UMRUN UMRUMDUR! Yada KORKMAK Nedir?
Bünye yenilik ister, yeni olanı sever. Umitsizce açmıştım ilk müzik kanalımızı.
İlk olmasının yanı sıra yıllarca müzik sektörünü baltalayan, parasını vermeyene klip yasağı getiren kanalımıza bakıyorum..... Eşine az rastlanır bir orjinallik.Rock ve elektronik bir müzik, hafif yanık bir ses, civciv sarısı saçlarıyla ay üssü formatında bir klip. Genç şarkıcımız ‘yok mu bunun ilacı?’ diye haykırıyor, haykırmakla kalmıyor insanın içine işleyen bir atmosfer yaratıyor. Hayko Cepkin, hem farklı,hem bizden tarafıyla fark ediliyor ve ilk albümü ‘sakin olmam lazım’ kendine has bir dinleyici/izleyici kitlesi tarafından takdir ediliyor. Takdirle kalmayıp festivaller,konserlerle şahlanıyor. Canlı performans ile albüm arasındaki sound farkını merak edenlere ise, komşularını rahatsız etmemek için bağıramadığını söylüyor.Çünkü Hayko, ilk albümünü evinde dolduruyor.Üst komşum, duy bunları,bak ne düşünceli adamlar var şu dünyada!
Aradan 2 yıl geçtikten sonra uzun zamandır beklenen 2.albüm geldi. ’Tanışma bitti’ adını verdiği eserinde Hayko Bey, stüdyoda çalışmış, komşularını hiç rahatsız etmemiş. Korku ve siddet temalı albümün kartoneti sizi sarsıyor.Uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan ve ses çıkaracaksa bütün yazımızı mahvetme kapasiteli, yanık tenli şarkıcımız Mustafa Sandal’sa benim en büyük korkum. Etrafta birbirinden farklı, gelişmiş ırklara sahip sinek türleri saldırıyor Lefkoşa’daki yatak odama. Sinekkovarı çalıştırıp,huzurlu bir uyku dileyerek uzanıyorum yatağıma. Dereden beslenip gelişen sinekler yerine Mustafa Sandal giriyor kabusuma. ‘İstersen dağlar bağlarr..’ tarzı tekerleme türü şarkıları ve birden çok sponsorlukla desteklenen albümü, cem uzan mitinglerinde kitleleri coşturması, uyduruktan aşklarıyla gecemi mahvetmeye yetiyor da artıyor. İşte böyle anlarda hayatınızı kurtarabiliyor Hayko’nun albümü. Müzikal anlamda yolculukltan yolculuga cıkaran albümün müzikalitesini; bir de Hayko’nun sevgilisini, annesini, annesi kim polemiklerini ve atlas bebeği bilmemek inanılmaz bir haz. Yani az sonra az sonra diye ekrana yazı koyanlar, yazı koymak değil de gözümüze sokmaya çalışanlar bize Hayko’yu veremeyecek. Güllü dallı, ailenizin assolisti tarzı çalışmalardan bıkanlar için birebir yapay gülüşleriyle kitleleri perişan eden şarkıcılarımızın yerine kendini delen, banyoya girip suya elektrik salan bir zihniyet var.
Müzikal açıdan istediğini tam olarak yapan Hayko, tam da kendinden bekleneni vermemiş, çok çok ötesinde bir şey yapmış.Korkmamış, coşmuş, brütal vokallerden de kaçmamış.....
Peki ortaya ne çıkmış : Eskilerin deyimiyle adam gibi iş çıkmış.Albümde yine ayni ekiple çalışan Hayko, kapak ve fotograf konusunda istediklerini yapabilmenin etkisiyle hayli başarılı bir iş çıkarıyorlar. 4 adet intro barındıran albüm giriş ve gelişme safhalarıyla başlıyor ve bitiyor.İyi de ediyor çünkü,giriş ve gelişmenin verdiği heyecanı ve mutluluğu bir anda bitirebilme kapasitesini görüyorum ben sonuç ilişkili eserlerde. Biryerlere gitme adamıyım, sadece gitmek istiyorum, kalmak veya dönmek değil. Şarkılar da öyle zaten, sizi başka diyarlara götürüyorlar fakat orada kalmanız mümkün değil.Gitmek sadece gitmek. Hepimizin en büyük derdi aşk, albümde yer almış ama Hayko beddualarından geri kalmamış. ‘Yalnız Kalsın dediğin birine, bedduadır sesinin teline’ dediği şarkısı ‘yalnız kalsın’a şahane bir klip çeken Hayko Cepkin, özellikle klibin son 30-40 saniyesinde hayran bırakan bir perfmansa imza atıyor. Yıllar yıllar önce bir klip görmek için saatlerce tv karşısında bekleyen bir çağın çocukları olarak youtube gibi video izleme siteleri uçan araba etkisi yaratıyor hayatımızda. Uçan arabayı çok sevdiğimizden gidip klibide izleriz,mp3 de indiririz diye diye bitmeye yaklaşsa da müzik sektörü; hak edenin orjinal albümünü alırız değil mi?.Tabii ki alırız. ‘Ölüyorum’ la arabeske yaklaşan, ‘Melekler’le arabeskin dibine vuran, ‘sıkı tutun’ ile tepeden yere düşüren bir albüm. 2000’lilerin ikinci yarısından itibaren hüküm süren yeni akım buralarda zirveye yaklaşmış, çünkü salt rock değil birçok akım bu albümde yer buluyor. EMI’ın işbilir patronu Hakan Kurşun, ilk günden beri Hayko Cepkin’e neden inandığını bir kere daha gösteriyor. Havaların ısındığı,olası elektrik kesintilerinin yeniden kapımızda olduğu şu günlerde takın kulaklığınızı gidin sahil kenarına, dalga sesiyle birleşince bambaşka bir ruh haline girmek kaçınılmaz. Tabii ki sahilde ‘akdeniz akşamları’nı söyleyerek hayatın ritmine çomak sokmaya çalışan birileri varsa önce onları sessizleştirmek lazım. Az mı çekti bu gençlik ‘akdeniz akşamları’,yanan sahil ateşi ve kız tavlama amaclı gitarlanan gençlerden. ‘Umrun Umrumdur,sen bilmezsende’ gibi alçakgönüllü bir düşünceyi söyleyebilen Hayko’ya burdan sesleniyorum,duysun seni tüm dünya. Bütün dünya buna inansa, bir olsa, sonsuza uzansa birde umrun umrum olsa. Hem ölmek,hem yaşamak,hem coşmak, hem dibe vurmak,hem de bunları yaparken dantelli,dünüşünülmüş,içi boşalmış müzikten dem almak istemeyenlere duyurulur!
Halilağa//
cypaibo@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder