GÜNLER GEÇTİ HASRETİNLE:: HASRET DÖNDÜ ÖZLEMİNE
Elektronik-müzik:2
Bahar; mevsimlerin en güzeli. Deniz aktivitesi ile büyük artı kazanan yaz mevsiminin, en büyük dezavantajı yaz’a damgasını vurmaya çalışan adamlardır. Atletini giyen sanatçı gençlerimiz; terli vücutları, en az bir düzine kadar manken kızcağızla ve atlet kaldırıp karın kası gösterme hareketiyle yazın klişesi kliplerde rol alırlar. Kesinlikle ne söylediklerini, ne anlatmaya çalıştıklarını anlayamadığımız bu gençlerin kliplerinde olmazsa olmazlar vardır. Eğer şarkıcımız kadınsa, mutlaka üstü açık bir spor araba, spor arabanın içinde ‘biz erkeksiz de varız’ bakışlı bir kaç kız , arka planda dans eden 3-4 tane klip zencisi ve klip sonunda bayan şarkıcımızın bir göz kırpma hareketi mutlaka olmalıdır. Damgacı şarkıcıların Erkek versiyonu ise, daha çekilmezdir. Oğlumuzun vücudu mutlaka fit, terli ve bronzlaşmış olmalıdır. Şarkı sözleri kesinlikle hiçbirşey anlatmamalı, bol miktardaki manken kızın içinde dünyanın son günüymüşcesine sırıtarak eğlenmeli ve su lastiğiyle bikinili bir kızcağızı yıkarken birlikte oynaşmalıdır..
Bahar denince, akla ilk gelen aile piknikleri. Tüm aile toplanıp pikniğe gitmek bahar mevsimine en yakışanıdır. Mevlam saldım çayıra modeli herkes çimlere, ağaçlara, doğaya teslim olmuşken hersey o kadar da sakin değildir aslında. Salata hazırlayan hanımların birbirlerine yeni dedikoduları aktarırken, ruh halleri pek sakin olamaz. Ortada dolaşan önemli bir dedikodu varsa ve o bunu duyan en son kişiyse, kadının psikolojisi pek de sakin olamaz. Durum 17-18 yaş arası gençler içinde farklı değildir. Elinde birası mangal başında kebap pişirip geğiren bir akrabanın, geğirme arası hangi mesleği seçeceğinle ilgili yorum yapması dayanılmazdır. Yetenek, zevk, becerinin hiç önemi yoktur, aile mutlaka ama mutlaka garanti bir iş seçimini empoze etmeyi sever. Askerliğini bitiren bekarlar için de aile piknikleri işkencedir. Artık adam olduğundan evlenmelisin. Ve mangal başındakiler olsun, salata yapanlar olsun herkes sana evlenmenin gerekliliğini anlatır. Akşamüstüne doğru, kadınlar gelin adaylarını saymaya başlar. Herşeye rağmen tüm aile toplanmıştır, amaca ulaşılmıştır ve mutlu olunmalıdır.
Olaya farklı açılardan bakanlar da var. Bir bahar günü aynı ormanda piknik yapmak yerine, sevgilisini öldürüp ormana gömmek isteyenler de var. Olaya farklı bir açıdan yaklaşan bu düşüncenin sahibi bambaşka bir insan. Özlem Tekin. İlk albümü ‘Kime Ne?’ ile tanıdığımız Tekin, Türkiye de bir çok ilklere imza atmış bir isim. 1995 sonunda Peker Müzik etiketiyle piyasaya çıkardığı ilk albüm oldukça sevilir. Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır. Mütavazi olmaya gerek yok!‘Kime Ne?’ ile alternatif pop terimi Türkiye’de kabul görür ve alternatif müzikle uğraşan bir çok kişi veya grupların önü açılır.
‘Aşk Herşeyi Affeder mi?’, ‘Yar Bana Varmadı?’ ve töre alışkanlıklarını sorguladığı ‘Duvaksız Gelin’ şarkıları daha önce duymadığımız derecede özgündür. Sayısız konser veren Tekin, sadece rock müzik değil bir çok alternatif türe yakınlığını daha ilk albümünde hissettirir. Cem Yılmaz lı, Harley Davidson lu kült bir klibe sahip ‘Yar Bana Varmadı’ bugune kadar yapılmamışı yapar ve Almanya/Berlindeki Love Parade da bile çalınır. Love Parade, yıllardır dans ve elektronik müzik kültürünün en popüler organizasyonu olarak kabul edilir. Sağlam bir elektronik altyapıya sahip şarkıda , sesini korkmadan kullanabilen sanatçı, hep dünya müziğinin peşinde olduğunu her fırsatta dile getirir.
Oğlak burcu olmasına rağmen, tam bir Koç burcu özelliğine sahip Özlem Tekin, bir yaptığını bir daha yapmayacağını söyler ve bunu her fırsatta ıspatlar. Takvimler Mart 1998 i gösterdiğinde, bambaşka bir Özlem Tekin’le karşılaşırız. Albüm çıkmadan bir hafta önce klip ekranlarda gösterilir. ‘Altımda deprem / ardımda seller / gidiyorum dönmem
/ bahardan önce’ diye şarkı söylerken öldürdüğü adamı ormana gömen bir Özlem Tekin çekiciliği hergün karşımıza çıkabilecek bir güzellik değildir. Beklenen olur ve yaratıcılığa olan saygısından(!) hep emin olduğumuz RTÜK devreye girer ve klibin yayını yasaklanır. Aynı klip MTV listelerinde ilk 3’e kadar yükselir.
Albüm çıktığında ise, medya yeni bir günah keçisi yaratma peşindedir. Tekin’i bjork taklitçiliğyle, içki ve sigara gibi kötü alışkanlıkları gençlere özendirmekle hatta haftada iki sevgili değiştirmekle suçlarlar. Sanatçı cevabı zaten ilk albümüyle vermiştir: ’Kime ne? karman çorman hayatımdan/yalan dolan masallarımdan/Kime ne? Sevdalımdan / ben mutluysam...’
İkinci Albümü ’ÖZ’ tamamen elektronik müzik ruhuna sahip bir albümdür. Toplam 10 şarkıdan oluşan ‘Öz’ de 6 şarkının söz ve müziği Tekin’e aitdir. Elektronik müziğin yetenekli prodüktörlerinden Ümit Kuzer albümün prodüktörlüğünü üstlenir. Her fırsatta elektronik müziğe yatkınlığını dile getiren sanatçı istediğini tam olarak yapmayı başarmıştır. Şarkıların genelinde, sadece istediğini yapmak isteyen bir kişinin ruh halini görüyoruz. Aşk için kafa yormanın mantıksızlığını savunan Tekin, herkesin bir alternatifinin olduğunu her şarkıda dile getirmekten kaçınmıyor. Sanatçının yeni firması olan ‘Arya Production’ dan kaynaklanan promosyon eksikliği ve medyanın karalama çalışmalarından dolayı ‘Öz’ beklenen ilgiyi göremez. Türün meraklıları ve tekinistler(*) tarafından ilgiyle karşılanan albüm bugun bile sahaflarda yüksek fiyatlara alıcı bulabiliyor.
On yılı aşkın bir süredir Şebnem Ferah’la kıyaslanan Özlem Tekin’in arasındaki fark; yeniliktir. Türkiyenin ilk kadın rock grubu ‘Volvox’ ta birlikte olan ikili solo kariyerleri sebebiyle sıkça kıyaslandı ve halen daha bu kıyasalamaya devam edenler var. İkisi de çok usta müzisyenler olmasına rağmen, Şebnem Ferah müziğinde çok fazla değişim yapma taraftarı değil . Elbette ki, değişim yapmaması kötü olduğunu göstermez. Aksine Ferah, gelmiş geçmiş en iyi müzisyenlerimizdendir.
‘Öz’ albümünden hemen sonra haziran 1999’da 3. Özlem Tekin albümü ‘Laubali’ müzik marketlerde yerini alır. Bu kadar kısa bir zaman diliminde yeni bir albüm tekinistler tarafından heyecanla karşılanır. Bir yıl önceki asi, saldırgan, gotik kızdan hiçbir eser kalmaz ve sanatçı güllü dallı elbiseleriyle bambaşka bir ruh hali sergilemeye başlar. Tür olarak elektronik pop diyebileceğimiz ‘laubali’, 80lerin disko müziğinden bol bol nasibini alan bir albüm olur. ‘Sorma’ ‘Ve Olamadı Aşk’ retro diskonun başarılı örneklerinden sayılabilecek şarkılar. Darbukalı, tekerlemeli pop müziğin yer almadığı ‘Laubali’, tamamı modern bir albüm. Bir önceki albümdeki ruh hali, görüntü, şarkıların anlattığı duygular değişir; değişmeyen tek şey Tekin’in cesur yorumu olur. Kırlarda dolaşan, yer yer seven, sıkca aşık olan hatta ve hatta kadere isyan(!) eden bir Özlem vardır karşımızda. ‘Yazmamışlar’ şarkısında Doğuş ile düet yaparken kafasından geçenleri hayal edebiliyorum. ‘Nasıl şaşırdınız ama?’
Şaşırtmayı seven kızımız, 2001 yılının başında buraları terk ettiğini söyler ve Amerikaya yerleşir. Elbette ki bu haber sevenlerini üzer. Ama her tekinist bilmelidir ki, Özlem için dün dündür; bugün bugündür. Nisan 2002’de, tamamını 3 haftada hazırladığı ‘Tek Başına’ albümünü de yanına alıp Amerikadan dönüş yapar. Tüm albümlerinde olduğu gibi Rock müzik ruhunu hissettiren albüm oldukça beğeni kazanır. ‘Dağları Deldim’ şarkısıyla, özgür kız Nil Karaibrahimgil’e özgürlüğün dersini veren şarkıcımız tekrardan hayatımıza girer. Elektronik altyapılı şarkıların daha hakim olduğu albümde, yer yer hiphop öğelere rastlamak mümkün. Albümün ikinci tarafının tamamına trance müzik hakimdir. ‘Kırıldım’ şarkısı eşi benzerini daha önce hiç duymadığımız bir yakarıştır. Aksak trance müziğin arasında ‘Nasıl kaçılır bu şehirden:tüm yollar sana çıkarken?..’ diyerek iç çeken bir Özlem Tekin, her tekinistin rüyasıdır. Bulutların üzerinde uçan, mutlu, pozitif bir ruh halinin hakim olduğu albümde; ‘Onun İçin’, ’Hep Yek’ , ’Aşka Dair’ öne çıkan parçalar.
Ayrılık yaramış dercesine hoş şarkılar barındıran ‘Tek Başına’dan sonra Özlem Tekin güzelliğini fark eder!. Madem ki ortada bir güzellik vardır ve bu fark edilmiştir o zaman bunu halka sunmak lazımdır. Önce MAX ve FHM dergilerine erotik pozlar verilir, sonra ‘Karaoğlan’ ve ‘Sil Baştan’ adlı T.V dizisinde boy gösterilir. Ama, esas oyunculuk çıkışını ‘Mucizeler Komedisi’yle yapar. Şener Şen ile başrolünü paylaştığı müzikal, Tekin’e müthiş bir prestij kazandırır çünkü, en saygın eleştirmenlerden bile tam not almıştır.
2005 yılında ‘OZZ’ grubunu kuran Özlem Tekin bundan sonra grup olarak devam edeceklerini açıklar. Hemen akabinde son solo albümüm diyerek ‘109876543210’ ı piyasaya sürer. Bugune kadar yaptığı en sert albümü budur. Elektronik alt yapıya sahip sadece 3 şarkı vardır. Sanatçının, kendi içinde varmak istediği noktaya vardığını hissettiğim albüm, hayata isyan bir ruh hali sergilemekte. Özlem’in oyunculuk çalışmaları, festivaller derken albüm pek gündeme gelmez.
‘OZZ’ la yollarını geçtiğimiz aylarda ayıran Tekin, şimdilerde İstanbul Senfoni Orkestrasıyla birlikte konserler vermekte. Kimsenin yapmadığını yapmaya meraklı sanatçımız, klasik müziğe rock müzik ruhu eklemekle meşgul şu aralar. Eminim ki,yeni albümün bir yerlerinden elektronik müzik fışkıracak!
Ne yaparsa yapsın, ne denerse denesin her zaman kendine has bir tavrı olan bir sanatçı Özlem Tekin. Daha önce gidilmiş herhangi bir yoldan gitmeyen, kendi kulvarını açmaya çalışan bir garip deli. Özlem Tekin.
Halil ağa//haliltekno@yahoo.com
*Özlem Tekin fanlarının birbirlerine hitap şekli. Özlem Tekin fan sitesi: www.ozlemtekin.biz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder