruhsat vergileri çıkmış karşımıza. Yenmez, yutulmaz, ödenmez şekilde gelen zamlardan dolayı gerçekten ödeyemez duruma gelmişiz. Üstün alman mühendisliği ürünü sol direksiyon arabalara da ekstra vergi gelmiş. Hatta klimaya bile vergi alacaklarmış sayın genç. Gerçi henüz açıklama çıkmadı klimalar için. Sanırım halk olarak paranoyak olduk. Biz ki kimlerden geldikkk... diye naralar atayım mı sayın gururlu genç. Şanlı geçmişimizden falan bahsedeyim mi?.
Bak ben sana ne anlatayım. Şandan falan daha önemli. Ceyran var ya elektrik her işin başı oymuş. Hayat ona endeksliymiş bir nebze. Olağanüstü zamlardan sonra neye uğradığımızı şaşırdığımızdan maksimum tasarrufa odaklanmışız. Üstüne üstlük Maliye bakanımız daha az bile yaptık tadında açıklamalar yapmış. Havanın biraz estiği bir gece bu satırların yazarı camlarını açmış. Günde 2 defa 185'i arayıp deredeki sineklere çözüm bulmalarını istermiş. Ama gene de camlarını açmış. Sinek gelmiş ısırmış. Ertesi gün yataktan kaldırtamadan yerlere düşürtmüş. Efendim halk dilinde paçavura denen illet yapışmış yakasına.
1 gecelik elektrik tasarrufu fikri,2 gecelik hastane masrafının 1 aylık elektrik faturasına denk gelmesi ve 1 haftalık iş kaybı.1211 sence bu bir şifre mi gururlu genç?. PIN kodu falan. Ha ne dersin?. Arada bir bende kadere küsüyorum, esip savurup mangalda kül bırakmıyorum. Bak sana bir TARKAN şarkısıyla düşünme payı verdim. Bulamadın mı 1211'i?. Doksisiklin etkin maddeli geniş spektrumlu antibiyotik kullanıyorum sayın gururlu genç. Beynim ve bedenim iyileşmek konusunda çatışıyor ve sen bana yardım etmiyorsun ha.
Kime diyorum ben?. Sende mi alarm intikamı yapıyorsun. Hadi be yardım etmezsen etme. Zaten hiçbir filminizde ağlamadım sizin. Hatta fakirlendiğinizi görünce ohhh çektim içimden. Bizden oldunuz diye. Ha nerde ağladın diye sorarsan, evde kalmış kız kurusu Ayşen Gruda ve ona hayıflanan anası Adile Naşit derim.Ben hep derim de bir kere olsun sende de.1211?.
Halil AĞA
cypaibo@gmail.com
puştmun gardaş sen böyle yazılar yazan
YanıtlaSil