25 Temmuz 2010 Pazar

kelebek toka imparatorlugu- haziran 2007

‘KELEBEK TOKA’ İMPARATORLUĞU

Orta halli bir ev,bir anne,bir bağrıaçık yanık tenli anadolu kaplanı misali delikanlı,bir adet sarışın alımlı kadın. Tv izliyorlar.Dallas bitince anne kızına tv yi kapatmasını söylüyor. Kızımız yerinden kalkıyor.Boy pos, endam, gayet ‘trend’ bir kıyafet.Sarışın ev kızımız, dar pantolon,vatkalı bluz ve tüm evi inletecek kapasitedeki topuklu ayakkabılara sahip. 1 metreye yakın sapsarı saçlarını sağ tarafına atmış tv ye doğru ilerliyor.Ve çok ani bir hareketle 270 ila 365 derece arası bir açıyla saçlarını sağdan sola atarak ayni anda tv yi kapatıyor. Bu bile yeteri kadar ürkütücüyken kızımız durmuyor ve ayni saç atma hareketini yüzerken, oynarken, gülerken, uyurken, yürürken, koşarken uygulamaya devam ediyor. Hatta cocukluğumun düzgün ve şımarık kız idolu ayşegül’ü aratmayacak klişeler yaratıyor.Ayşegül demişken.Ayşegül’ü unutabileniniz var mı? İyi,masum,sevgi dolu, herkese yardımcı kız modeli ayşegül, kitaplarıyla ilkokulda beynimize işlemeye başlamış, yeteri kadar bizi zehirlediğine inanınca kır gezisi macerasında seriyi sonlandırmıştı. İthal kahramanları seven ve onların hayat tarzına uygun yaşmamamızı takdir etmeye meraklı eğitim sistemimiz yine bir hezimete uğramış kızları ayşegül gibi yapamamış, erkekleri ise ayşegülün temiz giyimli erkek arkadaslarına benzetememiştir.
Saçlarıyla yaşayan kızımıza dönecek olursak o hayatından memnun,gerek abiye kıyafetiyle denize bakarken, gerekse kırmızı bmw siyle yollarda süzülürken ,gerekse kendini o.rospu diye adlandırıp karsısındaki erkeklere ‘ha,ha şimdi mi öğrendin’ diyerek mutlululuğu bulmuş bir kadın. Ve tabii tüm bunları vhs videolardan izleyen biz zavallı 70 sonu veya 80 başı doğan sorunlu çocuklar. Evet, sorunlu olmamızın, zihinsel boşluklara girip çıkmamızın sebebi budur. Çünkü,bunları yapan sadece bir kadın değil bir banu alkandır. Hatta ve hatta bonusu olan bir banu alkan; serpil çakmaklı,harika avcı ve ahu tuğba gibi yandaşlarını da türetmiş bir kadın. Onlar ki vatkalı ceketleri,kürkleriyle,uzun kamışlı(!) sigaralarıyla gittikleri parlak küreli diskolarda olay yaratan,tüm bakışları üzerilerine çeken,tutku öğesi kadınlar. 60 ların sinamasında kadının önemi yoktu, önemli olan sadece cinsel objeydi,70 lerde ise zerrin egeliler,arzu okay,ceyda karahan gibi kadınlar hem cesur sahneleriyle hemde bir devre yön vermeleriyle akılda kalıcı oldular hatta o kadar kalıcı oldular ki zihinlerde başlıbaşına kült oldukları bir endüstri yarattılar.Fakat, 70 lerde de kadının adı yoktu sadece temalar üzerine kurulu bir düzen vardı. Evden kaçan genç kız, fakir kızların zengin olma yolundaki hırslarının,onları hiç bilmediği bir yatak odasında uyandırma ve bu hırs yüzünden geneleve düşme serüvenlerini işleyen konular öne çıkmıştı. Kadının karakteri ilk kez 80 lerde var oldu.
Tanrıça olduğuna iyice inanan banu,madem ki tanrıcayım hani benim müzik albümüm diyerek, 99 da ‘neremi?’ yi çıkarmış ve kelimenin tam anlamıyla yer yerinden oynamıştı. Rating makinası olan banumuz parfüm işine bile girmiş ve 49 ytl den piyasaya sürdüğü parfümünü iki ay sonra, 1 ayda 10 kilo nasıl verirsiniz ve kadınların seks hayatını irdeleyen 500 sayfalık dergilerle bedava dağıtılmıştı.Tabii ki tüm bunlar albümün kültlüğünü engellemeye yetmez.
Bir bardak içkiden bir şey olmaz deyip,yatak haremi kuran nuri alço,nuri alçonun altın zinciri ve zeytinyağı bulaşmış hissi veren sarı bıyıkları. Her seferinde ayni tuzağa düşen,gözlerinin altındaki sürmesiyle dünyanın en şuh kadını izlenimini doğal olarak yaratan ahu tuğba. Gençlerin toplanıp eğlenmeleri için ille ki diskoya ve eğlence mekanına gerek yok, hani yeni ve özenti bir deyim olan ‘çalmadan oynar bizim ayılar’ durumu burada vucut buluyor ve gençlerimiz nerde olursa olsun ‘şeri şeri leydi’ diyerek eğlenmeye başlıyor. 80 lerin tüm abartısı danslara ve kıyafetlere yansıtılmış,başlıbaşına bir tez konusu olması gereken yarım kollu ceket oğlanların sırtından, kelebek toka aslan saçı yapmış kızlarımızın başından eksik olmuyor. Tüm elemanlar Arz-ı endam ederek akrobatik hareketler eşliğinde dans ediyorlar.
Kelebeğin en şanslı hali bu olsa gerek. Hem yıldızlarımızın saçlarında,hem annelerimiz saçında,halkla bütünleşmeye önem gösteren büyüklerimiz gibi değil,direkman kaynaşıyor kelebek toka halkla. Kelebeğin şanssızlığı ise, büyük duygusömürü ustası kayahan’ın 3 sene önce DMC den çıkardığı ‘kelebeğin şansı’ adlı albümü olsa gerek. Düşünmeden edemiyorum çocukken hem sevimli,hem de kaliteli bulduğum(uz) bu muzisyen! ;nasıl olurda aniden karar alıp yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşmak gibi bir vizyon edinip bu tarz bir müzik, hiçbirşey anlatmayan sözlere sahip bir albüm;hatta aynısının tekrarı onlarca albüm yapar?.
Kaliteli müzik bizimle olsun derken, gökten 3 eşya düşmüş:Kaplan desenli harika avcı mayosu,serpil çakmaklı’nın kelebek tokası bir de nuri alço hapı. Hepsi kabulumuzdur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder